Kulaktan gelen ses, tıpta “tinnitus” olarak tanımlanır ve sıklıkla çınlama, uğultu, vızıldama ya da nabız atışı şeklinde duyulur. Bu durum, genellikle işitme sistemiyle ilgili bozuklukların bir belirtisi olup; altta yatan farklı hastalıklarla ilişkili olabilir.
İç kulak hastalıkları, kulaktan gelen sesin en yaygın nedenlerindendir. Meniere hastalığı, işitme sinirindeki tümörler (akustik nörinom) veya ani işitme kaybı gibi durumlar, bu sesi tetikleyebilir. İşitme kaybı ilerledikçe çınlama şiddeti de artabilir.
Dolaşım sistemi hastalıkları, özellikle hipertansiyon ve damar sertliği, kulakta nabız benzeri seslerin duyulmasına yol açabilir. Bu tip sesler genellikle “nabızla senkronize” olup, vasküler tinnitusu işaret edebilir ve kardiyovasküler değerlendirme gerektirir.
Boyun kasları, çene eklemi (TME) bozuklukları ve stres kaynaklı kas gerginlikleri de kulaktan ses gelmesine neden olabilir. Bu durumlar mekanik veya nörolojik yollarla işitme sistemini etkileyerek geçici ya da kalıcı tinnitus gelişimine sebep olabilir.
Kulaktan Gelen Ses Ne Anlama Gelir?
Kulaktan gelen ses, tıbbi olarak sıklıkla “tinnitus” kavramı ile ilişkilendirilir. Tinnitus, dışarıdan bir ses kaynağı olmaksızın kişinin ses algılamasıdır. Bu durum tek başına bir hastalık olarak değil, genellikle başka bir problemin belirtisi olarak değerlendirilir. Kişiler bu sesi çınlama, vızıltı, uğultu, tıslama ya da nabız sesi gibi farklı şekillerde tarif edebilir. Sesin süresi, şiddeti ve tek ya da iki kulakta hissedilmesi, olası nedenler hakkında ipuçları verebilir.
Kulak Kirine Bağlı Sorunlar
Kulak kanalında biriken ve sertleşen kulak kiri, kulaktan gelen seslerin en sık karşılaşılan nedenlerinden biridir. Normalde kulak kiri koruyucu bir salgıdır ve dışarı doğru atılır. Ancak bazı kişilerde bu mekanizma yeterince iyi çalışmayabilir. Kirin birikmesi, kulak kanalını tıkayarak işitme azalmasına ve beraberinde çınlama hissine yol açabilir. Bu durum genellikle geçicidir, ancak kulak temizliğinin uzman tarafından yapılması önem taşır.
Orta Kulak Enfeksiyonları
Orta kulak iltihabı, özellikle çocukluk çağında sık görülse de yetişkinlerde de kulaktan gelen seslere neden olabilir. Enfeksiyon sırasında orta kulakta sıvı birikimi oluşabilir. Bu sıvı, kulak zarının hareketini kısıtlayarak basınç hissi, uğultu ya da çınlama şeklinde algılanan seslere yol açabilir. Ağrı, dolgunluk hissi ve işitmede azalma gibi belirtiler tabloya eşlik edebilir. Bu tür durumlarda değerlendirme ve takip genellikle bir kulak burun boğaz uzmanı tarafından yapılır.
İç Kulak ve İşitme Siniri Kaynaklı Nedenler
Kulaktan gelen sesler bazen iç kulak yapılarından ya da işitme sinirinden kaynaklanabilir. Yaşa bağlı işitme kaybı, bu nedenlerin başında gelir. Zamanla iç kulaktaki hassas hücrelerin işlevini yitirmesi, beyinde ses algısının değişmesine neden olabilir. Bu değişim, çınlama ya da sürekli bir uğultu olarak hissedilebilir. Benzer şekilde yüksek sese maruz kalma öyküsü olan kişilerde de iç kulak hasarına bağlı ses algıları görülebilir.
Dolaşım Sistemi ile İlişkili Durumlar
Bazı kişiler kulaktan gelen sesi nabız atışı şeklinde tanımlar. Bu durum “pulsatil tinnitus” olarak adlandırılır ve çoğu zaman damar yapıları ile ilişkilidir. Yüksek tansiyon, boyun damarlarında daralma ya da bazı damar anomalileri, kulağa yakın bölgelerdeki kan akımını etkileyebilir. Kişi bu akımı ses olarak algılayabilir. Özellikle tek kulakta ve ritmik bir şekilde hissedilen seslerde, dolaşım sistemiyle ilgili nedenler göz önünde bulundurulur ve ayrıntılı değerlendirme gerekebilir.
Çene Eklemi Problemleri
Çene eklemi, kulağa anatomik olarak oldukça yakındır. Bu nedenle çene eklemi bozuklukları da kulaktan gelen seslere yol açabilir. Diş sıkma, gıcırdatma ya da çene hareketleri sırasında eklemden gelen klik sesleri, kulakta hissedilen çınlama ile karıştırılabilir. Bu tür durumlarda çene hareketleriyle sesin artıp azalması dikkat çekici bir ipucu olabilir. Değerlendirme çoğu zaman multidisipliner bir yaklaşım gerektirir.
