Tiroid hastalığı, boyun ön kısmında bulunan iç salgı bezinin hormon üretim dengesini kaybetmesi veya dokusal olarak yapısal anormallikler geliştirmesi durumudur. Vücudun enerji şalteri olan bu organdaki fonksiyonel sapmalar; günlük yaşam kalitesini düşüren metabolik yavaşlamalar, kalp ritim düzensizlikleri, kronik yorgunluk ve boyunda fiziksel baskı hissiyatı gibi semptomlarla kendini belli eder. Altta yatan temel patolojiler genellikle bağışıklık sisteminin hatalı kodlanması, genetik miras ve çevresel etkenlerdir. Çağdaş tedavi yaklaşımlarında ise artık organ kaybına yol açan cerrahinin yerini, hastalıklı dokuyu içeriden hedef alarak yok eden, kesisiz, izsiz ve organ fonksiyonunu koruyan ileri teknoloji ameliyatsız girişimsel radyoloji uygulamaları almaktadır.

Yazı İçeriği

Tiroid Hastalığı Nedir?

Tiroid bezi, nefes borusunun hemen önünde, gırtlağın altında yer alan ve şekil olarak bir kelebeğe benzeyen küçük ama hayati bir iç salgı bezidir. Temel görevi, vücuttaki tüm hücrelerin çalışma hızını belirleyen hormonları üretmektir. Bu hormonlar, tüketilen gıdaların enerjiye dönüşme hızından, kalbin atış sayısına, bağırsakların hareketlerinden vücut ısısının ayarlanmasına kadar her şeyi sıkı bir şekilde kontrol eder. Vücudu devasa ve karmaşık bir orkestra olarak düşünürsek, tiroid bezi bu orkestranın şefidir. Şefin ritmi yavaşlatması veya gereğinden fazla hızlandırması, tüm sistemin uyumunu tamamen bozar. Vücutta meydana gelen metabolik süreçlerin tamamı bu hormonların dengeli üretimine bağlıdır. Bu hassas sistemde meydana gelen herhangi bir aksama veya bezin kendi yapısındaki hücresel bozulmalar, genel tiroid hastalıkları tablosunu oluşturur.

Tiroid Hastalıkları Neden Olur ve Çeşitleri Nelerdir?

Tiroid hastalıklarının ortaya çıkmasında tek bir nedenden bahsetmek oldukça zordur; genellikle birçok faktörün bir araya gelmesiyle süreç başlar. Bazen bağışıklık sistemi kafası karışarak kendi sağlıklı dokularına saldırır, bazen de yaşanılan çevrenin beslenme alışkanlıkları hastalığa güçlü bir zemin hazırlar. Hastalıklar temelde ikiye ayrılır. Birincisi bezin çalışma hızının değiştiği fonksiyonel hastalıklar, ikincisi ise bezin içinde kitlelerin oluştuğu veya boyutunun büyüdüğü yapısal hastalıklardır. Çoğu zaman bu iki durum birbiriyle iç içe geçebilir ve karmaşık bir tablo yaratabilir.

Genel tiroid hastalığı nedenleri şunlardır:

  • Genetik
  • İyot yetersizliği
  • Çevresel faktörler
  • Radyasyon
  • Otoimmünite

Hipotiroidi Nedir ve Tiroid Tembelliği Belirtileri Nelerdir?

Hipotiroidi, en basit tabiriyle tiroid bezinin tembelleşmesi ve vücudun ihtiyaç duyduğu miktarda hormonu üretememesi durumudur. Yeterli hormon olmadığında metabolizma adeta kış uykusuna yatan bir canlı gibi yavaşlar. Bu yavaşlamanın en yaygın sebebi Haşimato tiroiditi olarak bilinen bir bağışıklık sistemi problemidir. Haşimato hastalığında vücudun savunma hücreleri, tiroid bezini yabancı bir madde olarak algılar ve onu yavaş yavaş tahrip eder. Hastalar genellikle hayat enerjilerinin çekildiğini, ne kadar uyurlarsa uyusunlar dinlenemediklerini ifade ederler. Kan tahlillerinde genellikle beyinden gelen uyarıcı hormon olan TSH yüksek, tiroidin kendi ürettiği hormonlar ise oldukça düşük çıkar.

