Ameliyatsız boyun fıtığı tedavisi, girişimsel radyoloji teknikleri kullanılarak sinir dokusunun üzerindeki baskının minimal invaziv yollarla hafifletilmesini sağlar. Bu yöntem, hasta konforunu ön planda tutar ve etkili sonuçlar sunar.
Girisimsel radyoloji ile uygulanan teknikler, radyo frekans, lazer veya ozon gibi modülasyon yöntemleri aracılığıyla boyun fıtığı semptomlarını azaltır ve sinir fonksiyonlarının korunmasına yardımcı olur.
İşlemler lokal anestezi ile, işlem süresi kısa ve hasta uyumlu şekilde anjiyo ünitesinde gerçekleştirilir. Bu sayede işlem sonrası hastaların aynı gün taburcu edilmesi mümkündür.
Minimal invaziv boyun fıtığı tedavisi, hızlı iyileşme süresi, düşük komplikasyon riski ve cerrahi gereksinimi ortadan kaldırmasıyla hem hasta memnuniyetini hem de tedavi etkinliğini artırır.

Prof. Dr. Özgür KILIÇKESMEZ
Girişimsel Radyoloji / Girişimsel Nöroradyoloji
Perkütan Servikal Disk Dekompresyonu Nasıl Çalışır?
Perkütan servikal disk dekompresyonu (PCDD) boyun fıtığına bağlı ağrı ve nörolojik semptomları hafifletmek için kullanılan minimal invaziv bir girişimsel radyoloji prosedürüdür. Bu yöntem hedeflenen disk alanına görüntüleme rehberliğinde hassas bir şekilde ulaşmayı ve sorunlu disk materyalini güvenli bir şekilde çıkarmayı amaçlar.
Prosedür sırasında hasta sırtüstü pozisyonda yatırılır ve boyun steril bir şekilde hazırlanır. Floroskopi rehberliği ile anterolateral bir yaklaşım kullanılarak ince bir giriş iğnesi hedef diske yerleştirilir. Bu süreçte komşu yapılar olan karotis arter ve trakea dikkatle korunur. Giriş iğnesi doğru konumlandırıldıktan sonra Coblation® teknolojisi ile çalışan özel bir cihaz disk çekirdeğine yerleştirilir. Bu teknoloji düşük sıcaklıkta plazma alanı oluşturarak disk materyalini buharlaştırır. İşlem hem disk içindeki basıncı düşürür hem de herniye olan materyalin geri çekilmesini sağlar.
PCDD’nin etkileri mekanik ve termal prensiplere dayanır. Disk çekirdeğinin bir kısmının çıkarılması hem disk hacmini hem de iç basıncı azaltır böylece sinir kökleri üzerindeki baskıyı hafifletir. Ayrıca kontrollü termal etkiler çevre dokuların zarar görme riskini minimize eder. Klinik çalışmalar bu prosedürün ağrıyı etkili bir şekilde azalttığını fonksiyonel iyileşme sağladığını ve yüksek bir güvenlik profili sunduğunu ortaya koymuştur. PCDD cerrahiye alternatif olarak uygun hasta seçiminde umut verici bir tedavi seçeneği sunmaktadır.
Cerrahi Olmayan Servikal Disk Tedavilerinin Faydaları Nelerdir?
Boyun fıtığı tedavisinde cerrahi dışı yöntemler hastaların yaşam kalitesini artıran etkili ve güvenli alternatifler sunar. Ağrı azaltma ve semptomların iyileştirilmesi bu tedavilerin en önemli avantajlarından biridir. Radyofrekans ablasyonu (RFA) gibi girişimsel yöntemler hedef bölgedeki sinirleri etkileyerek ağrıyı önemli ölçüde azaltır. Örneğin yapılan bir çalışmada tedavi sonrası ağrı puanında %75’e varan düşüşler bildirilmiştir. Aynı şekilde ameliyatsız omurga dekompresyonu da kronik ağrı ve sinir sıkışması semptomlarını hafifletirken disk yapısının iyileşmesine katkı sağlar.
Daha kısa iyileşme süresi minimal invaziv prosedürlerin bir diğer avantajıdır. Bu yöntemler genellikle ayaktan uygulanır ve hastaların günlük yaşamlarına hızla dönmelerine olanak tanır. Cerrahiye kıyasla daha az travmatik olmaları iyileşme sürecini kolaylaştırır.
