Ameliyatsız karaciğer kist hidatik tedavisi, cerrahi bir kesi yapılmadan doğrudan ultrason rehberliğinde ince iğnelerle kist içerisine girilerek parazitin özel solüsyonlarla kurutulması işlemidir. Bu yöntemde hastanın karın bölgesi neşterle açılmaz ve organ bütünlüğü tamamen korunur.
Perkütan yaklaşım olarak da adlandırılan bu teknik, medikal görüntüleme cihazlarının sağladığı milimetrik hassasiyet sayesinde doğrudan hedef odaklı çalışır. Kistin içindeki zararlı yapı yerinde etkisiz hale getirilir.
Girişimsel radyoloji pratiğinde sıklıkla uygulanan bu kapalı sistem, uzun hastane yatışlarını ve ağır nekahet dönemlerini bütünüyle ortadan kaldırır. Vücutta işlem sonrasında sadece bir iğne deliği büyüklüğünde iz kalır.
Güncel tıbbi standartlarda ilk seçenekler arasında yer alan bu uygulama, iyileşme konforunu en üst düzeyde tutar. Bireylerin sosyal ve iş hayatlarına dönüşleri oldukça hızlı gerçekleşir.
Karaciğer Kist Hidatik Hastalığı Nedir ve Nasıl Bulaşır?
Karaciğer kist hidatik hastalığının temelinde mikroskobik boyutlarda bir parazit yer alır. Bu parazitin doğal yaşam döngüsü genellikle köpek, kurt ve tilki gibi etobur hayvanların bağırsaklarında sürer. Hayvanların dışkılarıyla doğaya bırakılan parazit yumurtaları, çevresel koşullara karşı oldukça dayanıklı bir yapıya sahiptir. Rüzgar, yağmur suları veya böcekler aracılığıyla toprağa, içme sularına ve tarım alanlarına dağılan bu yumurtalar, aylar boyunca canlılıklarını koruyabilirler. İnsanlar, bu döngüye doğadaki kirlenmiş suları tüketerek, iyi yıkanmamış çiğ sebze ve meyveleri yiyerek veya paraziti taşıyan hayvanlarla temas ettikten sonra el hijyenine yeterince dikkat etmeyerek dahil olurlar.
İnsan vücuduna ağız yoluyla alınan parazit yumurtaları, mide asidine karşı direnç göstererek doğrudan ince bağırsaklara kadar ilerler. Bağırsak ortamına ulaşıldığında yumurtanın kalın dış kabuğu açılır ve içinden çıkan larva formu, bağırsak duvarından sızarak vücudun kan dolaşımına katılır. İnsan anatomisindeki damar sistemi, bağırsaklardan emilen kanı temizlenmesi ve işlenmesi için doğrudan karaciğere taşır. Bu nedenle kan akışıyla ilerleyen parazitlerin çok büyük bir bölümü karaciğerin filtre görevi gören dar kılcal damar ağına takılır.
Karaciğer dokusu içine yerleşen parazit, vücudun bağışıklık sisteminden gizlenmek ve hayatta kalmak için etrafında yavaş yavaş bir kese oluşturmaya başlar. Parazitin oluşturduğu bu yapı içten dışa doğru sıvı üreterek genişlerken, insan vücudu da bir savunma mekanizması olarak bu yabancı oluşumun etrafını bağ dokusuyla çevreler. İçi sıvı dolu, dışı ise bedenin ürettiği bir zırhla kaplı olan bu yavaş büyüyen oluşuma kist hidatik adı verilir. Çoğu vakada hastalık bu evrede sessiz kalır ve uzun süre belirgin bir yakınmaya yol açmadan gelişimini sürdürür.
Karaciğer Kist Hidatik Hastalığı Hangi Belirtilerle Kendini Gösterir?
