Boyun fıtığı patlarsa, omurlar arasındaki diskin iç sıvısı dış zarını yırtarak omurilik kanalına taşar ve sinir dokularına ani baskı yapar. Bu durum boyundan kola yayılan şiddetli ağrı, uyuşma ve güç kaybına yol açar.

Gelişen bu akut tablo baş hareketlerini kısıtlar ve gece uykularını bölen sızılarla yaşam kalitesini hızla düşürür. Sinir etkilenmesine bağlı olarak gündelik işleri yaparken zorlanma ve hareket kabiliyetinde azalma ortaya çıkabilir.

Toplumda fıtık patlaması ifadesi sıklıkla acil ameliyat zorunluluğu gibi algılanarak hastalarda büyük endişe yaratır. Oysa ilerleyici nörolojik kayıplar bulunmadığı sürece, açık cerrahi müdahale tek çözüm değildir.

Günümüzde kesi gerektirmeyen görüntüleme rehberliğindeki girişimsel radyoloji uygulamaları, hasarlı bölgedeki baskıyı hafifletmeye yardımcı olur. Böylece omurganın doğal yapısı korunarak bu ağrılı süreç ameliyatsız şekilde yönetilebilir.

Boyun Fıtığı Patlaması Nedir ve Boyun Fıtığı Patlarsa Ne Olur?

Boyun omurgası, başın ağırlığını dengeli bir biçimde taşırken aynı zamanda başı sağa, sola, öne ve arkaya rahatça çevirmeye olanak tanıyan yedi adet omur kemiğinden meydana gelir. Bu kemiklerin birbirine sürtünmesini önleyen ve günlük hareketler sırasında oluşan darbeleri emen yapılara intervertebral disk adı verilir. Her bir disk, aslında iki farklı katmandan oluşan esnek bir amortisör gibidir. Diskin dış kısmında tip bir kollajen liflerinden örülmüş oldukça sağlam bir koruyucu kılıf yani anulus fibrozis bulunur. Bu sağlam çemberin ortasında ise yüksek miktarda su ve proteoglikan barındıran, jel kıvamında yumuşak bir çekirdek olan nükleus pulpozus yer alır.

Yıllar içinde gelişen yıpranmalar veya ani zorlanmalar sonucunda, diskin dışındaki o sağlam kılıfta boydan boya yırtıklar meydana gelebilir. Koruyucu dış duvar bütünlüğünü kaybettiğinde, içerideki yüksek basınçlı jelimsi çekirdek bu yırtıktan dışarıya doğru taşar. İşte bu yumuşak çekirdek materyalinin dış kılıfı aşarak omurilik kanalına veya sinirlerin geçtiği dar tünellere fırlaması durumuna boyun fıtığı patlaması denir. Fıtık patladığında omurga kanalındaki dar alan işgal edilir ve buradan geçen hassas sinir dokuları hem fiziksel bir sıkışmaya hem de yoğun bir ödem sürecine maruz kalır.

Boyun Fıtığı Patlaması Neden Olur ve Disk Dokusu Nasıl Yırtılır?

Omurgalar arasındaki disklerin yırtılması genellikle tek bir anlık olayın sonucu değil uzun yıllara yayılan sessiz bir yıpranma sürecinin son halkasıdır. Yaşın ilerlemesiyle beraber disklerin içindeki su oranı doğal olarak azalmaya başlar ve dış kılıf eski esnekliğini yitirir. Buna bir de günlük hayattaki duruş bozuklukları eklendiğinde yıpranma süreci hızlanır. Özellikle masa başında uzun saatler boyunca boynu öne eğerek çalışmak veya cep telefonu ekranına bakarken başı sürekli aşağıda tutmak, boyun omurlarına binen mekanik yükü katbekat artırır.

