Tiroid embolizasyonu, boyunda herhangi bir kesi yapmadan damar içinden girilerek sadece hastalıklı nodülün kan akımını kesip küçülmesini sağlayan ameliyatsız bir yöntemken; tiroid ameliyatı genel anestezi altında dokunun veya organın tamamının cerrahi olarak vücuttan çıkarılması işlemidir. Bu temel ayrım, hastaların tedavi sonrası yaşantısını doğrudan şekillendirir. Embolizasyon yönteminde hastanın kendi tiroid bezi korunduğu için operasyon sonrası kalıcı hormon ilacı bağımlılığı ihtimali büyük ölçüde ortadan kalkar. Cerrahide ise organ kaybı nedeniyle genellikle dışarıdan sentetik takviye gerekir. Uygulanan anestezi türü, hastanede yatış süresi ve estetik bütünlük bağlamında birbirinden tamamen ayrılan bu iki yaklaşım hastanın kendi organını koruma ekseninde tamamen farklı iyileşme süreçleri sunar.
Tiroid Hastalıklarında Klasik Tedaviler Nelerdir ve Tiroid Embolizasyonu Neden Gündeme Gelmiştir?
Boynun ön kısmında, nefes borusunun hemen üzerinde yer alan ve şekil olarak bir kelebeği andıran tiroid bezi, vücudun enerji metabolizmasını, kalp ritmini, vücut ısısını ve genel çalışma temposunu ayarlayan hayati bir organdır. Bu önemli organın hastalandığı veya içinde nodül adı verilen kitlelerin büyüdüğü durumlarda, tıp dünyası uzun yıllar boyunca genellikle üç temel tedavi yöntemine başvurmuştur. Bunlar ilaç tedavileri, radyoaktif iyot uygulamaları ve cerrahi operasyonlardır.
İlaç tedavileri genellikle tiroidin aşırı çalıştığı durumlarda ilk denenen seçenek olsa da bu ilaçların uzun süreli kullanımları bazen karaciğer fonksiyonlarını zorlayabilmekte veya çeşitli sistemik yan etkilere yol açabilmektedir. İlaçların yetersiz kaldığı veya yan etki yarattığı durumlarda devreye giren radyoaktif iyot tedavisi ise radyasyon içermesi sebebiyle her hastaya rahatlıkla uygulanamayan, özellikle göz tutulumu olan hastalarda şikayetleri artırabilen bir yöntemdir.
Son ve en köklü çözüm olarak görülen geleneksel cerrahi, yani tiroid bezinin ameliyatla vücuttan çıkarılması on yıllardır sıkça başvurulan bir standart olmuştur. Ne var ki bu yöntemin hastalar üzerinde bıraktığı kalıcı etkiler oldukça ciddidir. Tiroid bezinin tamamen alınması, hastayı genellikle ömür boyu dışarıdan sentetik hormon hapları almaya mecbur bırakır. Ayrıca boyun bölgesindeki karmaşık anatomi nedeniyle, ameliyatın doğası gereği ses tellerini kontrol eden sinirlerin zedelenmesi veya kalsiyum dengesini sağlayan paratiroid bezlerinin zarar görmesi gibi istenmeyen durumlarla karşılaşılma ihtimali bulunur. Genel anestezinin yorgunluğundan kaçınmak, boyunda dikiş izi bırakmamak ve organı koruyarak ömür boyu ilaç kullanımını azaltmak amacıyla tıptaki teknolojik ilerlemeler yeni arayışlara yönelmiştir. İşte bu noktada tiroid embolizasyonu gibi hastanın sadece hastalıklı dokusuna müdahale eden kapalı ve ameliyatsız tedavi yöntemleri modern bir alternatif olarak tıp pratiğindeki yerini almıştır.
Tiroid Embolizasyonu Vücutta Nasıl Bir Etki Yaratır ve Tiroid Ameliyatı Mantığından Nasıl Ayrılır?
Tiroid embolizasyonu, en anlaşılır ifadeyle tiroid bezinin içinde büyüyen ve hastaya zarar veren nodüllerin kan damarlarının anjiyografi yöntemleriyle içeriden tıkanması işlemidir. İnsan vücudundaki her canlı doku ve her büyüyen kitle, hayatta kalabilmek için atardamarlardan gelen taze kana, oksijene ve besine ihtiyaç duyar. Eğer bir dokunun kan yoluyla beslenmesi engellenirse, o doku canlılığını sürdüremez ve erimeye başlar. Embolizasyon işleminin temel biyolojik mantığı bu kurala dayanmaktadır.
Bu yöntemde boyun bölgesinden herhangi bir neşter kesisi yapılmaz. Damar içerisinden ilerlenerek doğrudan hastalıklı nodülü besleyen çok ince kılcal damarlar tespit edilir. Bu ince damarların içerisine zerk edilen özel tıkayıcı maddeler sayesinde, sadece kitlenin kan akımı seçici bir şekilde yavaşlatılır veya durdurulur. Kan akımı kesilen nodüler doku, zamanla oksijensiz kalarak canlılığını yitirme evresine girer. Beslenemeyen bu doku büzüşerek hacimsel olarak küçülür.
Bu sürecin belki de en güzel tarafı, vücudun kendi doğal temizleme sistemlerinin devreye girmesidir. Vücudumuzdaki bağışıklık hücreleri, canlılığını yitiren bu hücreleri yavaşça ve güvenli bir şekilde fagosite ederek, yani kendi içlerine alarak ortamdan temizler. Böylece hasta, boynu kesilmeden ve sağlıklı tiroid dokusu büyük oranda korunarak sorunlu nodüllerinden kurtulma şansı yakalar. Cerrahi yöntemde ise kitle, etrafındaki bir miktar sağlıklı doku veya tüm tiroid beziyle birlikte fiziksel olarak kesilip dışarı alınır. Embolizasyon içeriden kurutma prensibiyle çalışırken, ameliyat fiziksel olarak söküp çıkarma prensibiyle çalışır.
