Halluks Valgus; ayak başparmağının doğal ekseninden saparak diğer parmaklara doğru eğilmesi, buna karşılık birinci tarak kemiğinin ise ters yöne kayması sonucu eklem bölgesinde ağrılı bir çıkıntı (bunyon) oluşmasıyla karakterize ilerleyici bir ayak deformitesidir. Halk arasında başparmak kemik çıkıntısı olarak da bilinen bu yapısal bozukluk, sadece görsel bir estetik sorun olmayıp; ayağın biyomekanik dengesini altüst ederek kronik ağrı, bursit, nasırlaşma ve yürüme güçlüğüne neden olan yaşam kalitesini doğrudan etkileyen fonksiyonel bir iskelet sistemi hastalığıdır.
Halluks Valgus Nedir ve Neden Oluşur?
Halluks Valgus, en basit tabiriyle ayak başparmağının anatomik hizasının bozulmasıdır. Normal sağlıklı bir ayakta başparmak, diğer parmaklara paralel bir düzlemde ileriye doğru bakar. Ancak bu deformite geliştiğinde, başparmak (halluks) diğer küçük parmaklara doğru, yani dış tarafa yaslanmaya başlar. Bu hareketin bir tepkisi olarak başparmağın bağlı olduğu birinci tarak kemiği de tam tersi yöne, yani ayağın iç kısmına doğru açılanır.
İşte bu zıt yönlü hareket, eklem bölgesinde o hepimizin bildiği şişliğin, yani bunyonun oluşmasına neden olur. Bu şişlik aslında sonradan büyüyen bir kemik dokusu değildir; eklemin açısının bozulması sonucu baş kısmının dışarıya doğru fırlamasıdır.
Bu yapısal bozukluğun oluşumunda rol oynayan faktörler şunlardır:
- Genetik yatkınlık
- Düz tabanlık (Pes Planus)
- Yüksek topuklu ayakkabı kullanımı
- Ucu dar sivri burunlu ayakkabılar
- Romatizmal eklem hastalıkları
- Aşil tendonu gerginliği
- Aşırı kilo
- Uzun süre ayakta kalmayı gerektiren meslekler
Hastalarım genellikle “Hocam ben hiç topuklu ayakkabı giymedim, neden bende bu var?” diye sorarlar. Cevap genellikle genetik mirasınızda gizlidir. Eğer anne veya babanızda bu çıkıntı varsa, en rahat spor ayakkabıları giyseniz bile, ayak yapınızın bu deformiteye eğilimi vardır. Yanlış ayakkabı seçimi elbette süreci hızlandırır ve ağrıyı artırır, ancak tek suçlu her zaman ayakkabılar değildir.
Bu Deformitenin Yarattığı Halluks Valgus Belirtileri Nelerdir?
Hastalık genellikle sessiz başlar. İlk başlarda sadece ayakkabı giydiğinizde hafif bir kızarıklık fark edersiniz. Ancak zamanla bu mekanik bozukluk, çevre dokuları da etkileyerek bir belirtiler yumağına dönüşür.
Sıklıkla karşılaştığımız şikayetler şunlardır:
- Başparmak kökünde şişlik
- Eklem üzerinde kızarıklık
- Zonklayıcı ağrı
- Ayakkabı giymekte zorluk
- İkinci parmakta çekiç parmak deformitesi
- Ayak tabanında nasırlaşma
- Yürürken denge kaybı hissi
- Gece uyandıran ağrılar
- Parmak aralarında uyuşma
Özellikle başparmağın, ikinci parmağın altına girmesi veya üzerine çıkması gibi ileri evre durumlar yürüyüş mekaniğini tamamen bozar. Artık o bölgedeki deri o kadar hassaslaşır ki en yumuşak ayakkabı bile sanki bir zımpara kağıdı gibi eklemi tahriş eder. Bu noktada hastanın sosyal hayatı da kısıtlanmaya başlar; yürüyüşe çıkmak, alışveriş yapmak veya basit bir davete gitmek bile eziyet haline gelebilir.