Karaciğere yerleşmiş olan kist, yapısı gereği son derece yavaş bir büyüme hızı sergiler. Yıllık çap artışı genellikle birkaç santimetreyi aşmaz. Büyümenin bu kadar yavaş olması, hastalığın uzun yıllar boyunca sessiz kalmasına ve hastada hiçbir rahatsızlık hissi uyandırmamasına olanak tanır. Birçok vakada kistler, farklı bir sağlık sorunu nedeniyle çekilen ultrason veya tomografi filmlerinde tesadüfen tespit edilir. Ancak kistin hacmi arttıkça ve karaciğerin etrafını saran gergin kapsüle dokunmaya başladıkça çeşitli fiziksel yakınmalar ortaya çıkmaya başlar.
Kistin çevre dokulara yaptığı baskıya bağlı olarak ortaya çıkabilecek temel şikayetler şunlardır:
- Sağ üst karın bölgesinde ağrı
- Midede dolgunluk hissi
- Erken doyma
- İştah kaybı
- Sindirim güçlüğü
- Mide bulantısı
- Ciltte sararma
- Göz aklarında sarılık
- İdrar renginde koyulaşma
- Halsizlik
Bu belirtilerin şiddeti kistin boyutuna, karaciğer içindeki konumuna ve etrafındaki organlara yaptığı baskının derecesine göre değişkenlik gösterir. Kist midenin üzerine doğru büyüdüğünde erken doyma ve bulantı ön planda olurken, safra yollarına doğru baskı yaptığında safranın bağırsağa akışı yavaşlar ve sarılık gibi bulgular ortaya çıkar. Sağ üst kadranda hissedilen ağrı ise genellikle keskin ve batıcı bir tarzda değil daha çok künt ve devamlı bir basınç hissi şeklinde tarif edilir.
Karaciğer Kist Hidatik Hastalığında Ameliyatsız Tedavi Kararını Belirleyen Kist Özellikleri Nelerdir?
Karaciğerde saptanan her sıvı dolu kese aynı yapısal özelliklere sahip değildir ve hastalığın zaman içindeki seyri kistin iç mimarisini değiştirir. Bu nedenle ameliyatsız tedavi planlaması yapılmadan önce kistin ultrasonografi eşliğinde detaylı bir şekilde değerlendirilmesi ve evrelendirilmesi gerekir. Tıbbi evreleme, parazitin canlılık durumunu ve kistin boşaltılmaya ne kadar uygun olduğunu anlamak için kullanılır.
Erken dönemdeki kistler, ultrason ekranında içi tamamen siyah, berrak bir su kesesi şeklinde görünür. Bu durum parazitin canlı ve aktif olduğunu gösterir. Bazen kistin iç zarı yavaş yavaş dış duvardan ayrılarak sıvının içinde dalgalanmaya başlar. İç yapısı berrak veya iç zarı yeni ayrılmaya başlamış olan bu aktif evredeki kistler, ameliyatsız iğne tedavilerine en olumlu yanıt veren lezyonlar arasında yer alır.
Hastalık ilerledikçe kistin görünümü karmaşıklaşır. Ana kistin içerisinde yeni küçük yavru kesecikler oluşabilir. Bu yapı ultrasonografide çok odacıklı, bal peteği benzeri bir görünüm yaratır. Bu tür karmaşık kistlerin içindeki sıvı genellikle yoğun ve kıvamlıdır; standart iğnelerle çekilmesi oldukça zordur. Bu nedenle petek görünümlü kistlerde, daha geniş çaplı tüplerin kullanıldığı ve kist içinin yıkandığı farklı ameliyatsız yaklaşımlara ihtiyaç duyulur.
Bazı durumlarda ise bağışıklık sistemi kisti tamamen yenmiş olabilir. Parazit yıllar içinde canlılığını yitirir, sıvısı kurur ve kistin duvarı kireçlenerek sert bir yara izi halini alır. Kireçlenmiş ve inaktif hale gelmiş bu lezyonların hastaya bir zararı dokunması beklenmediğinden, genellikle iğneyle müdahale edilmez; sadece düzenli aralıklarla boyutsal bir değişiklik olup olmadığı takip edilir.