Zayıflayan ve incelen dış kılıf, günün birinde yapılan ani bir boyun hareketi, kontrolsüz bir burkulma veya ağır bir eşyayı ters bir açıyla kaldırma esnasında direncini kaybeder. Bazen bir trafik kazasında boynun hızla öne ve arkaya savrulması da bu yırtılmayı tetikleyebilir. Disk kılıfının zayıflamasına ve yırtılmasına zemin hazırlayan başlıca etkenler şunlardır:

  • Uzun süreli masa başı çalışma
  • Hatalı cep telefonu tutuş açısı
  • Ani boyun dönme hareketleri
  • Ağır yük kaldırma zorlanmaları
  • Yaşa bağlı doku su kaybı

Tekrarlayan küçük boyun travmaları

Boyun Fıtığı Patlaması Evreleri Nelerdir ve Omurgada Nasıl İlerler?

Dış kılıfın bütünlüğünün bozulmasıyla ortaya çıkan patolojik durum fıtığın şekline ve davranışına göre iki temel evrede incelenir. İlk evre, tıbbi olarak ekstrüzyon diye tanımlanan aşamadır. Bu aşamada diskin ortasındaki jelimsi madde, dış kılıfın katmanlarını ve omurga boyunca uzanan arka koruyucu bağı delerek omurilik kanalına ya da sinir kökünün çıktığı deliğe doğru taşar. Ancak dışarı taşan bu kıkırdak kütlesi, diskin ana gövdesiyle olan temasını ve bağlantısını hala sürdürmektedir.

İkinci ve daha ileri olan evre ise sekestrasyon adını alır. Bu tabloda, disk mesafesinden dışarıya çıkan fıtık parçası, ana disk çekirdeğiyle olan anatomik bağını koparır. Bağlantısı kesilen bu parça artık serbest bir kıkırdak fragmanı haline gelir ve omurilik kanalı içerisinde yukarıya ya da aşağıya doğru göç edebilir. Günlük klinik pratikte hem ekstrüzyon hem de sekestrasyon tabloları patlamış fıtık başlığı altında değerlendirilir. Bu durum boyunda yükün ve hareketin en yoğun olduğu beşinci ile altıncı ve altıncı ile yedinci omurlar arasındaki segmentlerde çok daha sık görülür.

Boyun Fıtığı Patlaması Sinir Köklerini ve Omuriliği Nasıl Etkiler?

Omurilik kanalına doğru taşan veya kopup serbest kalan kıkırdak parçası, çevresindeki sinir dokularında iki yönlü bir hasar mekanizması başlatır. İlk mekanizma doğrudan doğruya fiziksel sıkışmadır. Kanal içerisine giren yabancı kütle, zaten dar bir alanda bulunan omuriliği veya kemik kanalcıklardan kol ve ellere giden sinir köklerini mekanik olarak ezer. Bu fiziksel baskı sinirin kanlanmasını bozar ve sinyal iletimini aksatır.

İkinci ve hastanın yaşadığı şiddetli ağrıyı asıl belirleyen süreç ise kimyasal radikülit yani sinir kökü yangısıdır. Diskin ortasında yer alan jelimsi nükleus pulpozus dokusu, insanın anne karnındaki gelişiminden itibaren kan damarlarıyla teması olmayan, bağışıklık sisteminden gizlenmiş kapalı bir ortamda bulunur. Fıtık patlayıp da bu doku kan damarlarından zengin epidural alana çıktığında, vücudun savunma sistemi bu kıkırdak parçasını yabancı bir cisim olarak algılar. Bölgeye hızla hücum eden bağışıklık hücreleri yoğun bir kimyasal savunma savaşı başlatır. Bu kimyasal reaksiyon sinir kökünde ciddi bir ödem, kılcal damarlarda dolaşım bozukluğu ve çok şiddetli bir ağrı döngüsü doğurur. Kimyasal yangı sürecinde dokuda ortaya çıkan biyolojik maddeler şunlardır:

  • Fosfolipaz A2 enzimi
  • Tümör nekrozis faktör alfa
  • İnflamatuvar interlökin grupları
  • Nitrik oksit bileşikleri
  • Prostaglandin türevleri

Boyun Fıtığı Patlaması Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?