Tanı Koyarken Halluks Valgus Radyografisi Nasıl Değerlendirilir?
Bir hekim olarak hastamı kapıdan girerken gözlemlerim. Yürüyüş şekli, ayağını yere basma biçimi, hangi ayakkabıyı tercih ettiği bana ilk ipuçlarını verir. Ancak Halluks Valgus tanısında ve derecesinin belirlenmesinde altın standart, radyolojik görüntülemedir.
Burada çok kritik bir detay vardır: Filmler mutlaka hasta ayaktayken, yani ayağa yük binerken çekilmelidir. Sedyede yatarak çekilen bir ayak röntgeni, bize deformitenin gerçek boyutunu göstermez. Çünkü ayak, vücut ağırlığını taşıdığında yayılır, kemiklerin açısı değişir ve asıl problem o an ortaya çıkar.
Yük taşıyan grafilerde şunları inceleriz:
- Halluks Valgus açısı
- İntermetatarsal açı
- Sesamoid kemiklerin pozisyonu
- Eklem uyumu
- Kireçlenme durumu
Özellikle sesamoid dediğimiz, başparmak ekleminin altında bulunan minik susamsı kemiklerin yer değiştirmesi, hastalığın ne kadar ilerlediğini ve cerrahiye gerek olup olmadığını belirlememizde önemli bir kriterdir. Ancak bir Girişimsel Radyolog olarak benim odaklandığım nokta sadece kemik açısı değildir; o açının yarattığı yumuşak doku hasarları ve sinir sıkışmalarıdır.
Halluks Valgus Ağrısı Sadece Kemikten mi Kaynaklanır?
İşte en çok yanıldığımız nokta burasıdır. Hastalarım genellikle ağrının o çıkıntı yapan kemikten geldiğini sanırlar. Oysa klinik tecrübelerimiz gösteriyor ki Halluks Valgus hastalarında hayatı zorlaştıran asıl ağrı, çoğu zaman “ikincil” nedenlerden kaynaklanır. Deformite bir domino etkisi yaratır ve asıl yangın komşu bölgelerde çıkar.
Bu ikincil ağrı kaynakları şunlardır:
- Bursit
- Kapsülit
- Sinovit
- Metatarsalji
- Morton Nöroması
- Nasırlar
- Tendon hasarları
Başparmak eklemi üzerindeki o çıkıntı, sürekli ayakkabıya sürttüğü için deri altında “bursa” adını verdiğimiz koruyucu sıvı kesecikleri iltihaplanır (Bursit). Bu durum dokunmakla bile artan şiddetli bir hassasiyet yaratır. Ancak daha da önemlisi, başparmak görevini yapamadığı için yük diğer parmaklara biner ve bu da ayağın bambaşka yerlerinde, özellikle taban kısmında ve parmak aralarında şiddetli ağrılara yol açar.
İkincil Bir Sorun Olan Morton Nöroması Nedir?
Halluks Valgus hastalarında en sık gördüğümüz ve belki de en can sıkıcı olan komplikasyon Morton Nöromasıdır. Ayak yapısı bozulup tarak kemikleri birbirine yaklaştığında, parmakların duyusunu sağlayan sinirler bu kemikler arasında sıkışır. Özellikle 3. ve 4. parmak arasındaki sinir bu baskı altında kalarak kalınlaşır ve etrafında bir ödem kılıfı oluşturur.
Morton Nöroması belirtileri şunlardır:
- Elektrik çarpması hissi
- Yanıcı ağrı
- Karıncalanma
- Parmaklarda his kaybı
- Ayakkabı içinde taş varmış hissi
Hasta bize geldiğinde “Hocam kemiğim ağrıyor ama asıl beni mahveden şey parmaklarımın arasına giren kramplar ve yanmalar” der. İşte bu tipik bir nöroma tablosudur. Halluks Valgus mekanik bir sorundur evet, ama yarattığı sonuç nöropatik (sinir kaynaklı) bir ağrıdır. Ve iyi haber şu ki bu sinir ağrısını tedavi etmek için kemik kırma ameliyatı olmanıza gerek yoktur. Girişimsel radyoloji tam bu noktada devreye girer.