Sık görülen tiroid tembelliği belirtileri şunlardır:

  • Halsizlik
  • Yorgunluk
  • Kilo artışı
  • Kabızlık
  • Depresyon
  • Üşüme
  • Cilt kuruluğu
  • Saç dökülmesi

Hipertiroidi Nedir ve Zehirli Guatr Olan Tiroid Hastalarında Hangi Belirtiler Görülür?

Hipertiroidi, halk arasındaki yaygın ismiyle zehirli guatr, tiroid bezinin kontrolden çıkarak kana aşırı miktarda hormon pompalaması durumudur. Bu durumda metabolizma aşırı hızlanır, organlar dinlenmeye fırsat bulamadan sürekli yüksek devirde çalışmaya başlar. Bu durumun en sık karşılaşılan nedeni Graves hastalığıdır. Bağışıklık sistemi bu kez bezi yok etmek yerine onu sürekli çalışmaya zorlayan antikorlar üretir. Ayrıca tiroid bezinde bulunan ve tek başına bağımsızlık ilan eden bazı aktif nodüller de bu duruma yol açabilir. Hastalar yerinde duramadıklarını, sürekli bir iç sıkıntısı ve huzursuzluk yaşadıklarını hissederler. İştahları çok açık olmasına rağmen vücut sürekli enerji yaktığı için hızla kilo kaybederler.

Zehirli guatr hastalarındaki yaygın tiroid belirtileri şunlardır:

  • Çarpıntı
  • Sinirlilik
  • Anksiyete
  • El titremesi
  • Kilo kaybı
  • İshal
  • Terleme
  • Sıcak tahammülsüzlüğü

Ötiroid Guatr Nedir ve Tiroid Bezi Neden Büyür?

Guatr, hormon seviyelerinde herhangi bir anormallik olmadan sadece tiroid bezinin hacimsel olarak büyümesi anlamına gelir. Kan testlerine bakıldığında hormonlar tamamen normal sınırlar içindedir ve bu duruma tıpta ötiroid adı verilir. Peki hormonlar normalse bez neden bu kadar büyür? Bunun en büyük sebebi kronik iyot eksikliğidir. Vücut, kandaki sınırlı miktardaki iyodu daha iyi yakalayabilmek için tiroid hücrelerinin sayısını ve hacmini artırarak bir nevi ağını genişletir. Bazen de karalahana veya brokoli gibi guatrojenik gıdaların uzun süre ve çok fazla tüketilmesi bu durumu ciddi şekilde tetikleyebilir. Hastaların hormonları normal olduğu için genellikle metabolik bir şikayetleri olmaz. Ancak boyunlarının ön kısmında dışarıdan da belli olan bir şişlik meydana gelir ve bu şişlik zamanla nefes borusuna baskı yapabilir.

Tiroid Nodülü Nedir ve Tiroid Sağlığında Neden Önemlidir?

Tiroid nodülü, tiroid dokusunun kendi içinde farklılaşarak oluşturduğu, normal sağlıklı dokudan sınırlarıyla ayrılabilen bölgesel yumrulara veya kitlelere verilen isimdir. Nodüller, hücrelerin aşırı çoğalmasıyla oluşan tamamen katı yapılar olabileceği gibi, içi sıvı dolu kist kesecikleri şeklinde de olabilir. Toplumda inanılmaz derecede yaygındır ve sokaktan geçen her iki kişiden birinin tiroidinde ultrasonla bakıldığında nodül bulunma ihtimali vardır. Bu kadar sık görülmesine rağmen iç rahatlatan en önemli gerçek, bu nodüllerin çok büyük bir kısmının tamamen masum, yani iyi huylu olmasıdır. Ancak geriye kalan küçük bir yüzdede kanser riski barındırması, her nodülün çok dikkatli bir şekilde incelenmesini zorunlu kılar. İyi huylu nodüller de masum olmalarına rağmen zamanla büyüyerek çevre dokulara fiziksel zararlar verebilirler.

Büyüyen tiroid nodüllerinin yarattığı şikayetler şunlardır:

  • Yutkunma güçlüğü
  • Nefes darlığı
  • Boğazda takılma
  • Öksürük
  • Ses kısıklığı
  • Boyun ağrısı
  • Kozmetik şişlik

Tiroid Kanseri Belirtileri Nelerdir ve Tiroid Tümöründen Ne Zaman Şüphelenilir?