Ameliyatsız Karaciğer Kist Hidatik Tedavisi Öncesinde Hastalar İçin Hangi Hazırlıklar Yapılır?
Ameliyatsız işlemlerin konforlu ve pürüzsüz bir şekilde ilerleyebilmesi için işlem öncesinde hastanın tıbbi durumunu stabilize eden bir hazırlık evresi bulunur. Parazitin dışarıdan gelecek müdahalelere karşı verdiği tepkileri zayıflatmak için girişimden ortalama bir hafta ila on gün önce parazit karşıtı ağızdan hap tedavisine başlanır. Bu ilaç, kistin içine nüfuz ederek parazitin enerji kaynaklarını tüketmeye ve canlılığını azaltmaya yardımcı olur. Bu önlem, işlem sırasında parazit kalıntılarının vücutta beklenmedik bir reaksiyona yol açma ihtimalini büyük oranda düşürür.
İşlem gününde sağlanan tıbbi hazırlık adımları şunlardır:
- Kan testlerinin değerlendirilmesi
- Pıhtılaşma seviyelerinin ölçülmesi
- Damar yolunun açılması
- Alerji baskılayıcı ilaçların uygulanması
- Tansiyon ve nabız değerlerinin izlenmesi
- Kan oksijen düzeyinin takibi
- Sıvı dengesi için serum bağlanması
- Sakinleştirici ilaçların verilmesi
Hazırlık sürecinde, özellikle hastanın kanama eğiliminin olmaması hedeflenir. Laboratuvar değerlerinde herhangi bir sapma varsa işlem öncesinde düzeltici tedaviler uygulanır. Kistin içindeki sıvının yabancı proteinler barındırması nedeniyle bağışıklık sisteminin alerjik bir tepki vermesi ihtimaline karşı kortizon içerikli veya alerji karşıtı ilaçlar damar yolundan verilir. İşlem odasında hasta uyanık kalır, ancak verilen rahatlatıcı ilaçlar sayesinde korku ve endişe hissi baskılanır, işlem uyku ile uyanıklık arasında konforlu bir durumda geçirilir.
Tek İğne İle Yapılan Ameliyatsız Karaciğer Kist Hidatik Tedavisi (PAIR) Nasıl Uygulanır?
Genel olarak çapı altı santimetreden küçük olan tek bir boşluktan oluşan ve içinde yavru kist barındırmayan lezyonlarda tercih edilen temel yöntem PAIR tekniğidir. Bu yöntem sırasıyla kiste iğneyle girilmesi, sıvının bir miktarının dışarı çekilmesi, kist içine tedavi edici ajanların verilmesi ve en sonunda içerideki her şeyin geri boşaltılması adımlarından oluşur.
İşleme başlarken ultrason probu hastanın cildinde gezdirilerek kistin en net görüldüğü ve en güvenli yaklaşım açısının sağlandığı nokta belirlenir. Bu noktaya lokal anestezi yapılarak cilt uyuşturulur. İğne ilerletilirken doğrudan kistin yüzeyine saplanmaktan kaçınılır. Bunun yerine iğne, sağlıklı karaciğer dokusunun içinden belirli bir mesafe geçerek kiste ulaşacak şekilde yönlendirilir. Sağlıklı karaciğer dokusu, kistten dışarı sıvı sızmasını önleyen doğal bir tıkaç görevi görür. İğne kist merkezine ulaştığında, içerdeki basıncı düşürmek için sıvının bir bölümü şırıngayla dışarı çekilir.
