Kalça ağrısı; temel olarak kireçlenme (koksartroz), trokanterik bursit, labrum yırtıkları ve avasküler nekroz gibi eklem içi veya çevresi yapısal bozukluklardan kaynaklanır. Doğrudan kalça ekleminden kaynaklanmayan ancak buraya yansıyan bel fıtığı, siyatik sinir sıkışması ve piriformis sendromu da sık görülen nedenler arasındadır. Ağrının yönü ayırıcı tanıda belirleyicidir; sağ kalça ağrısı çoğunlukla kas ve iskelet sistemi harabiyetine işaret ederken, sol kalça ağrısı divertikülit, böbrek taşı, kasık fıtığı veya jinekolojik sorunlar gibi iç organ patolojilerinden kaynaklanabilir. İyileşmeyen kronik ağrılarda kemik, yumuşak doku veya sinir kökenli ayrımın doğru yapılması, tedavi başarısının anahtarıdır.
Kalça Ağrısı Neden Olur ve Hangi Bölgeleri Etkiler?
Kalça ağrısı denildiğinde hastalarımızın çoğu ellerini kalçalarının yan tarafına veya arka kısmına götürür. Ancak tıbbi açıdan gerçek kalça eklemi ağrısı, genellikle kasık bölgesinde hissedilir. Bu ayrım, teşhis koyarken bizim için en önemli ipucudur. Ağrının kaynağı kemikler, kıkırdaklar, eklemi saran bağlar, kaslar veya sinirler olabilir. Hatta bazen sorun kalçada hiç yoktur; karın içindeki organlardan veya belden yansıyan bir ağrı kalçayı taklit edebilir.
Ağrının karakteri, süresi ve tetikleyen faktörler bize yol haritasını çizer. Kimi zaman yıllarca süren bir aşınma, kimi zaman ani bir ters hareket, kimi zaman da sinsi ilerleyen bir dolaşım bozukluğu bu tablonun mimarıdır.
Kalça ağrısına zemin hazırlayan risk faktörleri şunlardır:
- İleri yaş
- Aşırı kilo
- Ağır sporlar
- Geçirilmiş travmalar
- Doğuştan kalça çıkığı öyküsü
- Kortizon kullanımı
- Genetik yatkınlık
- Romatizmal hastalıklar
Kalça Kireçlenmesi (Koksartroz) Belirtileri Nelerdir?
Halk arasında kireçlenme olarak bilinen osteoartrit, kalça ağrısının en sık görülen nedenlerinden biridir. Zamanla eklem yüzeyini kaplayan kaygan ve pürüzsüz kıkırdak dokusu aşınır, incelir ve yer yer kaybolur. Kıkırdak koruyuculuğunu yitirdiğinde, alttaki kemik yüzeyleri birbirine sürtünmeye başlar. Bu sürtünme sadece ağrı yaratmakla kalmaz, eklem hareketlerini de kısıtlar.
Kireçlenmeye bağlı ağrı tipik olarak “mekanik” karakterdedir. Yani eklemi kullandıkça artar, dinlendikçe azalır. Hastalarımız genellikle sabahları uyandıklarında veya uzun süre bir koltukta oturduktan sonra ilk ayağa kalktıklarında ciddi bir tutukluk hissederler. Birkaç adım attıktan sonra bu tutukluk biraz açılır (“ısınma fenomeni”), ancak gün boyu aktivite devam ederse akşamları ağrı şiddetlenir. Hastalık ilerlediğinde ise ağrı artık istirahatte bile devam eder ve gece uykularını bölecek düzeye gelir.
İleri evre kireçlenmesi olan hastalarda görülen şikayetler şunlardır:
- Kasık ağrısı
- Uyluk ön yüzüne yayılan ağrı
- Hareket kısıtlılığı
- Çorap giymede zorluk
- Topallama
- Eklemden ses gelmesi
- Bacak kısalığı hissi
Bu aşamada Girişimsel Radyoloji yöntemleri devreye girer. Ameliyat olamayan veya protez ameliyatını ertelemek isteyen hastalar için, ağrı duyusunu taşıyan sinirlerin (obturator ve femoral sinir dalları) görüntüleme eşliğinde köreltilmesi (Radyofrekans Ablasyon), hastanın ağrısız bir şekilde hayatına devam etmesini sağlar.