Tiroid kanseri, tiroid hücrelerinin genetik bir hasara uğrayarak kontrolsüz şekilde çoğalması ve kötü huylu bir tümöre dönüşmesi sürecidir. Diğer birçok organ kanserine göre tedavi başarısı çok daha yüksek, vücuttaki seyri ise çok daha yavaştır. Çoğu zaman hastada hiçbir hormon bozukluğu yaratmaz ve hastalar tamamen normal, sağlıklı hissederler. Genellikle rutin bir sağlık muayenede veya başka bir hastalık için boyun bölgesine bakılırken tamamen tesadüfen saptanır. Ancak bazı durumlarda hastanın kendi kendine fark edebileceği ciddi sinyaller de verebilir. Ailesinde tiroid kanseri geçmişi olanlar veya çocukluk çağında boyun bölgesine herhangi bir nedenle ışın tedavisi alanlar çok daha dikkatli olmalıdır.

Tiroid kanserinden şüphelenmeyi gerektiren belirtiler şunlardır:

  • Hızlı büyüme
  • Sert yapı
  • Hareketsizlik
  • Lenf şişliği
  • Ses değişikliği
  • Yutma zorluğu

Tiroid Hastalıkları Tanısında Hangi Tiroid Kan Testleri İstenir?

Bir kişide tiroid hastalığından şüphelenildiğinde atılacak ilk adım, basit bir kan örneği ile detaylı laboratuvar incelemesi yapmaktır. Bu aşamada asıl aranan şey, hormonların kandaki üretim düzeyidir. İlginç bir şekilde tiroid bezinin nasıl çalıştığını anlamak için beynin ürettiği bir hormona bakılır. Beyindeki hipofiz bezi, tiroidi yönetmek için TSH adında özel bir haberci gönderir. Kandaki tiroid hormonları azıcık bile düşse, beyin durumu hemen fark edip tiroidi daha çok çalıştırmak için TSH miktarını inanılmaz derecede artırır. Tam tersi durumda tiroid çok çalışıyorsa beyin frene basar ve TSH üretimini neredeyse sıfıra indirir. Bu kusursuz iletişim ağı sayesinde hastanın hormonal durumu hakkında çok net bir fikir sahibi olunur.

Tiroid teşhisinde kullanılan temel kan testleri şunlardır:

  • TSH
  • Serbest T4
  • Serbest T3
  • Anti-TPO
  • Anti-TG
  • Kalsitonin

Tiroid Ultrasonu Neden Tiroid Hastalıklarında En Önemli Adımdır?

Kan testleri sadece tiroid bezinin ne kadar çalıştığını söyler ama bezin iç yapısı, şekli ve dokusu hakkında hiçbir anatomik bilgi vermez. İşte bu noktada tıbbın tiroid hastalıklarının tanı sürecindeki en büyük silahı olan ultrasonografi devreye girer. Ultrason, radyasyon içermeyen, tamamen ses dalgalarıyla çalışan son derece güvenli ve detaylı bir görüntüleme yöntemidir. Boyna sürülen bir jel ve özel bir prob yardımıyla tiroid bezi milimetre milimetre incelenir. İçeride nodül olup olmadığı, nodül varsa boyutları, iç yapısı ve en önemlisi kanser şüphesi taşıyıp taşımadığı sadece ultrasonla anlaşılabilir. Başka tıbbi filmlerde tesadüfen bir kitle görülse bile kesin teşhis kararı her zaman iyi bir ultrason incelemesiyle verilir.

Nodüllerin ultrason incelemesinde dikkat edilen özellikler şunlardır:

  • Ekojenite
  • Sınır düzeni
  • İç yapı
  • Vaskülarizasyon
  • Kalsifikasyon
  • Büyüme yönü

Tiroid Sintigrafisi Nedir ve Hangi Tiroid Hastalarında Çekilir?

Sintigrafi, tiroid dokusunun hücresel anlamda nasıl bir aktivite gösterdiğini haritalandıran özel bir nükleer tıp görüntüleme yöntemidir. Her tiroid hastasına standart olarak uygulanmaz. Genellikle kan testlerinde TSH değeri düşük çıkan, yani hipertiroidi saptanan hastalarda sorunun asıl kaynağını bulmak için istenir. İşlem sırasında hastaya damar yolundan çok düşük dozda, güvenli bir radyoaktif madde verilir. Bu madde tiroid bezi tarafından tutulur ve özel kameralarla boyun bölgesi görüntülenir. İçerideki nodüllerin çevresine göre daha fazla mı hormon ürettiği yoksa tamamen sessiz mi kaldığı bu yöntemle net bir şekilde anlaşılır. İşlem öncesinde kullanılan belirli tiroid ilaçlarının mutlaka doktor kontrolünde kesilmesi şarttır.