Hastaların hissettiği şikayetler, dışarı taşan parçanın büyüklüğüne, kanal içindeki konumuna ve hangi sinir kökünü sıkıştırdığına göre değişiklik gösterir. Çoğu vakada fıtık yan taraflara doğru taşarak tek bir kolun sinir kökünü baskı altına alır. Böyle bir durumda boyundan başlayan, omuza, kürek kemiğinin iç kısmına, kola ve parmak uçlarına kadar uzanan oldukça keskin, yakıcı ve elektrik çarpmasını andıran bir ağrı ortaya çıkar. Hastalar genellikle bu ağrı yüzünden geceleri uyuyamadıklarını ve kollarını nereye koyacaklarını bilemediklerini ifade ederler.

Ağrıya ek olarak sıkışan sinirin duyusunu aldığı cilt bölgesinde karıncalanma, keçeleşme veya iğne batması gibi his değişiklikleri gelişir. Eğer baskı motor lifleri de etkiliyorsa, ilgili sinirin çalıştırdığı kas grubunda güçsüzlük başlar. Örneğin altıncı boyun siniri etkilendiğinde dirseği büken pazu kasında, yedinci boyun siniri etkilendiğinde ise dirseği düzleştiren arka kol kasında kuvvet azalması fark edilir. Hastalarda sıkça gözlemlenen temel klinik şikayetler aşağıdaki gibidir:

  • Kola yayılan elektriklenme hissi
  • Kürek kemiği arkasına vuran sızı
  • El ve parmak uçlarında uyuşma
  • Eşyaları kavrama gücünde azalma
  • Boyun hareketlerinde belirgin kısıtlılık
  • Öksürmekle şiddetlenen kol ağrısı

Boyun Fıtığı Patlaması Sonrası Sinir Kökü Basısı ve Omurilik Basısı Nasıl Ayrılır?

Klinik değerlendirmede fıtığın sadece kola giden dalı mı yoksa ana omurilik gövdesini mi sıkıştırdığını ayırt etmek tedavi planlamasının temel taşını oluşturur. Yan kısımlara doğru taşan fıtıkların yol açtığı sinir kökü basısı yani servikal radikülopati tablosunda, sorun ağırlıklı olarak tek taraflıdır. Sinir kökünün çıktığı tünelde sıkışması ve çevresindeki ödem nedeniyle boyundan parmaklara uzanan keskin nöropatik ağrılar ön plandadır. Muayenede başın hafifçe yana eğilip üstten bastırılmasıyla kol ağrısının artması, derin tendon reflekslerinin zayıflaması ve sadece o sinire ait kaslarda güç azalması görülür. Bu tabloda hastanın yürümesi, dengesi ile idrar ve bağırsak kontrolü korunmuştur.

Buna karşılık, geniş tabanlı ve tam merkezden taşan büyük fıtıklar doğrudan doğruya ana omurilik dokusuna yani medulla spinalise baskı yapabilir. Servikal miyelopati adı verilen bu ikinci tabloda, hastanın kol ağrısı şaşırtıcı biçimde hafif olabilir; daha ziyade boyunda künt bir sızlama ve uzuvlarda genel bir huzursuzluk hissi vardır. Ancak omuriliğin kendisi ezildiği için bulgular çok daha yaygındır. Hastalar gömlek düğmesi iliklemek, fermuar çekmek veya yazı yazmak gibi ince el becerilerinde zorlanmaya başlarlar. Vücutta kuşak tarzında his kusurları oluşabilir. Refleksler azalmak yerine aşırı derecede artar, yürümede dengesizlik ve bacaklarda sertlik gelişebilir.

Boyun Fıtığı Patlaması Durumunda Acil Cerrahi Gerektiren Belirtiler Nelerdir?