Avasküler Nekroz (Kemik Ölümü) Kalça Ağrısı Yapar mı?
Tıbbi adıyla Avasküler Nekroz (AVN), oldukça ciddi ve hızlı ilerleyebilen bir tablodur. Basitçe anlatmak gerekirse, uyluk kemiğinin baş kısmını besleyen kan damarlarında tıkanıklık veya hasar oluşması sonucu kemik dokusunun “kalp krizi” geçirmesidir. Kan gitmeyen kemik dokusu canlılığını yitirir ve ölür.
Bu durumun en tehlikeli yanı erken dönemde röntgen filmlerinde hiçbir şey görülmemesidir. Ancak hasta kasığında çok şiddetli, zonklayıcı bir ağrı hisseder. Eğer erken teşhis edilmezse ölü kemik dokusu vücut ağırlığını taşıyamaz ve çöker. Bu çökme, eklem yüzeyinin tamamen bozulmasına ve çok erken yaşta ağır bir kireçlenme tablosuna yol açar.
Avasküler nekroz gelişiminde rol oynayan faktörler şunlardır:
- Yüksek doz kortizon kullanımı
- Aşırı alkol tüketimi
- Kalça kırığı veya çıkığı
- Orak hücreli anemi
- Lupus hastalığı
- Pıhtılaşma bozuklukları
- Radyoterapi öyküsü
- Sigara kullanımı
Erken evrede yakalanan hastalarda, Girişimsel Radyoloji eşliğinde kemik içine girilerek basıncın düşürülmesi (foraj/dekompresyon) ve kök hücre uygulamaları ile kemik kurtarılabilir. Ancak geç kalınırsa protez cerrahisi kaçınılmaz hale gelir.
Gençlerde Görülen Kalça Sıkışma Sendromu (FAI) Nedir?
Kalça ağrısını sadece yaşlılara özgü bir sorun olarak düşünmek büyük bir hatadır. Özellikle gençlerde ve aktif sporcularda görülen mekanik sorunlar, gelecekteki kireçlenmelerin habercisidir. Kalça Sıkışma Sendromu (Femoroasetabular Impingement – FAI), kalça eklemini oluşturan “top” (femur başı) ve “yuva” (asetabulum) arasındaki yapısal uyumsuzluktan kaynaklanır.
Normalde bu iki yapı birbiriyle mükemmel bir uyum içinde kayarak hareket etmelidir. Ancak kemiklerde doğuştan gelen veya sonradan oluşan fazlalıklar, çıkıntılar varsa, bacağın bükülmesi sırasında bu kemikler birbirine çarpar. Bu kronik çarpışma, eklem kenarını saran ve “conta” görevi gören “labrum” adı verilen kıkırdak halkayı yırtar.
Hastalar genellikle ellerini kalçalarının yanına “C” harfi şeklinde koyarak ağrıyı tarif ederler (“C” belirtisi). Ağrı genellikle derin, keskin ve batıcıdır.
Ağrıyı tetikleyen hareketler şunlardır:
- Bağdaş kurmak
- Derin çömelmek
- Arabaya binip inmek
- Uzun süre oturmak
- Yüksek adım atmak
- Bisiklete binmek
- Bacak bacak üstüne atmak
- Yokuş yukarı yürümek
Kalça Yan Tarafı Ağrısı ve Bursit Neden Olur?
Pek çok hasta “kalçam ağrıyor” diyerek gelir ancak gösterdikleri yer kasık değil kalçanın tam dış yan tarafıdır. Üzerine yattıklarında artan, yanıcı ve batıcı bir ağrıdan şikayet ederler. Bu durum genellikle eklem içinden değil eklem çevresindeki yumuşak dokulardan kaynaklanır. En sık karşılaştığımız tanı “Trokanterik Bursit”tir.