Stres ve Psikolojik Etkenler
Yoğun stres, kaygı ve uykusuzluk gibi durumlar, kulaktan gelen seslerin fark edilmesini artırabilir. Bazı kişilerde stres dönemlerinde çınlama şikâyetlerinin belirginleştiği gözlemlenir. Bu durum, sinir sistemi üzerindeki etkilerle ilişkilendirilmektedir. Sesin kendisi yeni olmasa bile, kişinin buna odaklanması ve rahatsızlık düzeyinin artması söz konusu olabilir. Bu nedenle psikolojik faktörler de değerlendirme sürecinin bir parçası olarak ele alınır.
İlaç Kullanımı ve Yan Etkiler
Bazı ilaçların kulak üzerinde yan etkileri olabileceği bilinmektedir. Özellikle uzun süreli ya da yüksek dozda kullanılan bazı ağrı kesiciler, antibiyotikler veya idrar söktürücüler, kulaktan gelen seslere katkıda bulunabilir. Bu tür bir şüphe olduğunda, ilaç kullanım öyküsünün detaylı şekilde gözden geçirilmesi önemlidir. Kişinin kendi kendine ilaç kesmesi yerine, hekim değerlendirmesi tercih edilir.
Ne Zaman Uzman Değerlendirmesi Gerekir?
Kulaktan gelen ses kısa süreli ve geçici olabilir. Ancak sesin sürekli hale gelmesi, tek kulakta yoğunlaşması, işitme kaybı, baş dönmesi ya da denge sorunları ile birlikte görülmesi durumunda uzman değerlendirmesi önem kazanır. Ayrıca nabız atışı şeklinde hissedilen seslerde de altta yatan nedenin araştırılması gerekebilir. Her bireyin durumu farklı olduğu için, değerlendirme ve yaklaşım kişiye özel planlanır.

Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, minimal invaziv damar içi tedavilere odaklanan, Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji ve nöroradyoloji uzmanlarından biridir. Anevrizma ve inme tedavileri, embolizasyon işlemleri, tiroid ve paratiroid hastalıklarının ameliyatsız tedavileri, girişimsel onkoloji ve periferik damar girişimleri başlıca uzmanlık alanları arasındadır. Halen İstanbul Memorial Göztepe Hastanesi Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji Bölümü Sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Kılıçkesmez, 2012–2013 yıllarında Londra Guy’s & St Thomas’ ve King’s College Hospital’da “Clinical Fellow” olarak girişimsel radyoloji ve onkoloji alanında ileri eğitim almıştır. 2020 yılında profesör unvanını almış, aynı yıl SBÜ Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kurucu Hekimi olmuştur. Ayrıca EBIR (European Board of Interventional Radiology) sertifikasına sahiptir.
Prof. Dr. Kılıçkesmez’in 94 uluslararası, 40 ulusal makalesi ve 2500’ün üzerinde atıfı bulunmaktadır. American Journal of Roentgenology (AJR) ve Diagnostic & Interventional Radiology gibi prestijli dergilerde hakemlik yapmaktadır. Klinik ve akademik deneyimiyle inme tedavisi, beyin anevrizması, embolizasyon, tümör ablasyonu ve tiroid/paratiroid hastalıklarının minimal invaziv tedavileri konularında ulusal ve uluslararası alanda referans gösterilen bir isimdir.

Vaka Örnekleri
Santral ven oklüzyonu: Balon tedavisi
Vakalar
Y stent eşlikli kapalı anevrizma tedavisi
Vakalar
Bel fıtığı disk içi radyofrekans tedavisi sonucu
Fıtık Tedavisi
Boyun Fıtığı Tedavisinde Lazer Teknolojisi ve Anjiyografi
Fıtık Tedavisi
Basedow-Graves hastalığı ameliyatsız tedavi sonucu
Tiroid Hastalıkları
TAKE işlemi ile yok edilen karaciğer tümörü
Kanser Tedavisi
Ameliyatsız Paratiroid Adenomu Tedavisi Sonucu
Paratiroid Adenomu
Sol akciğer komşuğuna gizlenmiş paratiroid adenomu
Paratiroid Adenomu
Bağırsak dalak anevrizması embolizasyonu
Embolizasyon
Dev dalak damar anevrizması kaplı stent ile tedavisi
Stent
Böbrek damarı anevrizmasının akım yönlendirici stent ile tedavisi
Stent
Dev Karaciğer Hemanjiom Mikrodalga Ablasyon
Ablasyon
Nefrostomi
Vakalar
Kanamış Beyin Anevrizmasının Koil ile Tedavisi
Embolizasyon
Kanamış Beyin Damar Yumağı (AVM) Embolizasyon Tedavisi
Embolizasyon
Beyin Toplar Damar Stentleme