Tiroid İnce İğne Biyopsisi Nedir ve Tiroid Nodülü İçin Neden Yapılır?

Ultrasonda şüpheli görünen, sınırları düzensiz veya içinde ince kireçlenmeler barındıran bir nodül saptandığında, bunun kesin olarak iyi huylu mu yoksa kötü huylu mu olduğunu anlamanın tek bir bilimsel yolu vardır. Bu yöntem ultrason rehberliğinde yapılan ince iğne aspirasyon biyopsisidir. İşlem tamamen girişimsel radyoloji uzmanlarının ultrason ekranındaki görüntüyü anlık olarak takip etmesiyle büyük bir hassasiyetle gerçekleştirilir. Cilt çok ince bir iğneyle uyuşturulduğu için ağrısız bir süreçtir. Şah damarı veya nefes borusu gibi kritik yerler ekranda görülerek özenle korunur ve iğneyle doğrudan nodülün merkezine ulaşılarak hücre örneği toplanır. Çoğu zaman hücre örneğinin kalitesi odada bulunan patoloji uzmanı tarafından mikroskop altında anında teyit edilir.

Hamilelikte Tiroid Biyopsisi Yaptırmak Tiroid Hastalığında Güvenli Midir?

Gebelikte kadınların vücudunda muazzam hormonal fırtınalar yaşanır. Bu değişimler, tiroid bezini doğrudan etkileyerek var olan nodüllerin hızla büyümesine veya hiç yokken tamamen yeni nodüllerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Hamile bir kadının ultrasonunda şüpheli bir tiroid kitlesiyle karşılaşılırsa yaklaşım gebe olmayan bir bireyden farksızdır. Biyopsi işlemi sırasında herhangi bir zararlı ışın, X-ray veya radyasyon kullanılmadığı için anne karnındaki bebeğe hiçbir zararı yoktur. Sadece ses dalgaları kullanan ultrason eşliğinde yapıldığı ve kana ağır anestezi ilaçları verilmediği için gebeliğin ilk aylarından son aylarına kadar her dönemde rahatlıkla ve son derece güvenle uygulanabilir.

Girişimsel Radyolojinin Tiroid Hastalığı İçin Sunduğu Ameliyatsız Tedaviler Nelerdir?

Uzun yıllar boyunca sorunlu veya büyüyen bir tiroid nodülünün tek çaresi, hastanın boğazının kesilerek tiroid bezinin bir kısmının veya tamamının ameliyatla alınmasıydı. Ancak modern tıbbın hızla ilerlemesiyle girişimsel radyoloji bu ezberi tamamen bozmuştur. Artık genel anestezi almadan, boyunda herhangi bir kesi yapmadan, sadece bir iğne deliğinden girilerek hastalıklı dokunun yok edildiği yüksek teknolojili ameliyatsız yöntemler kullanılmaktadır. Bu işlemlerin ana felsefesi, sağlıklı ve normal çalışan tiroid dokusuna asla dokunmadan, sadece hastaya zarar veren o bölgesel nodülü içeriden kurutmaktır.

Kullanılan başlıca ameliyatsız tiroid tedavileri şunlardır:

  • Radyofrekans
  • Mikrodalga
  • Etanol

Radyofrekans Ablasyon (RFA) ile Ameliyatsız Tiroid Nodülü Tedavisi Nasıl Uygulanır?

Radyofrekans ablasyon, dünyada ve ülkemizde tiroid nodüllerinin ameliyatsız tedavisinde en sık başvurulan ve güvenilirliği en yüksek olan devrim niteliğinde bir yöntemdir. Tamamen lokal anestezi altında, hasta işlem sırasında uyanıkken yapılır. Girişimsel radyolog, ultrasonla nodülün yerini milimetrik olarak belirledikten sonra, özel iletken bir iğneyi nodülün tam kalbine yerleştirir. Cihaz çalıştırıldığında bu iğnenin ucundan nodül içine alternatif elektrik akımı gönderilir. Bu akım hücrelerin içindeki iyonları çok yüksek bir hızda titreştirir ve bu titreşim tıpkı ellerin birbirine sürtülmesinden çıkan ısı gibi yoğun bir sürtünme enerjisi yaratır. Nodülün içi kontrollü bir şekilde ısınarak o bölgedeki hastalıklı doku adeta kendi içinde pişer ve canlılığını kaybederek hızla kurumaya başlar.