Fıtığı patlayan bir hastada doğru yol haritasını çizebilmek için acil ameliyat gerektiren tehlike işaretleri ile ameliyatsız girişimsel yöntemlerle tedavi edilebilecek durumların titizlikle ayrıştırılması gerekir. Tıp dilinde kırmızı bayrak olarak adlandırılan bazı nörolojik bulgular, omuriliğin veya sinir kökünün ağır bir tehdit altında olduğunu gösterir. Eğer hastada günler içinde hızla ilerleyen bir kas erimesi ve felç eğilimi varsa, bacaklarda kasılma nedeniyle adımlarını atmakta güçlük çekiyorsa ya da idrar ve büyük abdest kontrolünde bozulmalar başlamışsa, vakit kaybetmeden cerrahi yolla baskının kaldırılması gerekir.

Ne var ki boyun fıtığı patlaması yaşayan hastaların büyük bir çoğunluğunda bu tür ağır omurilik hasarı bulguları mevcut değildir. Hastaların asıl yakınması, günlük yaşamı felce uğratan çok şiddetli kol ağrıları, hareket kısıtlılığı ve parmaklardaki uyuşmalardır. Kırmızı bayrak bulgularının bulunmadığı bu geniş hasta grubunda, ilk seçenek olarak doğrudan açık ameliyata yönelmek yerine dokuyu koruyan minimal invaziv girişimleri değerlendirmek çok daha akılcı bir yaklaşımdır. Hekim değerlendirmesinde acil cerrahi müdahale düşündüren kırmızı bayrak bulguları şunlardır:

  • Hızla ilerleyen kas kuvvetsizliği
  • Bacaklarda gelişen spastik sertlik
  • Belirgin yürüme ve denge kaybı
  • İdrar tutamama veya yapamama
  • Bağırsak kontrolünde ani bozulma
  • Ellerde ince becerilerin hızla yitirilmesi

Boyun Fıtığı Patlaması Tanısı Nasıl Konulur ve Radyolojik Değerlendirme Neden Önemlidir?

Omurga hastalıklarının tanısında ve uygulanacak tedavi yönteminin seçilmesinde en değerli görüntüleme yöntemi Manyetik Rezonans Görüntülemedir. MRG incelemesi sayesinde kemiklerin arasındaki disklerin su tutma kapasitesi, dışarı taşan kıkırdak parçasının milimetrik boyutu, kanal içinde ne tarafa doğru kaydığı ve sinir kökünü ne ölçüde sıkıştırdığı net bir biçimde ortaya konur. Ayrıca ana omurilik dokusu içinde basıya bağlı hücresel bir ödem veya hasar gelişip gelişmediği de MRG kesitlerindeki sinyal değişiklikleriyle anlaşılır.

Bununla birlikte çağdaş tıp anlayışında sadece MRG filmindeki fıtığın büyüklüğüne bakarak ameliyat kararı verilmez. Bazen MRG görüntüsünde oldukça büyük ve ürkütücü duran bir fıtık, hastada hiçbir güç kaybına yol açmamış olabilir. Bu nedenle radyolojik görüntüler ile hastanın muayene bulgularının birbiriyle örtüşmesi esastır. Manyetik rezonans görüntüleme ile detaylıca incelenen anatomik parametreler şunlardır:

  • Diskin sıvı ve nem içeriği
  • Kopan kıkırdak parçasının hacmi
  • Fıtığın kanal içi göç yönü
  • Sinir kökünün sıkışma seviyesi
  • Omurilik dokusunun iç sinyal yapısı

Boyun Fıtığı Patlaması Kendi Kendine Geçer Mi ve Spontan Emilme Nasıl Olur?