Basınç azaldığında iğnenin içinden kiste medikal boyalı bir sıvı verilir ve röntgen ekranından kistin durumu canlı olarak izlenir. Bu boyalı sıvının amacı, kistin çevredeki safra kanallarıyla gizli bir bağlantısı olup olmadığını kontrol etmektir. Herhangi bir sızıntı izlenmediğinde, paraziti parçalamak üzere kist içine yoğun tuzlu su verilir ve bir süre beklenir. Tuzlu suyun görevi kistin iç zarını yapıştığı ana duvardan ayırmaktır. Ardından bu su geri çekilir ve kist zarını kalıcı olarak kurutmak amacıyla tıbbi alkol enjekte edilir. Alkol de yeterli süre beklendikten sonra tamamen vakumlanır, kist boşluğu söndürülür ve iğne çekilerek tek seansta işlem sonlandırılır.
Büyük Çaplı Karaciğer Kist Hidatik Oluşumlarında Ameliyatsız Tüp (Kateter) Tedavisi Nasıl Çalışır?
Kistin boyutu altı santimetrenin üzerinde olduğunda veya içinde çok yüksek hacimde sıvı biriktiğinde, tek bir iğne girişiyle kistin aynı gün içinde tamamen kapanmasını sağlamak genellikle yeterli olmaz. Kist çok büyük olduğu için, içindeki sıvı aniden boşaltıldığında arkada kalan dev boşluk hemen büzüşemez ve bu boşluğa tekrar vücut sıvıları dolabilir. Bu sebeple büyük çaplı lezyonlarda iğne çıkarılıp işlem bitirilmez; bunun yerine kist boşluğunun içine kateter adı verilen ince, yumuşak ve esnek bir tüp yerleştirilir.
İşlem başlangıcı iğne tedavisiyle aynıdır. İğneyle kiste girildikten sonra iğnenin içinden kılavuz bir tel geçirilir. İğne çıkarılır ve bu tel üzerinden kaydırılan esnek tüp kistin içine yerleştirilir. Tüpün kist içinde kalan ucunda küçük delikler bulunur ve bu uç kendi etrafında kıvrılarak bir kilit mekanizması oluşturur, böylece tüpün istemsizce dışarı çıkması engellenir. Dışarıda kalan diğer uç ise bir drenaj torbasına bağlanır.
Büyük kistin içindeki sıvının yavaş ve kademeli olarak torbaya akması sağlanır. Bu kademeli drenaj, karaciğer içi basıncın aniden değişmesini ve çevre dokuların zarar görmesini engellemek için önemlidir. Günler geçtikçe kist kavitesi yavaş yavaş söner ve büzüşür. Tüpten torbaya gelen sıvı miktarı damla damla seviyesine inip kuruduğunda, kist boşluğunun iyice daraldığı anlaşılır. Bu noktada tüp içerisinden kisti kurutucu medikal alkol verilir ve bir süre beklendikten sonra geri çekilir. İşlem tamamlandıktan sonra tüp dikkatlice çıkarılır ve kist tedavi edilmiş olur.
Yavru Kistler İçeren Karmaşık Karaciğer kist Hidatik Vakalarında Ameliyatsız Temizlik Nasıl Yapılır?
Hastalığın daha ileri evrelerinde kist içerisindeki parazit üremeye devam eder ve ana kistin içinde yüzlerce yeni küçük yavru kist oluşturur. Ultrason ekranında iç içe geçmiş daireler veya bal peteği gibi karmaşık bir yapı görülür. Bu yavru kistlerin arasında, pelte veya çamur kıvamında koyu bir kist kumu birikir. İçerik son derece yoğun ve yapışkan olduğu için, standart ince iğnelerle veya ince tüplerle dışarı çekilmeye çalışıldığında tıkanıklıklar yaşanır.
Bu tür karmaşık kist yapılarını ameliyatsız bir şekilde temizlemek için, standart yöntemlerden daha farklı tasarıma sahip özel sistemler devreye girer. Karın duvarından karaciğere uzanan giriş yolu, tıkanmalara karşı dirençli olan daha geniş çaplı hortumsu tüplerin geçebileceği şekilde genişletilir. Geniş lümenli bu cihazlar kistin merkezine yönlendirildikten sonra, içeriye yüksek akışlı serum fizyolojik verilerek mekanik bir yıkama süreci başlatılır.