Metatarsalji Denilen Ayak Tabanı Ağrısı Neden Olur?
Normal bir yürüyüş döngüsünde, adımı atarken yerden güç aldığımız ana nokta başparmağımızdır. Vücut ağırlığının büyük kısmını bu güçlü parmak taşır. Ancak Halluks Valguslu bir ayakta başparmak yana kaydığı için artık bu taşıyıcı kolon görevini göremez.
Peki o yük nereye gider? Maalesef bu yükü taşımak için tasarlanmamış olan ikinci ve üçüncü tarak kemiklerinin başına biner. Bu duruma “yük transferi metatarsaljisi” diyoruz.
Metatarsalji belirtileri şunlardır:
- Ayak tabanında yanma
- Ağrılı nasırlar
- Uzun süre ayakta duramama
- Çıplak ayakla basarken acı
- Eklem kapsülü zedelenmesi
Hastalarımız bunu “Sanki ayağımın altında alev topu var” veya “Yürürken çakılların üzerinde yürüyor gibiyim” şeklinde tarif ederler. Bu ağrı, mekanik dengesizliğin yarattığı kronik bir enflamasyonun sonucudur. Nasırların temizlenmesi geçici bir rahatlama sağlasa da yük dağılımı ve sinir irritasyonu düzelmedikçe ağrı geri döner.
Bu Sorunlar İçin Girişimsel Radyoloji Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Girişimsel Radyoloji, tıbbın teknolojiyle en yoğun buluştuğu alanlardan biridir. Bizim felsefemiz şudur: “Açmadan, kesmeden, görerek ve hedefe yönelik tedavi.” Halluks Valgus hastalarında eğer çok ileri düzeyde bir kemik deformitesi yoksa veya hasta cerrahiyi tercih etmiyorsa, biz ağrıyı yönetmeye odaklanırız.
Amacımız kemiği düzeltmek değil (bu ortopedik cerrahinin alanıdır), hastanın yaşam kalitesini düşüren ağrıyı, ödemi ve sinir sıkışmasını ortadan kaldırmaktır. Özellikle Morton nöroması ve inatçı bursitlerde uyguladığımız tedavilerle hastalarımızı cerrahiye gerek kalmadan rahatlatabiliyoruz.
Bu tedavilerin avantajları şunlardır:
- Neşter kullanılmaz
- Dikiş atılmaz
- Narkoz verilmez
- Hastanede yatış gerekmez
- Aynı gün yürüyerek eve dönülür
- Enfeksiyon riski çok düşüktür
Görüntü Eşliğinde Enjeksiyon Nedir ve Neden Önemlidir?
Eskiden, yani görüntüleme teknolojileri bu kadar gelişmemişken, eklem veya sinir enjeksiyonları “körleme” yapılırdı. Doktor anatomik bilgisine güvenerek iğneyi batırır ve doğru yerde olduğunu umardı. Ancak ayak anatomisi çok karmaşık ve küçüktür. Milimetrik bir sapma, ilacın yanlış yere gitmesine ve tedavinin etkisiz kalmasına neden olabilir.
Biz Girişimsel Radyologlar olarak işlemlerimizi asla körleme yapmayız. Ultrasonografi (USG) bizim gözümüzdür. Yüksek çözünürlüklü ultrason cihazları sayesinde, cildin altındaki sinirleri, damarları, tendonları ve iltihaplı sıvı keseciklerini (bursaları) net bir şekilde görürüz.
Ultrason eşliğinde yapılan işlemin faydaları şunlardır:
- Hedefe tam isabet
- Maksimum ilaç etkinliği
- Minimum yan etki
- Çevre dokuların korunması
- Daha az ağrı
- Güvenli uygulama
İğnenin ucunu ekranda takip ederek, Morton nöromasının içine veya iltihaplı bursanın merkezine ulaşırız. Bu sayede çok daha düşük dozda ilaçla çok daha yüksek bir tedavi edici etki sağlarız. Kortikosteroid ve lokal anestezik karışımlarını içeren bu enjeksiyonlar, özellikle akut ağrılı dönemlerde yangını söndüren bir itfaiye görevi görür.