Tıbbi araştırmalarda ve radyolojik takiplerde kanıtlanmış olan en dikkat çekici gerçeklerden biri, patlamış fıtıkların kendi kendine küçülüp yok olma yani spontan rezorpsiyon potansiyelidir. İlk bakışta şaşırtıcı görünse de dış kılıfı yırtılmamış küçük fıtıklaşmalara kıyasla, kılıfı yırtıp dışarı taşmış veya kopmuş büyük fıtıkların vücut tarafından eritilme ihtimali çok daha yüksektir. Bu doğal iyileşme süreci üç temel biyolojik mekanizma üzerinden gerçekleşir.

İlk olarak kan damarlarından zengin epidural boşluğa düşen serbest kıkırdak parçası, bağışıklık sisteminin makrofaj adı verilen temizleyici hücreleri tarafından kuşatılır. Bölgede yeni kılcal damarlar gelişir ve makrofajlar salgıladıkları özel enzimlerle bu fıtık dokusunu yavaş yavaş parçalayarak sindirir. İkinci olarak ana diskten kopan ve beslenemeyen kıkırdak parçası içerdiği suyu kaybederek kurur ve hacimsel olarak büzüşür. Üçüncü olarak da dışarı taşan dokunun disk aralığına doğru doğal elastik geri çekilme eğilimi baskıyı azaltır. Kopan parçaların hastadaki ağrıyı hafifletmesi genellikle ilk birkaç ayda başlarken, fıtığın MRG görüntülerinde belirgin biçimde erimesi ortalama dokuz ayı bulabilir. Hastaların bu doğal süreci bekleyemeyip ameliyata yönelmesindeki temel etken, bu bekleme dönemindeki dayanılmaz ağrılardır. Girişimsel radyoloji tam bu aşamada devreye girerek sinirdeki yangıyı söndürür ve vücudun fıtığı kendi kendine eritmesi için gereken zamanı hastaya ağrısız bir şekilde kazandırır.

Boyun Fıtığı Patlaması Tedavisinde Girişimsel Radyoloji Hangi Avantajları Sunar?

Girişimsel radyoloji, gelişmiş görüntüleme cihazlarının rehberliğinde, ciltte herhangi bir ameliyat kesisi açmadan, yalnızca özel iğneler ve ince kateterler yardımıyla hastalıklı dokunun merkezine ulaşan modern bir tıp alanıdır. Bu işlemler geleneksel ameliyathanelerde değil yüksek teknolojiye sahip anjiyografi ve girişimsel radyoloji ünitelerinde gerçekleştirilir. Hastaya genel anestezi verilmesine, nefes borusuna tüp takılmasına veya boyun kaslarının kesilmesine ihtiyaç duyulmaz.

Bu yaklaşımda temel amaç omurganın doğal biyomekaniğini ve anatomik bütünlüğünü bozmadan sinir kökündeki şiddetli ödemi dağıtmak ve fıtık kütlesinin basısını azaltmaktır. Görüntüleme cihazları sayesinde iğnenin ucu milimetrik bir hassasiyetle izlendiği için çevre dokular korunarak doğrudan hedefe müdahale edilir. Tedavi sürecinde kullanılan ileri görüntüleme ve kılavuzluk teknolojileri şunlardır:

  • Yüksek çözünürlüklü floroskopi cihazları
  • Dijital substraksiyon anjiyografi sistemi
  • Kesitsel bilgisayarlı tomografi rehberliği
  • Gerçek zamanlı ultrasonografi görüntülemesi

Boyun Fıtığı Patlaması İçin Transforaminal Enjeksiyon ve Sinir Blokajı Nasıl Uygulanır?

