Omuz ağrısı, temel olarak rotator manşet yırtıkları, omuz sıkışma sendromu (impingement), donuk omuz veya bursit gibi yumuşak doku zedelenmelerinden kaynaklanır. Eklemin stabilitesini sağlayan kas ve tendonların aşırı kullanımı, travmalar, duruş bozuklukları ve yaşa bağlı kireçlenmeler bu rahatsızlığın en yaygın sebepleridir. Mekanik sorunların yanı sıra boyun fıtığı kaynaklı sinir sıkışmaları veya iç organlardan yansıyan ağrılar da omuz bölgesinde hissedilebilir. Sağ omuz ağrısı sıklıkla baskın kullanıma bağlı tendon hasarları ve safra kesesi problemleriyle ilişkilendirilirken, sol omuz ağrısı kalp rahatsızlıkları açısından kritik bir gösterge olabilir.

Omuz eklemi yapısı neden ağrıya bu kadar yatkındır?

Omuz eklemini anlamak için bir benzetme yapmak gerekirse, bu eklem bir golf topunun bir golf çubuğu üzerinde durmasına benzer. Kalça eklemi gibi derin bir yuva içine oturmuş, kemiksel olarak çok sağlam ama hareketi kısıtlı bir yapıdan bahsetmiyoruz. Omuzda öncelik harekettir. Kolunuzu yukarı, yana, arkaya, öne götürebilmeniz ve kendi ekseni etrafında döndürebilmeniz için eklem yüzeylerinin teması sınırlı tutulmuştur.

Peki, bu “golf topunu” o küçük yuvanın üzerinde düşmeden kim tutuyor? İşte sorunun cevabı ve ağrının kaynağı buradadır: Yumuşak dokular. Omuzu yerinde tutan ve hareket ettiren şey kemikler değil; kapsül dediğimiz kılıf, ligament dediğimiz bağlar ve meşhur “rotator manşet” kas grubudur. Bu yumuşak dokulara binen yük inanılmaz boyutlardadır. Gün içinde yaptığınız her hareket, kaldırdığınız her yük, hatta bilgisayar başında duruşunuz bile bu dokuları strese sokar.

Omuz ekleminin stabilitesini sağlayan ana yapılar şunlardır:

  • Supraspinatus kası
  • İnfraspinatus kası
  • Teres minör kası
  • Subskapularis kası
  • Labrum kıkırdağı
  • Eklem kapsülü
  • Bursa yastıkçıkları

Bu yapıların tamamen yumuşak doku olması, onları yıpranmaya, zedelenmeye ve yırtılmaya açık hale getirir. Kemiksel desteğin az olması nedeniyle omuz, vücudun en sık çıkan ve en sık ağrıyan eklemi unvanını elinde tutar.

Sağ ve sol omuz ağrısı nedenleri arasında fark var mıdır?

Hastalarımız kliniğe geldiklerinde genellikle ağrının tarafına göre farklı endişeler taşırlar ve bu konuda haksız sayılmazlar. Omuz ağrısının temel mekanik nedenleri her iki tarafta da aynı olsa da taraf farkı bize altta yatan başka sebepler veya risk faktörleri hakkında ipuçları verir.

Sağ omuz ağrısı, toplumun büyük bir kısmı sağ elini kullandığı için (baskın taraf), genellikle “kullanıma bağlı” yıpranmaları işaret eder. Sağ elinizle yazı yazarsınız, fare kullanırsınız, ağır kaldırırsınız, ev işi yaparsınız veya raket tutarsınız. Bu sürekli aktivite, sağ omuz tendonlarının daha çabuk yorulmasına, mikroskobik düzeyde zedelenmesine ve zamanla yırtılmasına zemin hazırlar. Ancak sağ omuz ağrısının sinsi bir nedeni daha vardır: Yansıyan ağrılar. Karın içindeki bazı organların sinir ağları, omuz bölgesiyle ortak bir yol izler.

Sağ omuz ağrısına neden olabilecek durumlar şunlardır:

  • Rotator manşet yırtıkları
  • Omuz sıkışması
  • Bursit
  • Kalsifik tendinit
  • Safra kesesi taşları
  • Karaciğer apseleri
  • Sağ akciğer sorunları

Sol omuz ağrısı ise biraz daha dikkatli yaklaşılması gereken bir durumdur. Elbette solaklar için veya travma geçirenler için mekanik sebepler yine ilk sıradadır. Ancak sol omuz ağrısı dendiğinde her hekimin aklına gelen ilk “kırmızı bayrak”, kalp kaynaklı sorunlardır. Kalp kasının oksijensiz kalması durumunda ortaya çıkan ağrı, sinir yolları aracılığıyla sol kola, çeneye ve sol omuza yayılabilir.