Mikrodalga Ablasyon (MWA) Hangi Tiroid Hastalarında Tercih Edilir?

Mikrodalga ablasyon teknolojisi, radyofrekansa çok benzemekle birlikte ısıyı üretme mantığı ve gücü açısından daha farklı çalışır. Bu sistemde, iğnenin ucundan dokunun içine doğrudan elektromanyetik dalgalar verilir. Bu dalgalar, nodülün içindeki su moleküllerini hedef alır ve onları kendi etraflarında korkunç bir hızla döndürür. Bu hareket çok kısa sürede çok güçlü bir termal enerji açığa çıkarır. Mikrodalganın en büyük avantajı, ısının nodül içinde çok daha hızlı ve geniş çaplı yayılabilmesidir. Bu yüzden tedavi edilmesi daha zor olan çok devasa boyutlara ulaşmış katı nodüllerde veya yapısında hem sıvı hem katı doku barındıran büyük karmaşık nodüllerde mikrodalga yöntemi çok daha etkili sonuçlar vermektedir.

Perkütan Etanol Ablasyonu (Alkol Tedavisi) Tiroid Kistlerinde Nasıl Etki Eder?

Eğer hastanın tiroidinde oluşan kitle katı hücrelerden değil de büyük oranda sıvıdan oluşan bir kist ise, ısıya dayalı yöntemler yerine kimyasal bir kurutma yöntemi olan alkol tedavisi uygulanır. Bu kistler sürekli olarak içlerine sıvı salgılayarak büyürler. Sadece sıvıyı iğneyle boşaltmak işe yaramaz çünkü kistin duvarındaki canlı hücreler birkaç hafta içinde o sıvıyı yeniden üretir. Girişimsel radyoloji uzmanı önce kistin içindeki tüm sıvıyı boşaltır. Ardından o boşluğa çok yüksek saflıkta tıbbi etil alkol enjekte eder. Alkol, sıvı üreten o zar hücrelerinin suyunu çekerek onları anında kurutur ve protein yapılarını geri dönülmez şekilde bozar. Böylece kist bir daha sıvı toplayamaz ve büzüşerek kalıcı olarak kaybolur.

Ameliyatsız Tiroid Tedavilerinde Çevre Dokular Nasıl Korunur?

Boyun bölgesi oldukça dar ve önemli organlarla dolu yoğun bir otoban gibidir. Tiroid bezinin hemen bitişiğinde beyne kan götüren şah damarı, ses tellerini çalıştıran çok hassas sinirler ve yemek borusu bulunur. Nodül içeriden yüksek ısıyla yakılırken bu çevre dokuları sıcaktan korumak en kritik görevdir. Bunun için iki özel güvenlik protokolü büyük bir ustalıkla kullanılır. Birincisi, nodül ile ses siniri arasına ince bir iğneyle soğuk şekerli su verilerek orada ısıyı geçirmeyen bir sıvı kalkanı oluşturulmasıdır. İkincisi ise hareketli atış tekniğidir. İğne nodülün en dibine yerleştirilir ve yavaş yavaş, milim milim geriye çekilerek nodül küçük katmanlar halinde yakılır. Böylece ısı kontrolsüz şekilde dışarı taşmaz ve sadece hedeflenen nodül dokusunun içinde kalır.

Ameliyatsız Tiroid Tedavisi İçin Uygun Olan Tiroid Hastalıkları Nelerdir?

Bu modern yöntemler her hastaya veya saptanan her nodüle uygulanmaz. Tedavinin başarısı, tamamen doğru hastanın titizlikle seçilmesine bağlıdır. En uygun adaylar, biyopsi sonucunda kesin olarak iyi huylu olduğu kanıtlanmış ancak boyutu sürekli büyüyerek hastaya estetik ve fiziksel rahatsızlık veren nodülleri olan kişilerdir. Ayrıca ameliyat riski yüksek olan bazı küçük çaplı papiller tiroid kanserlerinde ve daha önce ameliyat olmuş ancak boynunda tekrar kanserli lenf bezi nüksetmiş hastalarda da başarıyla uygulanır. Böylece hastalar ikinci bir riskli ameliyattan kurtarılmış olur.