Tüpün içinden ilerletilen aspiratör cihazları ve yıkama sıvıları sayesinde, kistin içindeki yavru kistler parçalanır, yapışkan zarlar sıvılaştırılarak hareketlendirilir ve oluşan bu çamur benzeri kalıntılar güçlü bir şekilde dışarı vakumlanır. Kist içi adeta bir süpürgeyle yıkanıp temizleniyormuş gibi tüm katı materyallerden arındırılır. Kavite tamamen temizlendikten sonra, tekrar sıvı üretilmesini önlemek amacıyla kurutucu ilaçlarla son aşama gerçekleştirilir. Böylelikle karmaşık yapılı büyük lezyonların tedavisi sağlanmış olur.
Karaciğer Kist Hidatik Sıvısının Safra Yollarına Açılması Durumunda Nasıl Bir Ameliyatsız Yol İzlenir?
Karaciğer organı, üretilen safrayı bağırsaklara taşıyan son derece yoğun bir kanal sistemine sahiptir. Karaciğer içinde büyüyen kist hidatik, zamanla artan iç basıncı sebebiyle bu kanal sisteminin üzerine yaslanabilir. Sürekli devam eden bu temas ve basınç, kist zarı ile safra kanalı arasında zayıflamaya ve sonuç olarak küçük bir bağlantı deliğinin açılmasına neden olabilir.
Bu bağlantının varlığı, tedavi sürecindeki en kritik karar noktalarından biridir. İğneyle çekilen ilk sıvının renginin sarımsı-yeşil olması veya röntgen boyasının kist dışındaki safra yollarına doğru akması, böyle bir kaçak olduğunu kanıtlar. Kist ile safra yolları arasında bağlantı saptanırsa, kist içerisine tıbbi alkol veya diğer yakıcı ajanların verilmesi tercih edilmez. Bu ilaçların safra yollarına sızması durumunda kanallarda tahribata ve daralmalara yol açma riski bulunur.
Böyle bir tabloyla karşılaşıldığında uygulanan ameliyatsız tedavi stratejisi değiştirilir. Kist içine sadece bir drenaj tüpü yerleştirilir ve sıvının dışarı akması sağlanır. Kistin içindeki aşırı basınç düştüğünde, çoğu zaman karaciğerin kendi esnekliği sayesinde safra kanalındaki o küçük delik kapanır. Sızıntı durmazsa, mide ve ince bağırsak üzerinden ilerletilen endoskopik kamera yöntemiyle ana safra kanalının bağırsağa döküldüğü nokta genişletilir. Bu işlem safranın kiste kaçmak yerine bağırsağa kolayca akmasını sağlayarak deliğin iyileşmesine zemin hazırlar. Sızıntı kesildikten sonra kurutma işlemine güvenle devam edilebilir.
Ameliyatsız Karaciğer Kist Hidatik Tedavisi Sırasında Kullanılan İlaçların Yan Etkileri Var Mıdır?
Perkütan tedavide başarıyı getiren ana unsur, kistin içine uygulanan medikal solüsyonların parazit zarı üzerindeki yıkıcı etkisidir. Kullanılan yoğun tuzlu su (hipertonik salin) hücresel yapıyı bozarken, tıbbi alkol (etanol) kist duvarını kimyasal yolla kurutur. Bu maddelerin etki güçleri yüksek olduğundan, yalnızca hedeflenen kist sınırları içerisinde kalmaları büyük önem taşır.
Kullanılan kimyasalların kist dışına, örneğin karın boşluğuna sızması durumunda lokal ağrılara veya bölgesel tahrişlere neden olma potansiyeli bulunur. Benzer şekilde yüksek yoğunluklu tuzlu suyun aşırı miktarda kullanılarak sistemik kan dolaşımına kontrol dışı katılması halinde vücudun sodyum dengesinde değişimler gözlemlenebilir. Ancak uygulanan detaylı tıbbi protokoller, bu tür yan etkilerin oluşma ihtimalini asgari düzeye çekmek için tasarlanmıştır.