Sol omuz ağrısında dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

  • Kalp krizi riski
  • Anjina pektoris
  • Dalak yaralanmaları
  • Pankreas sorunları
  • Mekanik tendon sorunları
  • Donuk omuz

Buradaki en önemli ayrım şudur: Eğer omzunuzdaki ağrı kolunuzu hareket ettirmekle artıyor, dinlenmekle azalıyorsa bu %99 ihtimalle kas-iskelet sistemiyle ilgilidir. Ancak hareketten bağımsız, göğüste baskı hissiyle gelen ve eforla artan bir ağrı varsa, omuzdan önce kalp kontrolü gerekir.

Sıkışma Sendromu (İmpingement) omuz ağrısı yapar mı?

Omuz ağrılarının en sık görülen nedenlerinden biri, tıbbi adıyla “İmpingement Sendromu” yani sıkışma sendromudur. Omuz çatısını oluşturan kemik (akromion) ile kol kemiği (humerus) arasında dar bir tünel bulunur. Bu tünelin içinden omuzu kaldıran ana tendon ve “bursa” dediğimiz kayganlaştırıcı sıvı kesesi geçer.

Normal şartlarda bu tünel, tendonun rahatça kayabileceği kadar geniştir. Ancak bazı insanlarda omuz çatısı kemiği yapısal olarak kancalı olabilir veya yaşla birlikte tünelin içinde kireçlenmeler oluşabilir. Bazen de duruş bozukluğu (öne düşük omuzlar) bu tüneli daraltır. Sonuç olarak kolunuzu her kaldırdığınızda, tendon ve bursa bu iki kemik arasında tost gibi ezilir.

Bu sıkışma, zamanla kısır bir döngüye dönüşür. Sıkışan tendon şişer (ödem yapar). Şişen tendon tünelde daha çok yer kaplar ve daha çok sıkışır. Bu durum tedavi edilmezse tendonun lifleri zımparalanmış gibi aşınır ve kopmaya başlar.

Sıkışma sendromunun tipik belirtileri şunlardır:

  • Kol kaldırma zorluğu
  • Giyinirken ağrı
  • Ani batma hissi
  • Gece ağrıları
  • Omuz önünde hassasiyet

Gece uykudan uyandıran omuz ağrısı Rotator Manşet Yırtığı belirtisi midir?

Hastalarımızın yaşam kalitesini en dramatik şekilde düşüren şikayet, gece ağrılarıdır. Gün içinde işe güce dalıp unuttuğunuz omuz, gece başınızı yastığa koyduğunuzda zonklamaya başlar. Özellikle ağrıyan tarafın üzerine yatmak imkansız hale gelir, uykunuz sık sık bölünür.

Gece ağrısı, bizim için çok güçlü bir “Rotator Manşet Yırtığı” sinyalidir. Rotator manşet, omuzu saran dört adet kastan oluşan bir kuşaktır. Bu kasların tendonları, özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerde kanlanmanın azalması ve yılların getirdiği yıpranma ile zayıflar. Bazen ağır bir yük kaldırırken, bazen de sadece bir hırka giyerken ani bir “çıt” sesiyle yırtılabilir. Bazen de halatın liflerinin yavaş yavaş kopması gibi zamana yayılmış bir süreçte gelişir.

Gece yatarken yer çekimi etkisi ortadan kalktığında omuz ekleminin pozisyonu değişir ve yırtık olan bölgedeki iltihaplı dokular gerilir. Ayrıca gece vücudun doğal kortizon seviyesinin düşmesi de ağrı algısını artırır. Eğer gece ağrınız varsa, bu durumu “geçer” diye beklemek yerine bir an önce görüntüleme yöntemleriyle (MR veya Ultrason) kontrol ettirmelisiniz. Çünkü tam kat yırtılmamış bir tendonu kurtarmak çok daha kolaydır.

Rotator manşet yırtığının belirtileri şunlardır:

  • Gece uyanmaları
  • Kol kaldırmada güçsüzlük
  • Sırt kaşıma zorluğu
  • Saç tarama güçlüğü
  • Omuzdan kola yayılan ağrı

Omuzda kireçlenme veya taş oluşumu neden olur?