Düşük komplikasyon oranları ameliyatsız tedavilerin güvenilirliğini artırır. RFA gibi prosedürlerde ciddi komplikasyon oranlarının yok denecek kadar az olduğu gözlemlenmiştir.
Maliyet etkinliği de dikkat çeken bir unsurdur. Cerrahi işlemlerin yüksek maliyetleriyle karşılaştırıldığında ameliyatsız tedaviler daha ekonomik bir seçenek sunar.
Son olarak omurga hareketliliğinin korunması ve yüksek hasta memnuniyeti bu tedavi yöntemlerini öne çıkarır. Spinal füzyon gerektirmeyen bu yaklaşımlar doğal omurga hareketini destekler. Hastalar tedavi sonrası hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha iyi hissettiklerini sıklıkla ifade etmektedir.
Girişimsel Radyoloji ile Servikal Disk Tedavisi İçin Kimler Uygun Adaydır?
Ameliyatsız boyun fıtığı tedavisinde girişimsel radyoloji yöntemleri uygun hasta seçimi ile yüksek başarı oranları sunmaktadır. Bu prosedürlerden faydalanabilecek adaylar belirli klinik ve radyolojik kriterlere uygun olmalıdır. Klinik olarak bu hastalar genellikle sinir kökü sıkışmasına bağlı olarak kol ağrısının boyun ağrısından daha belirgin olduğu radiküler semptomlar yaşar. Bu kişilerin fizik tedavi ve ilaç gibi konservatif yaklaşımlara en az altı hafta yanıt vermemiş olmaları önemlidir. Minimal veya hiç nörolojik defisit bulunmayan ancak belirgin motor zayıflık veya miyelopati gelişmemiş bireyler ideal adaylardır.
Radyolojik incelemeler de hasta seçimini şekillendirir. Kapalı küçük veya orta boyutlu disk fıtıkları olan hastalar bu prosedürlerden fayda görebilir. Ancak serbest disk parçalarının varlığı veya ileri disk dejenerasyonu gibi durumlar bu tedavilere uygun değildir. Omurga instabilitesi ya da ciddi kanal darlığı gibi yapısal problemler de bu yöntemlerin uygulanmasını engelleyebilir.
Bu tedavi yöntemlerinin başarı oranları uygun hasta seçimiyle doğrudan ilişkilidir. Yapılan çalışmalar nükleoplasti ve perkütan servikal disektomi gibi tekniklerin özellikle disk yüksekliği korunmuş hastalarda olumlu sonuçlar sağladığını göstermektedir. Ayrıca güvenli bir profil sunan bu prosedürlerde ciddi komplikasyon bildirilmemiştir.
Bu Prosedürlerin Potansiyel Riskleri ve Komplikasyonları Nelerdir?
Ameliyatsız boyun fıtığı tedavisinde kullanılan girişimsel radyoloji yöntemleri minimal invaziv yapıları sayesinde cerrahiye alternatif sunarken bazı potansiyel risk ve komplikasyonları da beraberinde getirebilir. Enfeksiyon riski bu prosedürler sonrasında nadir olmakla birlikte mevcuttur ve yüzeysel yara enfeksiyonlarından disk iltihabına kadar değişen tablolara neden olabilir. Kanama ve hematom oluşumu özellikle kanama bozukluğu olan hastalarda risk taşır; hematom sinir sıkışmasına yol açarak acil müdahale gerektirebilir. Sinir yaralanmaları ise duyusal veya motor fonksiyon kaybı gibi semptomlarla kendini gösterebilir.
Bazı hastalarda kontrast maddelere veya kullanılan ilaçlara karşı alerjik reaksiyonlar oluşabilir. Bu reaksiyonlar genelde hafif olsa da nadiren anafilaksi gibi ciddi durumlarla karşılaşılabilir. Perkütan disk dekompresyonu ve epidural steroid enjeksiyonları gibi spesifik prosedürlerde nadiren diskit dural ponksiyon veya nörolojik defisitler görülebilir. Ayrıca girişimsel radyolojide kullanılan cihazlar veya radyasyon maruziyeti de dikkatle ele alınması gereken faktörlerdir.
Semptomların giderilememesi veya tedaviden istenen sonucun alınamaması gibi durumlar ek tedavi gereksinimini gündeme getirebilir. Bunun yanı sıra omurga biyomekaniğini etkileyen işlemler komşu segment dejenerasyonu riskini artırabilir. Hasta spesifik faktörler örneğin diyabet veya immün yetmezlik komplikasyon riskini yükseltebilir.