Bursa, kemik çıkıntıları ile tendonlar arasında yer alan, içi kaygan sıvı dolu küçük yastıkçıklardır. Görevleri sürtünmeyi azaltmaktır. Ancak aşırı kullanım, tekrarlayan hareketler veya travma sonucu bu kesecikler iltihaplanır ve şişer. Sonuç olarak hasta o tarafına yatamaz hale gelir.
Benzer şekilde kalça çevresindeki kasların kirişlerinde (tendonlarında) oluşan iltihaplanmalar (tendinit) de benzer şikayetlere yol açar. Genellikle “geçer” diye beklenir ancak tedavi edilmezse kronikleşir ve aylarca sürebilir.
Bursit ve tendinit nedenleri şunlardır:
- Uzun yürüyüşler
- Merdiven çıkma
- Düşme veya çarpma
- Bacak boyu eşitsizliği
- Yanlış ayakkabı seçimi
- Aşırı koşu antrenmanı
- Skolyoz
- Kas dengesizliği
Bu tür yumuşak doku sorunlarında, ultrason eşliğinde iltihaplı bölgeye yapılan nokta atışı enjeksiyonlar (lokal anestezik ve steroid karışımları) son derece hızlı ve etkili bir tedavi sağlar.
Sağ ve Sol Kalça Ağrısı Nedenleri Farklı mıdır?
Kalça ağrısının hangi tarafta olduğu, tanısal açıdan bize rehberlik eden önemli bir veridir. Elbette kireçlenme, kas zorlanması veya bursit her iki tarafta da olabilir. Ancak bazı durumlarda, özellikle “yansıyan ağrılar” söz konusu olduğunda, sağ ve sol taraf bize farklı hastalıkların sinyalini verebilir.
Sağ Kalça Ağrısı: Genellikle kas-iskelet sistemi kaynaklıdır. Sağ taraf, vücudun yük taşıma dinamiğinde baskın taraf olabildiği için mekanik sorunlar sık görülür.
Sol Kalça Ağrısı: Bu bölge anatomik komşuluklar açısından biraz daha karmaşıktır. Sol kalça ve kasık ağrısı, bazen kas-iskelet sistemi dışındaki organların hastalıklarını taklit edebilir veya bu organlardan yansıyabilir.
Sol kalça ağrısına neden olabilecek organ kaynaklı durumlar şunlardır:
- Divertikülit
- Böbrek taşı
- Yumurtalık kisti
- Kasık fıtığı
- İdrar yolu enfeksiyonu
- Kabızlık
- Rahim sorunları
- Testis sorunları
Eğer ağrı hareketle artmıyor, dinlenmekle geçmiyor ve eşlik eden başka sistemik belirtiler (ateş, idrar yanması, bağırsak alışkanlığı değişikliği) varsa, mutlaka viseral (iç organ) kaynaklı nedenler araştırılmalıdır. Girişimsel Radyoloji, bu ayrımı yapmak için “tanısal bloklar” kullanır. Örneğin organlardan gelen sinirler geçici olarak uyuşturulduğunda ağrı kesiliyorsa, sorunun kalça ekleminde değil karın içinde olduğu anlaşılır.
Siyatik ve Piriformis Sendromu Kalça Ağrısı ile Karışır mı?
“Siyatik ağrısı”, hastaların en sık kullandığı terimlerden biridir ancak çoğu zaman yanlış anlaşılır. Siyatik bir hastalık değil bir bulgudur. Belden çıkıp kalçanın arkasından bacağa inen siyatik sinirin sıkışması sonucu oluşur. Bel fıtığı bu sinire baskı yaparsa, hasta ağrıyı belinden çok kalçasının ortasında ve bacağında hisseder.
Ancak her kalça arkası ağrısı bel fıtığı değildir. “Piriformis Sendromu” dediğimiz, çoğu zaman gözden kaçan bir durum vardır. Piriformis, kalçanın derinliklerinde yer alan, armut şeklinde küçük bir kastır. Siyatik sinir bu kasın hemen altından (veya bazen içinden) geçer. Eğer bu kas spazma girer, şişer veya kısalırsa, altındaki siniri ezer. Sonuç; aynen bel fıtığı gibi bacağa vuran ağrı, uyuşma ve karıncalanmadır.