Halk arasında “omuzda kireçlenme” dendiğinde genellikle iki farklı durum kastedilir. Biri eklem kıkırdağının aşınması, diğeri ise bizim “Kalsifik Tendinit” dediğimiz, tendonun içinde gerçek anlamda taş oluşması durumudur. Kalsifik tendinit, omuz ağrısının en şiddetli, en can yakıcı nedenlerinden biridir.

Bu hastalıkta, vücut bilinmeyen bir nedenle (genellikle oksijensiz kalma veya metabolik sebepler) tendonun içine kalsiyum kristalleri depolamaya başlar. Bu birikim, diş macunu kıvamında veya tebeşir tozu gibi olabilir. Hastalık genellikle üç evrede ilerler. İlk evrede kireç birikirken ağrı hafiftir veya yoktur. Ancak “rezorpsiyon” dediğimiz, vücudun bu kireci fark edip eritmeye çalıştığı evrede, tendonun içi adeta bir yanardağ gibi basınçlı hale gelir.

Bu evredeki ağrı o kadar şiddetlidir ki hasta kolunu milim kıpırdatamaz, acil servise başvurmak zorunda kalabilir. Bu durum donuk omuz veya yırtık ağrısından çok daha keskin ve dayanılmazdır. Kalsifik tendinit, özellikle orta yaş grubunda, kadınlarda ve diyabetik bireylerde daha sık görülür.

Kalsifik tendinit risk grupları şunlardır:

  • 40-60 yaş arası bireyler
  • Kadınlar
  • Şeker hastaları
  • Tiroid hastaları
  • Sedanter bireyler

Donuk omuz hastalığı nedir ve neden olur?

Adı oldukça ürkütücü gelse de hastalığın kendisini çok iyi anlatan bir terimdir: Donuk Omuz. Tıbbi adıyla “Adheziv Kapsülit”. Omuz eklemini saran, normalde esnek ve geniş bir balon gibi olan eklem kapsülü, iltihaplanarak kalınlaşır, büzüşür ve kemiğe yapışır. Sonuç olarak omuz eklemi kilitlenir.

Bu hastalıkta sorun sadece ağrı değildir; asıl sorun hareket kaybıdır. Hasta istese de kolunu kaldıramaz, bir başkası kolunu kaldırmaya çalışsa da (pasif hareket) kol kalkmaz. Sanki eklemin içinde bir fren mekanizması devreye girmiş gibidir. Elinizi sırtınıza götüremez, saçınızı yıkayamaz, raftan bir şey alamaz hale gelirsiniz.

Donuk omuz genellikle bir travma sonrası omuzun hareketsiz kalmasıyla tetiklenebilir ancak en büyük suçlu metabolik hastalıklardır. Özellikle şeker hastalığı (diyabet), donuk omuz riskini ciddi oranda artırır.

Donuk omuz evreleri şunlardır:

  • Yangı evresi
  • Donma evresi
  • Çözülme evresi

Bu süreç kendi haline bırakılırsa 2-3 yıl sürebilir ki bu modern insanın hayat kalitesi için kabul edilemez bir süredir.

Boyun fıtığı omuz ağrısı yapar mı?

Omuz ağrısı şikayetiyle gelen hastalarımızın önemli bir kısmında aslında omuz eklemi sapasağlamdır. Sorun bir üst kattan, yani boyundan gelmektedir. Boyun omurları arasındaki disklerin fıtıklaşarak sinir köklerine baskı yapması, “yansıyan ağrı” dediğimiz bir tablo oluşturur.

Boyundan çıkan sinirler (özellikle C5, C6 kökleri), omuz bölgesinin duyusunu taşır. Bu sinirler boyunda sıkıştığında, beyin ağrıyı omuzda hissediyormuş gibi algılar. Bunu ayırt etmek aslında dikkatli bir gözlemle mümkündür. Eğer ağrınız omzunuzu hareket ettirdiğinizde değil de boynunuzu sağa sola çevirdiğinizde veya başınızı arkaya yatırdığınızda artıyorsa, sorun muhtemelen boyundadır.

Boyun kaynaklı ağrının özellikleri şunlardır:

  • Kola yayılan elektriklenme
  • Parmaklarda uyuşma
  • Sırta vuran ağrı
  • Boyun hareketleriyle artış
  • Kas güçsüzlüğü

Akciğer hastalıkları ve Pancoast tümörü omuz ağrısı yapar mı?