Bu solüsyonlar uygulanmadan önce, kistin iç hacmi ultrason görüntüleriyle dikkatlice hesaplanır. İçeriye verilecek olan kimyasal solüsyonun miktarı, her zaman kistten dışarı çekilen sıvı miktarından daha az tutulur. Bu kural sayesinde kist içinde basınç artışı yaratılmaz ve kimyasalın dışarı sızması büyük oranda önlenir. Uygulanan ajanlar kist içinde sadece hedeflenen süre kadar bekletildikten sonra şırınga yardımıyla bütünüyle geri çekilir. İşlem sonrası vücutta medikal kimyasal bırakılmadığı için istenmeyen yan etkilerden kaçınılması hedeflenir.
Ameliyatsız Karaciğer Kist Hidatik Yöntemlerinin Geleneksel Açık Ameliyatlara Göre Avantajları Nelerdir?
Geçmiş yıllarda karaciğer kist hidatik hastalığının ana tedavisi, karın bölgesinde geniş kesiler açılarak kistin temizlenmesi ya da karaciğerin bir kısmının kistle beraber alınması işlemlerine dayanmaktaydı. Gelişen teknolojiyle birlikte yaygınlaşan iğne ve kateter tabanlı yöntemler hastanın iyileşme konforunu artıran birçok klinik fayda sunar. Vücutta büyük bir cerrahi yara açılmadığı için doku travması çok sınırlı kalır ve ameliyat sonrası gözlemlenen zorlukların birçoğu yaşanmaz.
Ameliyatsız yöntemlerin hastaya sunduğu temel avantajlar şunlardır:
- Ciltte cerrahi kesi olmaması
- Kesi kaynaklı enfeksiyon riskinin düşüklüğü
- Genel anestezi uygulanmasına ihtiyaç duyulmaması
- Sağlam karaciğer dokusunun korunması
- Ameliyat sonrası ağrı seviyesinin düşük olması
- Hastane yatış süresinin oldukça kısa olması
- İlerleyen yıllarda kesi fıtığı oluşma ihtimalinin ortadan kalkması
- Gündelik ve iş hayatına hızlı dönüş sağlanması
Cerrahi yöntemlerde hastanın derin uykuya alınmasını gerektiren genel anestezi uygulanırken, ameliyatsız işlemlerde sadece iğne giriş yeri uyuşturulur ve hastaya damar yolundan rahatlatıcı ilaçlar verilir. Hasta işlem esnasında kendi nefesini alır. Hastanede günlerce süren yatışlara kıyasla, iğne ile yapılan tedavilerden sonra hastalar genellikle aynı gün içinde veya bir günlük gözlemin ardından taburcu edilerek sosyal yaşantılarına devam edebilirler. Kist sıvısı kapalı sistem iğnelerle boşaltıldığı için parazitin karın zarına yayılma tehlikesi de cerrahiye göre belirgin şekilde azalır.
Ameliyatsız Karaciğer Kist Hidatik Tedavisi Sonrasında İyileşme Süreci Nasıl Takip Edilir?
İğne veya kateterle gerçekleştirilen işlem tamamlandıktan sonra, ultrason ekranına bakıldığında kistin hemen oradan kaybolmadığı görülür. Tedavinin asıl amacı karaciğerden bir parça koparıp almak değil paraziti etkisiz hale getirip kistin içi su dolu gergin yapısını söndürmektir. Kurutulan kist duvarı zamanla buruşur, çöker ve kendi üzerine katlanarak zararsız bir yara dokusuna (skar) dönüşür. Bu küçülme ve iyileşme süreci aylara yayılır.
İyileşmenin sağlıklı ilerlediğinden emin olmak için belirli bir takip programı uygulanır. Hastalara genellikle tedaviden sonraki ilk haftalarda kanda dolaşabilecek olası mikroskobik parazitleri baskılamak amacıyla ağızdan hap tedavisine bir süre daha devam etmeleri önerilir. İşlemden bir ay sonra yapılan ilk kontrolde karaciğer enzimlerini gösteren kan testleri değerlendirilir. Erken dönemde enfeksiyon veya sıvı toplanması gibi durumların olup olmadığı incelenir.