Radyofrekans Ablasyon (RFA) Tedavisi Nedir?
Eğer hastamızın ağrısı kronikleşmişse ve enjeksiyonlar sadece geçici bir rahatlama sağlıyorsa, o zaman daha ileri bir teknoloji olan Radyofrekans Ablasyon (RFA) yöntemini devreye sokarız. Bu yöntem ağrı tedavisinde gelinen son noktalardan biridir.
Radyofrekans cihazı, özel bir iğne aracılığıyla dokuya radyo dalgaları göndererek tedavi uygular. İki farklı modda çalışabiliriz ve hastanın durumuna göre hangisini kullanacağımıza karar veririz.
Bu modlar şunlardır:
- Termal Radyofrekans (Klasik)
- Pulse Radyofrekans (PRF)
Termal Radyofrekans: Burada iğne ucunda kontrollü bir ısı (genellikle 60-80 derece) oluşturulur. Bu ısı, ağrıyı taşıyan ince sinir liflerini kalıcı olarak duyarsız hale getirir. Buna bir nevi “ağrı yollarını kapatma” işlemi diyebiliriz.
Pulse Radyofrekans (PRF): Bu benim en sık başvurduğum ve “sinir dostu” olarak tanımladığım yöntemdir. Burada amaç siniri yakmak veya tahrip etmek değildir. Cihaz, aralıklı olarak yüksek voltajlı enerji darbeleri gönderir ancak doku ısısını vücut sıcaklığına yakın tutar (42 derece). Bu enerji, sinirin moleküler yapısında bir düzenleme (nöromodülasyon) yapar. Yani sinire “Artık ağrı sinyali göndermeyi bırak ve sakinleş” komutunu veririz. Sinir canlılığını korur, his kaybı oluşmaz ama o rahatsız edici kronik ağrı ortadan kalkar. Morton nöromasında cerrahi nevrektomi (sinirin kesilip alınması) yerine bu yöntemi uygulamak, hastayı hem ağrıdan kurtarır hem de duyu kaybını engeller.
Halluks Valgus Tedavisi Ne Kadar Sürer ve Ağrılı mıdır?
Hastalarımızın en büyük korkusu işlem sırasında canlarının yanmasıdır. Ancak modern tıpta hasta konforu her şeyden önemlidir. Kliniğimize geldiğinizde sizi özel bir müdahale odasına alırız. Damar yolundan “sedasyon” dediğimiz, sizi rahatlatan, hafif uyku hali yaratan ilaçlar veririz. Bu genel anestezi (narkoz) değildir; kendi kendinize nefes alırsınız, bizimle konuşabilirsiniz ama ağrı, korku veya endişe hissetmezsiniz.
Ayrıca işlem yapılacak ayak bölgesini lokal anestezi ile tamamen uyuştururuz. Tüm hazırlıklar ve işlem dahil olmak üzere süreç genellikle şu aşamalardan oluşur:
- Hazırlık ve sterilizasyon
- Lokal anestezi uygulaması
- Ultrason ile hedef belirleme
- İğne yerleşimi
- Duyusal test (uyarı verme)
- Tedavi uygulaması (RFA veya Enjeksiyon)
Tüm bu süreç yaklaşık 20 ila 40 dakika arasında tamamlanır. İşlem bittikten sonra iğne giriş yerine küçük bir bant yapıştırılır. Herhangi bir kesi olmadığı için dikiş atılmasına veya pansumana gerek yoktur.
Tedavi Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?
İşlemden sonra hastamızı yaklaşık yarım saat kadar dinlenme odasında misafir ederiz. Tansiyon ve nabız kontrolleri yapıldıktan sonra, kendini iyi hisseden hastamızı taburcu ederiz.
Girişimsel tedavilerin cerrahiye göre en büyük farkı, iyileşme sürecinin hızıdır. İşlemden çıkar çıkmaz ayağınızın üzerine basabilirsiniz. Koltuk değneği kullanmanıza, alçıya veya özel ortopedik botlara ihtiyacınız yoktur.
İyileşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- İlk 24 saat istirahat
- Bölgeye buz uygulaması
- Ayağı yüksekte tutma
- Rahat ve geniş ayakkabı tercihi
- Hekimin önerdiği basit egzersizler
Hastalarımız genellikle ertesi gün işlerine ve sosyal hayatlarına dönebilirler. İşlem sonrası ilk birkaç gün hafif bir sızlama olabilir, bu beklenen bir durumdur ve basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınır. Radyofrekans tedavisinin tam etkisinin oturması ve ağrının kalıcı olarak azalması bazen 2-3 haftayı bulabilir.
Ayak Basparmak kireçlenmesinde embolizasyon
Ayak bileginden girilerek parcacik enjeksiyonu yapilir, islem 15 dk surer, 2 saat sonra yürüyerek cikarsiniz, ve bu agriyi en uzun sure kesen yontemdir. Bu yontemi uluslararsi platformda yayinlayarak dunyaya tanitan ekibiz.

Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, minimal invaziv damar içi tedavilere odaklanan, Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji ve nöroradyoloji uzmanlarından biridir. Anevrizma ve inme tedavileri, embolizasyon işlemleri, tiroid ve paratiroid hastalıklarının ameliyatsız tedavileri, girişimsel onkoloji ve periferik damar girişimleri başlıca uzmanlık alanları arasındadır. Halen İstanbul Memorial Göztepe Hastanesi Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji Bölümü Sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Kılıçkesmez, 2012–2013 yıllarında Londra Guy’s & St Thomas’ ve King’s College Hospital’da “Clinical Fellow” olarak girişimsel radyoloji ve onkoloji alanında ileri eğitim almıştır. 2020 yılında profesör unvanını almış, aynı yıl SBÜ Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kurucu Hekimi olmuştur. Ayrıca EBIR (European Board of Interventional Radiology) sertifikasına sahiptir.
Prof. Dr. Kılıçkesmez’in 94 uluslararası, 40 ulusal makalesi ve 2500’ün üzerinde atıfı bulunmaktadır. American Journal of Roentgenology (AJR) ve Diagnostic & Interventional Radiology gibi prestijli dergilerde hakemlik yapmaktadır. Klinik ve akademik deneyimiyle inme tedavisi, beyin anevrizması, embolizasyon, tümör ablasyonu ve tiroid/paratiroid hastalıklarının minimal invaziv tedavileri konularında ulusal ve uluslararası alanda referans gösterilen bir isimdir.

Vaka Örnekleri
Santral ven oklüzyonu: Balon tedavisi
Vakalar
Y stent eşlikli kapalı anevrizma tedavisi
Vakalar
Bel fıtığı disk içi radyofrekans tedavisi sonucu
Fıtık Tedavisi
Boyun Fıtığı Tedavisinde Lazer Teknolojisi ve Anjiyografi
Fıtık Tedavisi
Basedow-Graves hastalığı ameliyatsız tedavi sonucu
Tiroid Hastalıkları
TAKE işlemi ile yok edilen karaciğer tümörü
Kanser Tedavisi
Ameliyatsız Paratiroid Adenomu Tedavisi Sonucu
Paratiroid Adenomu
Sol akciğer komşuğuna gizlenmiş paratiroid adenomu
Paratiroid Adenomu
Bağırsak dalak anevrizması embolizasyonu
Embolizasyon
Dev dalak damar anevrizması kaplı stent ile tedavisi
Stent
Böbrek damarı anevrizmasının akım yönlendirici stent ile tedavisi
Stent
Dev Karaciğer Hemanjiom Mikrodalga Ablasyon
Ablasyon
Nefrostomi
Vakalar
Kanamış Beyin Anevrizmasının Koil ile Tedavisi
Embolizasyon
Kanamış Beyin Damar Yumağı (AVM) Embolizasyon Tedavisi
Embolizasyon
Beyin Toplar Damar Stentleme