Piriformis sendromu belirtileri şunlardır:
- Kalça arkasında ağrı
- Bacağa yayılan uyuşma
- Otururken artan ağrı
- Sert zemine oturamama
- Merdiven çıkarken zorlanma
- Kalça hareketlerinde kısıtlılık
Tedavide, görüntüleme eşliğinde (Ultrason veya BT) bu kasın içine girilerek kas gevşetici enjeksiyonlar veya Botoks uygulaması yapılır. Kas gevşediğinde sinir üzerindeki baskı kalkar ve hasta rahatlar.
Kalça Ağrısı Tanısı Nasıl Konulur ve Blok İşlemi Nedir?
Kalça ağrısının doğru yönetimi, “ağrı kaynağının” (pain generator) kesin olarak tespit edilmesine dayanır. Fizik muayene ve hastanın öyküsü çok önemlidir ancak tek başına yeterli olmayabilir. Röntgen kemik yapıyı gösterir, MR yumuşak dokuları ve ödemi gösterir. Ancak bazen görüntülerde sorun olsa bile ağrının asıl kaynağı orası olmayabilir.
İşte bu noktada Girişimsel Radyoloji’nin “Tanısal Blok” yöntemleri devreye girer. Bu işlem adeta bir dedektiflik çalışmasıdır. Şüphelendiğimiz bölgeye (eklem içi, sinir çevresi veya bursa) çok düşük dozda lokal anestezik ilacı, görüntüleme cihazları rehberliğinde milimetrik hassasiyetle enjekte ederiz.
Tanısal blok şu sorulara cevap verir:
- Ağrı eklemden mi geliyor?
- Ağrı belden mi yansıyor?
- Ağrı kastan mı kaynaklanıyor?
Eğer işlemden hemen sonra hastanın ağrısı “bıçak gibi” kesiliyorsa, hedefi 12’den vurduk demektir. Bu hem tanıyı kesinleştirir hem de kalıcı tedavinin (örneğin ablasyon veya cerrahi) başarı şansını öngörmemizi sağlar.
Kanser Kaynaklı Kalça Ağrısı ve Tedavisi Mümkün mü?
Ne yazık ki kalça bölgesi ve uyluk kemiği, vücuttaki diğer kanserlerin (meme, prostat, akciğer vb.) metastaz yapmayı en sevdiği bölgelerden biridir. Ayrıca kemiğin kendi tümörleri (örneğin Osteoid Osteoma) de şiddetli ağrılara neden olabilir.
Onkolojik ağrılar genellikle istirahatte de devam eder ve gece uykudan uyandırır. Bu hasta grubu için ağrı kontrolü hayati önem taşır. Girişimsel Radyoloji, kanser hastalarında “Ablasyon” (Yakma/Dondurma) tedavileri ile çok etkili çözümler sunar.
Kullanılan ablasyon yöntemleri şunlardır:
- Radyofrekans Ablasyon (RFA)
- Kriyoablasyon (Dondurma)
- Mikrodalga Ablasyon
Görüntüleme eşliğinde tümörün içine yerleştirilen özel iğnelerle, tümör dokusu ısıtılarak veya dondurularak tahrip edilir. Bu işlem aynı zamanda kemik zarındaki ağrı sinirlerini de körelttiği için, işlemden hemen sonra hastanın ağrısı dramatik şekilde azalır.
Girişimsel Radyoloji ile Ameliyatsız Kalça Ağrısı Tedavisi Nasıl Yapılır?
Modern tıp artık büyük kesiler, uzun iyileşme süreleri ve yüksek riskler barındıran işlemlerden uzaklaşmaktadır. Girişimsel Radyoloji, tıbbın teknolojiyle buluştuğu noktadır. Ameliyatsız tedavi yöntemlerimiz, açık cerrahiye uygun olmayan, cerrahiyi bekleyen veya cerrahiden korkan hastalar için altın standart haline gelmiştir.
Bu işlemlerin tamamı “Görüntüleme Eşliğinde” yapılır. Ultrason, Bilgisayarlı Tomografi veya Floroskopi (canlı röntgen) kullanarak, vücudun içine körlemesine değil görerek gireriz. İğnenin ucunun nerede olduğunu ekranda takip ederiz. Bu da hata payını sıfıra yaklaştırır ve çevre dokulara zarar verilmesini engeller.