Daha sonraki takipler birinci yıl içinde genellikle üçer veya altışar aylık periyotlarla ultrasonografi eşliğinde yapılır. Takiplerde kistin boyutlarının küçüldüğü, içindeki suyun tamamen yok olduğu ve dokunun giderek katılaştığı gözlemlenir. Zamanla eski kistin etrafı iyice kireçlenerek vücut tarafından izole edilir. Kistin tekrar sıvı üretmemesi ve boyutlarında büyüme olmaması, parazitin canlılığını yitirdiğini ve lezyonun tamamen zararsız hale geldiğini gösterir. Birinci yılın ardından hastalar, önlem amacıyla yılda bir kez standart ultrasonografik kontrole davet edilerek durumları güvenle izlenmeye devam edilir.

Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, minimal invaziv damar içi tedavilere odaklanan, Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji ve nöroradyoloji uzmanlarından biridir. Anevrizma ve inme tedavileri, embolizasyon işlemleri, tiroid ve paratiroid hastalıklarının ameliyatsız tedavileri, girişimsel onkoloji ve periferik damar girişimleri başlıca uzmanlık alanları arasındadır. Halen İstanbul Memorial Göztepe Hastanesi Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji Bölümü Sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Kılıçkesmez, 2012–2013 yıllarında Londra Guy’s & St Thomas’ ve King’s College Hospital’da “Clinical Fellow” olarak girişimsel radyoloji ve onkoloji alanında ileri eğitim almıştır. 2020 yılında profesör unvanını almış, aynı yıl SBÜ Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kurucu Hekimi olmuştur. Ayrıca EBIR (European Board of Interventional Radiology) sertifikasına sahiptir.
Prof. Dr. Kılıçkesmez’in 94 uluslararası, 40 ulusal makalesi ve 2500’ün üzerinde atıfı bulunmaktadır. American Journal of Roentgenology (AJR) ve Diagnostic & Interventional Radiology gibi prestijli dergilerde hakemlik yapmaktadır. Klinik ve akademik deneyimiyle inme tedavisi, beyin anevrizması, embolizasyon, tümör ablasyonu ve tiroid/paratiroid hastalıklarının minimal invaziv tedavileri konularında ulusal ve uluslararası alanda referans gösterilen bir isimdir.

Vaka Örnekleri
Santral ven oklüzyonu: Balon tedavisi
Vakalar
Y stent eşlikli kapalı anevrizma tedavisi
Vakalar
Bel fıtığı disk içi radyofrekans tedavisi sonucu
Fıtık Tedavisi
Boyun Fıtığı Tedavisinde Lazer Teknolojisi ve Anjiyografi
Fıtık Tedavisi
Basedow-Graves hastalığı ameliyatsız tedavi sonucu
Tiroid Hastalıkları
TAKE işlemi ile yok edilen karaciğer tümörü
Kanser Tedavisi
Ameliyatsız Paratiroid Adenomu Tedavisi Sonucu
Paratiroid Adenomu
Sol akciğer komşuğuna gizlenmiş paratiroid adenomu
Paratiroid Adenomu
Bağırsak dalak anevrizması embolizasyonu
Embolizasyon
Dev dalak damar anevrizması kaplı stent ile tedavisi
Stent
Böbrek damarı anevrizmasının akım yönlendirici stent ile tedavisi
Stent
Dev Karaciğer Hemanjiom Mikrodalga Ablasyon
Ablasyon
Nefrostomi
Vakalar
Kanamış Beyin Anevrizmasının Koil ile Tedavisi
Embolizasyon
Kanamış Beyin Damar Yumağı (AVM) Embolizasyon Tedavisi
Embolizasyon
Beyin Toplar Damar Stentleme