Görüntüleme kılavuzluğunda yapılan servikal transforaminal epidural enjeksiyon ve seçici sinir blokajı, fıtığın sıkıştırdığı sinir köküne doğrudan ilaç ulaştırılmasını sağlayan oldukça etkili bir yöntemdir. İşlem sırasında hasta özel görüntüleme masasında yatarken, gerçek zamanlı floroskopi ekranından takip edilerek ince bir iğne ile sinir kökünün çıktığı intervertebral foramene ulaşılır. İğne ucunun doğru noktada olduğu görüldükten sonra, Dijital Substraksiyon Görüntüleme yani DSA eşliğinde az miktarda kontrast madde verilir. Klasik enjektör geri çekme yönteminin damar içi girişi saptama duyarlılığı yüzde 46 civarında kaldığından, beyne ve omuriliğe giden kritik damarları korumak adına DSA teknolojisinin kullanılması güvenlik açısından büyük önem taşır.

İğnenin damar içinde olmadığı ve ilacın sadece sıkışan sinir kökünün etrafına yayılacağı teyit edildikten sonra bölgeye güçlü bir anti-enflamatuvar solüsyon verilir. Boyun bölgesinin hassas damar yapısı nedeniyle, bu işlemlerde kristalli ilaçlar yerine deksametazon gibi partikülsüz steroidlerin tercih edilmesi temel bir güvenlik kuralıdır. Verilen ilaç, fıtığın başlattığı fosfolipaz A2 aktivitesini baskılar, sinir etrafındaki damarsal göllenmeyi ve ödemi hızla çözer. Böylece sinir kökü üzerindeki kimyasal yangı diner ve hastanın koluna vuran şiddetli ağrı kısa sürede kontrol altına alınır.

Boyun Fıtığı Patlaması Tedavisinde İntradiskal Ozon Uygulaması Nasıl Etki Eder?

Tıbbi ozon gazı, hem disk içi fıtıklaşmaların küçültülmesinde hem de çevre dokulardaki ödemin giderilmesinde yaygın olarak kullanılan güvenilir bir tedavi seçeneğidir. İntradiskal ozon diskolizis işleminde, floroskopi veya bilgisayarlı tomografi kılavuzluğunda çok ince bir iğne ile doğrudan fıtıklaşan diskin merkezine girilir. Ardından bölgeye mililitrede 20 ila 30 mikrogram yoğunluğunda oksijen ve ozon gazı karışımı enjekte edilir.

Diskin su tutan jelimsi merkezine ulaşan ozon gazı, buradaki proteoglikan ağını ve kollajen liflerini kimyasal olarak parçalayarak diskin su tutma kapasitesini kalıcı biçimde düşürür. Suyunu kaybeden disk dokusu büzüşür ve hacmi küçülür. Diskin içindeki hidrolik basıncın düşmesiyle birlikte dışarıya doğru taşan fıtık parçasının sinir kökü üzerindeki fiziksel baskısı geriler. Ayrıca fıtık çevresine ve eklem komşuluklarına da uygulanan ozon, ağrı yapıcı maddelerin salınımını azaltır ve dokunun kanlanmasını artırır. Bilimsel çalışmalarda bu yöntemin fıtık kaynaklı ağrılarda yüzde 80 seviyelerine ulaşan oranlarda klinik rahatlama sağladığı bildirilmektedir. Medikal ozon gazının fıtık bölgesinde oluşturduğu biyolojik etkiler şunlardır:

  • Disk içi su tutulumunun azaltılması
  • Kanal içi hidrolik basıncın düşürülmesi
  • Ağrı yapıcı sitokinlerin baskılanması
  • Sinir çevresi kan dolaşımının artırılması
  • Bölgesel doku ödeminin hızla çözülmesi

Boyun Fıtığı Patlaması İçin Lazer Dekompresyon ve Radyofrekans Nasıl Yapılır?