Girişimsel Radyoloji ile Cerrahi Olmayan Servikal Disk Tedavileri Ne Kadar Etkilidir?
Girişimsel radyoloji servikal disk sorunlarının tedavisinde cerrahiye alternatif olarak gelişmiş minimal invaziv yöntemler sunar. Bu teknikler özellikle disk fıtığından kaynaklanan boyun ağrısı ve sinir kökü basısına bağlı semptomları hedef alır. Perkütan Servikal Nükleoplasti (PCN) ve Perkütan Endoskopik Servikal Diskektomi (PECD) gibi yöntemler ağrının azaltılmasında ve işlevselliğin artırılmasında etkinliği kanıtlanmış seçeneklerdir. Örneğin PCN sonrası ağrı skorlarında kaydedilen dramatik düşüşler bu yöntemin uzun vadeli rahatlama sağlayabildiğini göstermektedir.
PECD geleneksel cerrahi yöntemlerle karşılaştırıldığında hastaların daha hızlı iyileşmesine ve hastanede kalış sürelerinin kısalmasına olanak tanır. Ameliyatsız omurga dekompresyonu ve ultrason rehberliğinde Perkütan Lazer Disk Dekompresyonu (PLDD) gibi teknikler ise açık cerrahinin risklerini taşımadan yüksek başarı oranları sunar. Ayrıca BT rehberliğinde uygulanan Radyofrekans Ablasyonu (RFA) komplikasyon riskini en aza indirirken boyun ağrısında etkili bir azalma sağlar.
Bu yöntemlerin tümü radyolojik görüntüleme eşliğinde hassas bir şekilde uygulanarak tedavi başarısını artırır. Araştırmalar bu tekniklerin yalnızca ağrıyı hafifletmekle kalmadığını aynı zamanda yaşam kalitesini belirgin şekilde iyileştirdiğini ortaya koymaktadır.

Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, minimal invaziv damar içi tedavilere odaklanan, Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji ve nöroradyoloji uzmanlarından biridir. Anevrizma ve inme tedavileri, embolizasyon işlemleri, tiroid ve paratiroid hastalıklarının ameliyatsız tedavileri, girişimsel onkoloji ve periferik damar girişimleri başlıca uzmanlık alanları arasındadır. Halen İstanbul Memorial Göztepe Hastanesi Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji Bölümü Sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Kılıçkesmez, 2012–2013 yıllarında Londra Guy’s & St Thomas’ ve King’s College Hospital’da “Clinical Fellow” olarak girişimsel radyoloji ve onkoloji alanında ileri eğitim almıştır. 2020 yılında profesör unvanını almış, aynı yıl SBÜ Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kurucu Hekimi olmuştur. Ayrıca EBIR (European Board of Interventional Radiology) sertifikasına sahiptir.
Prof. Dr. Kılıçkesmez’in 94 uluslararası, 40 ulusal makalesi ve 2500’ün üzerinde atıfı bulunmaktadır. American Journal of Roentgenology (AJR) ve Diagnostic & Interventional Radiology gibi prestijli dergilerde hakemlik yapmaktadır. Klinik ve akademik deneyimiyle inme tedavisi, beyin anevrizması, embolizasyon, tümör ablasyonu ve tiroid/paratiroid hastalıklarının minimal invaziv tedavileri konularında ulusal ve uluslararası alanda referans gösterilen bir isimdir.

Vaka Örnekleri
Bel fıtığı disk içi radyofrekans tedavisi sonucu
Fıtık Tedavisi
Boyun Fıtığı Tedavisinde Lazer Teknolojisi ve Anjiyografi
Fıtık Tedavisi
Basedow-Graves hastalığı ameliyatsız tedavi sonucu
Tiroid Hastalıkları
TAKE işlemi ile yok edilen karaciğer tümörü
Kanser Tedavisi
Ameliyatsız Paratiroid Adenomu Tedavisi Sonucu
Paratiroid Adenomu
Sol akciğer komşuğuna gizlenmiş paratiroid adenomu
Paratiroid Adenomu
Bağırsak dalak anevrizması embolizasyonu
Embolizasyon
Dev dalak damar anevrizması kaplı stent ile tedavisi
Stent
Böbrek damarı anevrizmasının akım yönlendirici stent ile tedavisi
Stent
Dev Karaciğer Hemanjiom Mikrodalga Ablasyon
Ablasyon
Santral ven oklüzyonu: Balon tedavisi
Vakalar
Y stent eşlikli kapalı anevrizma tedavisi
Vakalar