Uygulanan başlıca tedavi yöntemleri şunlardır:
- Eklem içi enjeksiyonlar
- Sinir blokları
- Puls Radyofrekans (PRF)
- Kuru iğneleme
- Hidrodiseksiyon
- Kist aspirasyonu
Özellikle Puls Radyofrekans (PRF) yöntemi, kronik ağrılarda devrim yaratmıştır. Bu yöntemde sinirler yakılmaz veya kesilmez. Sinire özel bir enerji dalgası gönderilerek ağrı iletimi “modüle edilir”, yani sinirin ağrı sinyali göndermesi engellenir. Bu sayede duyu kaybı veya felç riski olmadan uzun süreli ağrısızlık sağlanır.
Girişimsel işlemlerin avantajları şunlardır:
- Hastanede yatış gerekmez
- Genel anestezi uygulanmaz
- Enfeksiyon riski çok düşüktür
- İyileşme süresi kısadır
- Tekrarlanabilir niteliktedir
- Kesi izi kalmaz
- Kanama riski azdır
- Yaşlı hastalarda güvenlidir

Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, minimal invaziv damar içi tedavilere odaklanan, Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji ve nöroradyoloji uzmanlarından biridir. Anevrizma ve inme tedavileri, embolizasyon işlemleri, tiroid ve paratiroid hastalıklarının ameliyatsız tedavileri, girişimsel onkoloji ve periferik damar girişimleri başlıca uzmanlık alanları arasındadır. Halen İstanbul Memorial Göztepe Hastanesi Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji Bölümü Sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Kılıçkesmez, 2012–2013 yıllarında Londra Guy’s & St Thomas’ ve King’s College Hospital’da “Clinical Fellow” olarak girişimsel radyoloji ve onkoloji alanında ileri eğitim almıştır. 2020 yılında profesör unvanını almış, aynı yıl SBÜ Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kurucu Hekimi olmuştur. Ayrıca EBIR (European Board of Interventional Radiology) sertifikasına sahiptir.
Prof. Dr. Kılıçkesmez’in 94 uluslararası, 40 ulusal makalesi ve 2500’ün üzerinde atıfı bulunmaktadır. American Journal of Roentgenology (AJR) ve Diagnostic & Interventional Radiology gibi prestijli dergilerde hakemlik yapmaktadır. Klinik ve akademik deneyimiyle inme tedavisi, beyin anevrizması, embolizasyon, tümör ablasyonu ve tiroid/paratiroid hastalıklarının minimal invaziv tedavileri konularında ulusal ve uluslararası alanda referans gösterilen bir isimdir.

Vaka Örnekleri
Santral ven oklüzyonu: Balon tedavisi
Vakalar
Y stent eşlikli kapalı anevrizma tedavisi
Vakalar
Bel fıtığı disk içi radyofrekans tedavisi sonucu
Fıtık Tedavisi
Boyun Fıtığı Tedavisinde Lazer Teknolojisi ve Anjiyografi
Fıtık Tedavisi
Basedow-Graves hastalığı ameliyatsız tedavi sonucu
Tiroid Hastalıkları
TAKE işlemi ile yok edilen karaciğer tümörü
Kanser Tedavisi
Ameliyatsız Paratiroid Adenomu Tedavisi Sonucu
Paratiroid Adenomu
Sol akciğer komşuğuna gizlenmiş paratiroid adenomu
Paratiroid Adenomu
Bağırsak dalak anevrizması embolizasyonu
Embolizasyon
Dev dalak damar anevrizması kaplı stent ile tedavisi
Stent
Böbrek damarı anevrizmasının akım yönlendirici stent ile tedavisi
Stent
Dev Karaciğer Hemanjiom Mikrodalga Ablasyon
Ablasyon
Nefrostomi
Vakalar
Kanamış Beyin Anevrizmasının Koil ile Tedavisi
Embolizasyon
Kanamış Beyin Damar Yumağı (AVM) Embolizasyon Tedavisi
Embolizasyon
Beyin Toplar Damar Stentleme