Çok nadir görülse de atlanmaması gereken hayati bir durumdur. Akciğerin en tepe noktasında (apeks) yerleşen bazı tümörler (Pancoast tümörü), bulundukları konum itibarıyla omuz bölgesine giden sinir ağlarına (brakial pleksus) baskı yapabilirler.

Bu hastalar genellikle omuz eklem hareketlerinde bir kısıtlılık yaşamazlar ancak “atipik” dediğimiz, mekanik olmayan, derin, kemirici ve istirahatle geçmeyen bir omuz ağrısı tarif ederler. Özellikle uzun yıllar sigara içmiş, açıklanamayan kilo kaybı olan ve tedaviye yanıt vermeyen inatçı omuz ağrısı olan kişilerde mutlaka akciğer görüntülemesi de düşünülmelidir.

Pancoast tümörü belirtileri şunlardır:

  • İnatçı omuz ağrısı
  • Kol iç yüzünde ağrı
  • Göz kapağı düşüklüğü
  • Terleme bozukluğu
  • El kaslarında erime

Omuz ağrısı tanısı nasıl konulur?

Omuz ağrısının tedavisinde başarı, doğru tanıya bağlıdır. “Omuzum ağrıyor” diyerek ezbere ilaç kullanmak veya rastgele egzersiz yapmak sorunu çözmediği gibi daha da kötüleştirebilir. Tanı sürecinde ilk adım, hastanın hikayesini dinlemektir. Ağrının ne zaman başladığı, nasıl bir karakterde olduğu, gece uyandırıp uyandırmadığı bize çok şey anlatır.

Ardından fizik muayene gelir. Ancak omuzun iç yapısını, kasların, tendonların ve bursaların durumunu net görmek için görüntüleme yöntemleri şarttır. Röntgen, sadece kemik yapıları gösterir; kireçlenmeyi veya kırığı görebilirsiniz ancak tendon yırtığını göremezsiniz. Bu nedenle MR (Manyetik Rezonans) ve Ultrason (USG) bizim en büyük yardımcılarımızdır.

Tanı araçları şunlardır:

  • Fizik muayene
  • Röntgen
  • MR görüntüleme
  • Ultrasonografi
  • Bilgisayarlı tomografi
  • Tanısal enjeksiyonlar

Özellikle ultrason, bizim için stetoskop gibidir. Hasta poliklinik koltuğundayken, omzunu hareket ettirirken canlı olarak tendonların nasıl çalıştığını, sıkışıp sıkışmadığını anlık olarak görmemizi sağlar. MR ise derin dokuları ve kemik iliği ödemini göstermekte üstündür.

Girişimsel Radyoloji omuz ağrısı tedavisinde neler yapar?

Geleneksel tıpta omuz ağrısı için iki yol bilinirdi: Ya ilaç/fizik tedavi ile geçmesini beklemek ya da ameliyat olmak. Ancak son yıllarda teknolojinin gelişmesiyle “Girişimsel Radyoloji” üçüncü ve çok güçlü bir yol olarak ortaya çıktı. Bizim felsefemiz şudur: “Görmediğin yere dokunma ve vücuda en az hasarı vererek en büyük iyileşmeyi sağla.”

Girişimsel radyologlar olarak bizler, ameliyat kesisi yapmadan, hastayı uyutmadan, sadece iğne deliklerinden girerek tedaviler uygularız. Elimizdeki yüksek teknolojili ultrason ve anjiyo cihazları, bize vücudun içini harita gibi gösterir. Bu sayede ağrının kaynağına milimetrik hassasiyetle ulaşabiliriz.

Girişimsel radyoloji yöntemlerinin avantajları şunlardır:

  • Ameliyatsız çözüm
  • Lokal anestezi
  • Aynı gün taburcu
  • Hızlı iyileşme
  • Düşük komplikasyon riski
  • Nokta atışı tedavi

Ultrason eşliğinde enjeksiyon omuz ağrısı için neden önemlidir?

Birçok hasta “Ben omzumdan iğne oldum ama hiçbir işe yaramadı” şikayetiyle gelir. Bu başarısızlığın en büyük nedeni, iğnenin “körlemesine” yapılmasıdır. Doktor, anatomik noktalara dokunarak iğneyi yapar ancak omuzun içi karışıktır. İlacın tendonun içine mi, bursaya mı yoksa yağ dokusuna mı gittiği şansa kalabilir. Yapılan bilimsel çalışmalar körlemesine yapılan enjeksiyonların başarı oranının %30-70 arasında değiştiğini gösteriyor.