Ameliyatsız tedaviye uygun tiroid hasta grupları şunlardır:

  • Büyüyen iyi nodüller
  • Belirsiz atipik nodüller
  • Küçük papiller kanserler
  • Nüks lenf nodları
  • Sıcak toksik adenomlar

Ameliyatsız Tiroid Tedavilerinin Uygulanamayacağı Tiroid Durumları Nelerdir?

Her ne kadar güvenli ve konforlu bir tedavi seçeneği olsa da bazı spesifik durumlarda bu ablasyon yöntemlerinin kullanılması uygun bulunmaz ve hastalara kesinlikle önerilmez. Özellikle hastanın daha önceden detaylı bir biyopsisi yapılmamışsa, içerideki hücrenin genetik ve yapısal karakteri bilinmiyorsa yakma işlemi kesinlikle uygulanamaz. Aynı şekilde hastaya hiçbir fiziksel rahatsızlık vermeyen, dışarıdan gözle belli olmayan ve boyutu henüz çok küçük olan iyi huylu masum nodüllere gereksiz yere müdahale edilmez.

Ameliyatsız işlemlerin uygulanamadığı durumlar şunlardır:

  • Biyopsisiz nodüller
  • Semptomsuz küçük nodüller
  • Haşimato hastalığı
  • Ağır pıhtılaşma sorunları
  • Göğüs boşluğuna inen guatrlar

Ameliyatsız Tiroid Tedavisinin Klasik Cerrahiye Göre Avantajları Nelerdir?

Klasik açık ameliyatlarda tiroid organının bir kısmı veya tamamı vücuttan sökülüp alındığı için hastalar ne yazık ki kendi hormonlarını üretemez duruma gelirler. Bu da onların ömür boyu, her sabah kalktıklarında sentetik hormon hapı kullanmalarına neden olur. Oysa girişimsel ablasyon yöntemlerinde tiroidin sağlıklı dokusuna hiçbir şekilde zarar verilmediği için organ görevini yapmaya sorunsuz devam eder ve ömür boyu ilaç kullanma zorunluluğu tamamen ortadan kalkar. Ameliyat sırasında ses telinin yanlışlıkla kesilmesi veya kalsiyum üreten bezlerin zedelenmesi gibi çok ağır komplikasyon riskleri ameliyatsız tedavilerde sıfıra yakındır. Boyunda neşter kullanılmadığı ve dikiş atılmadığı için işlem sonrası hiçbir ameliyat izi kalmaz.

Ablasyon tedavisinin öne çıkan avantajları şunlardır:

  • Organın korunması
  • İlaç bağımlılığının bitmesi
  • Ses kaybı riskinin olmaması
  • Kalsiyum düşüklüğü olmaması
  • Kesi izi bulunmaması
  • Aynı gün taburculuk

Ameliyatsız Tiroid Tedavisi Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?

İşlem bittiğinde tedavi edilen nodül bir anda buharlaşıp kaybolmaz, sadece içeriden yakılarak cansız, ölü bir doku yığınına dönüştürülür. Gerçek mucize, işlemden sonraki ilk birkaç ay içinde vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmasıyla başlar. Vücuttaki temizlik işçisi olarak görev yapan bağışıklık sistemi hücreleri, yani makrofajlar, bu yakılmış ölü dokuyu hemen fark eder. Aylar içerisinde yavaş yavaş bu dokuyu yiyerek, eriterek ve emerek vücuttan doğal yollarla atarlar. Bu erime süreci oldukça sistematik ve yavaş ilerler. İlk ayda başlayan hücresel yıkım, üçüncü ayda boyundaki şişliğin gözle görülür şekilde inmesiyle sonuçlanır. Altıncı aya gelindiğinde hastanın nefes darlığı ve yutkunma gibi tüm fiziksel şikayetleri ortadan kalkar ve boyun tamamen eski formuna döner. Birinci yılın sonunda ise o devasa nodüllerden geriye ultrasonda bile zorlukla fark edilebilen küçücük, zararsız bir iz kalır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Call Now Button