Disk yüksekliğinin ve dış zarın görece korunduğu fıtık segmentlerinde uygulanan bir diğer ileri yöntem Perkütan Lazer Disk Dekompresyonudur. Bu teknikte, görüntüleme rehberliğinde diskin ortasına yerleştirilen ince bir kanülün içinden optik lazer fiberi geçirilir. Lazer enerjisi, diskin merkezindeki çekirdek dokuda kontrollü bir ısı oluşturarak çok küçük miktarda dokuyu buharlaştırır. Disk yapısı kapalı bir hidrolik basınç hücresi gibi çalıştığı için, merkezden milimetrik bir hacmin buharlaştırılması bile iç basınçta belirgin bir düşüş yaratır. Oluşan bu negatif basınç ve vakum etkisi, dışarı doğru fıtıklaşan kütlenin geriye çekilmesine ve sıkışan sinirin rahatlamasına yardımcı olur.

Sinir üzerindeki fiziksel baskı azalsa bile bazen sinir kökündeki nöropatik ağrı iletimi devam edebilir. Böyle durumlarda ağrı sinyallerini biyofiziksel olarak düzenlemek amacıyla Kesikli Radyofrekans yani Pulsed Radyofrekans yöntemi uygulanır. Floroskopi altında özel radyofrekans iğnesi, ağrıyı taşıyan arka kök ganglionunun hemen yanına yerleştirilir. Klasik yakma işlemlerinin aksine bu yöntemde doku sıcaklığının 42 santigrat dereceyi aşmasına izin verilmez. Kısa süreli elektrik alan dalgaları verilerek sinirde yapısal bir hasar veya güç kaybı oluşturmadan, yalnızca ağrı taşıyan ince liflerin elektriksel aktivitesi sakinleştirilir. Hücresel düzeyde sağlanan bu nöromodülasyon, inatçı kol ağrılarının uzun süreli olarak dinmesine katkı sağlar.

Boyun Fıtığı Patlaması Tedavisinde Açık Cerrahi ile Girişimsel Yöntemler Nasıl Karşılaştırılır?

Boyun fıtığı patlaması yaşayan bir hastada açık ameliyat olan Anterior Servikal Diskektomi ve Füzyon ile girişimsel radyoloji işlemleri karşılaştırıldığında, doku korunumu açısından önemli farklar göze çarpar. Açık cerrahide hasta genel anestezi altında uyutulur, boynun ön kısmından bir kesi yapılır; nefes borusu, yemek borusu ve şah damarı kılıfı kenara çekilerek omurgaya ulaşılır. Hasarlı disk çıkarıldıktan sonra iki omur arasına kemik grefti veya titanyum kafes yerleştirilerek o bölge dondurulur. Girişimsel radyolojide ise genel anestezi, kesi veya dikiş yoktur; işlemler lokal anestezi altında ince iğnelerle yapılır ve omurganın doğal hareket kabiliyeti korunur.

Açık ameliyatta bir segmentin dondurulması, hareket yükünü üst ve alt komşu disklere bindirdiği için uzun vadede yüzde 25 oranlarına varan komşu segment fıtıklarına yol açabilir. Ayrıca cerrahi kesi yapılan bölgede omurilik ve sinir çevresinde ameliyat sonrası doku yapışıklığı yani epidural fibrozis gelişme ihtimali vardır. Cerrahi sırasında ses tellerine giden sinirin etkilenmesine bağlı ses kısıklığı veya yutma güçlüğü gibi riskler de mevcuttur. Girişimsel yöntemlerde ise doku bütünlüğü bozulmadığı için yapışıklık veya komşu segment hastalığı tetiklenmez, görüntüleme kontrolü sayesinde damar ve sinir yapıları korunur. Üstelik bu iğne tedavileri anatomiyi değiştirmediği için, ileride cerrahi gerekmesi halinde ameliyat şansını engellemez. Girişimsel radyolojik işlemlerin açık cerrahiye kıyasla sunduğu başlıca kazanımlar şunlardır:

  • Genel anesteziye ihtiyaç duyulmaması
  • Cilt kesisi ve dikiş olmaması
  • Boyun hareket açıklığının korunması
  • Komşu disklerin yük altında kalmaması
  • Ameliyat sonrası yapışıklık gelişmemesi
  • Ses kısıklığı riskinden uzak kalınması

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Call Now Button