Oysa ultrason eşliğinde yapılan işlemlerde biz iğnenin ucunu ekranda canlı olarak görürüz. İğnenin cildi geçişini, kasların arasından süzülüşünü ve hedeflediğimiz o 1-2 milimetrelik boşluğa girişini izleriz. İlacın oraya dağılımını teyit ederiz. Bu “nokta atışı” teknik, başarı şansını %100’e yaklaştırır ve yan etki riskini minimize eder.

Ultrason eşliğinde uygulanan maddeler şunlardır:

  • Kortikosteroidler
  • Lokal anestezikler
  • Hyaluronik asit
  • PRP
  • Kök hücre
  • Proloterapi solüsyonları

Özellikle PRP gibi rejeneratif tedavilerde, iyileştirici hücrelerin tam yırtık hattına bırakılması hayati önem taşır. Bunu körlemesine yapmak neredeyse imkansızdır.

Kalsifik tendinit tedavisinde Barbotaj yöntemi nedir?

Yukarıda bahsettiğimiz “omuzda taş oluşumu” (kalsifik tendinit) hastalığında, eskiden tek çözüm ameliyatla o kireci kazımaktı. Şimdi ise “Barbotaj” (Lavaj) yöntemi ile bu sorun dakikalar içinde çözülebiliyor.

İşlem şöyle işler: Ultrasonla kalsiyum birikintisinin yerini tespit ederiz. Cildi uyuşturduktan sonra, ince bir iğne ile bu kireç deposunun içine gireriz. İçeriye serum fizyolojik verip geri çekerek, o sertleşmiş diş macunu kıvamındaki kireci yıkarız (lavaj). Kalsiyum parçalanır, sıvılaşır ve şırıngaya geri çekilir. Basınç yapan madde oradan alındığında, hastanın ağrısı dramatik bir şekilde azalır.

Barbotaj işleminin özellikleri şunlardır:

  • Cerrahi gerektirmez
  • Dikişsizdir
  • Anında rahatlama sağlar
  • Tekrarlanabilir
  • Güvenlidir

Donuk omuz için Hidrodilatasyon ve Sinir Blokajı nasıl yapılır?

Donuk omuzda büzüşmüş ve yapışmış olan kapsülü açmak için “Hidrodilatasyon” işlemi oldukça etkilidir. Ultrason eşliğinde eklem içine girerek, basınçlı bir sıvı karışımı (serum, lokal anestezik, bazen kortizon) veririz. Bu sıvı, içerideki yapışıklıkları mekanik basınçla açar ve kapsülü içeriden genişletir. Balonu şişirmek gibi düşünebilirsiniz.

Ancak donuk omuz çok ağrılı olduğu için, hasta fizik tedaviye katılamaz. Bu kısır döngüyü kırmak için “Supraskapular Sinir Bloğu” yaparız. Omuzun ağrı duyusunu taşıyan ana siniri bulup, etrafına uzun etkili ağrı kesiciler enjekte ederiz veya “Radyofrekans” (PRF) yöntemiyle sinirin ağrı iletimini geçici olarak durdururuz.

Bu kombine tedavinin faydaları şunlardır:

  • Ağrısız fizik tedavi
  • Hareket açıklığında artış
  • Uyku kalitesinde düzelme
  • İyileşme süresinde kısalma

İnatçı omuz ağrısı için Anjiyoembolizasyon nedir?

Girişimsel radyolojinin omuz ağrısındaki en son yeniliği “Anjiyoembolizasyon”dur. Kronikleşmiş, aylardır geçmeyen, fizik tedaviye ve iğnelere yanıt vermeyen omuz ağrılarında (donuk omuz veya kireçlenme gibi) yapılan araştırmalar ilginç bir gerçeği ortaya çıkardı: Ağrılı bölgede normalde olmaması gereken “patolojik” kılcal damarlar ve onlara eşlik eden ağrı sinirleri oluşuyor.

Bu tedavide, kasıktan veya el bileğinden anjiyo yapar gibi girerek, omuz bölgesini besleyen damarlara kadar ilerleriz. Ağrıya neden olan o anormal damar yumağını (neovaskülarizasyon) bulur ve tıkayıcı maddelerle kapatırız. “Kötü” damarlar kurutulduğunda, ağrı sinyalleri de susar.

Anjiyoembolizasyonun avantajları şunlardır:

  • Kalıcı ağrı kontrolü
  • Kas-iskelet yapısı korunur
  • Genel anestezi gerekmez
  • Hızlı etki gösterir

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Call Now Button