Tiroid Embolizasyonu İşlemi Nasıl Uygulanır ve Tiroid Ameliyatı Gibi Narkoz Gerektirir mi?
Bu yenilikçi tedavi yaklaşımı, bildiğimiz klasik ve soğuk ameliyathane ortamlarında değil yüksek teknolojik görüntüleme sistemlerinin yer aldığı anjiyografi ünitelerinde gerçekleştirilir. Hastaların en çok rahatladığı konulardan biri de anestezi şeklidir. İşlem için genellikle genel anesteziye, yani hastanın tamamen uyutulup solunum cihazına bağlanmasına ihtiyaç duyulmaz. Hastanın konforunu sağlamak ve endişesini gidermek için sadece damar yolundan rahatlatıcı ilaçlar verilir ve giriş yapılacak bölge lokal anestezi ile uyuşturulur. Hasta işlem sırasında uyanıktır, rahatça nefes alır ve hekimle iletişim kurabilir.
İşlem genellikle kasık bölgesindeki atardamardan veya son yıllarda hastalar için çok daha konforlu bir seçenek olan el bileğindeki damardan girilerek başlatılır. Sadece küçük bir iğne deliğinden damar içerisine incecik, spagetti kalınlığında esnek tüpler yerleştirilir. Hekim, gelişmiş röntgen cihazlarının sağladığı anlık ekran görüntüleri sayesinde bu tüpleri kan akımıyla birlikte ağrısız bir şekilde ilerleterek boyun bölgesindeki tiroidi besleyen ana damarlara ulaştırır. Damarların iç yüzeyinde ağrı sinirleri olmadığı için hasta tüpün vücudu içindeki ilerleyişini hissetmez.
Hedef bölgeye ulaşıldığında, ana tüpün içerisinden çok daha ince, neredeyse bir saç teli kalınlığında mikro tüpler gönderilir. Bu sayede sağlıklı dokuları besleyen yollar es geçilerek doğrudan nodülü besleyen uç dallara girilir. Bu aşamada tıkayıcı ajanlar devreye girer. Mikroskobik kum tanelerine benzeyen özel partiküller damar içerisine bırakıldığında, nodülün kılcal damar ağını bir tıkaç gibi doldurur. Hekim, hastanın anatomisine ve nodülün yapısına göre uygun partikül boyutunu belirler ve işlemin hedeflenen damar ağında sınırlı kalmasına büyük özen gösterir. Kitleye giden akım durduğunda işlem sonlandırılır ve hasta kısa süre sonra odasına alınarak dinlenmeye geçer.
Tiroid Embolizasyonu Sırasında Ses Telleri Nasıl Korunur ve Tiroid Ameliyatı Riskleri Nelerdir?
Geleneksel tiroid cerrahisinin hastalar açısından en çok endişe yaratan yan etkileri, boyun bölgesindeki dar anatomi nedeniyle komşu organların zarar görme ihtimalidir. Boyun bölgesi adeta yoğun bir otoyol kavşağı gibidir; nefes borusu, yemek borusu, şah damarları ve çok önemli sinirler birbirine çok yakın seyreder. Özellikle ses tellerini hareket ettiren sinirlerin zedelenmesiyle oluşan ses kısıklığı veya tiroidin hemen arkasındaki kalsiyum bezlerinin (paratiroid) hasar görmesi cerrahinin barındırdığı genel riskler arasındadır. Tiroid embolizasyonu ise bu riskleri anatomik yaklaşımı sayesinde oldukça düşük seviyelere çeker.
Embolizasyon işleminde dışarıdan içeriye doğru bir doku kesme, ayırma veya dokuları birbirinden çekiştirme işlemi yapılmaz. Her şey damarın içinden, kapalı bir kanal sisteminde ilerler. Ses tellerini hareket ettiren sinirlerin damarsal beslenme bağlantıları embolizasyon hedefinden farklıdır. Dolayısıyla bu sinirlerin cerrahide olduğu gibi mekanik olarak yanlışlıkla kesilmesi veya hasar görmesi gibi bir durum genellikle yaşanmaz. Sinir bütünlüğü büyük ölçüde doğal haliyle kalır.
Paratiroid bezlerinin korunması ise hekimin özel dikkatini gerektirir. Paratiroid bezleri kalsiyum dengesini yönetir ve tiroidi besleyen ince damarlarla komşuluk gösterir. Kapalı işlem sırasında, hekimler ince damar ayrımlarını yüksek çözünürlüklü ekranlarda dikkatle inceler ve tıkayıcı partikülleri paratiroidi besleyen damar ayrımlarının ötesine, sadece nodülün içine yönlendirir. Ayrıca kalıcı kalsiyum eksikliği yaşanmaması için, tiroidi besleyen ana damarların tümü aynı anda kapatılmaz; paratiroidlerin sağlıklı dokudan kan almaya devam etmesi hedeflenir.
Hangi Hastalar Tiroid Embolizasyonu İçin Uygundur ve Kimler Tiroid Ameliyatı Olmalıdır?
Tiroid embolizasyonu, ameliyat olmak istemeyen veya anestezi alması sakıncalı olan hastalar için güçlü bir alternatiftir. Her hastanın anatomisi ve hastalığının seyri farklı olduğu için tedavi seçimi kişiye özel yapılmalıdır. Bu yöntemin sıkça uygulandığı temel hasta grupları bulunmaktadır.
İşlem için uygun görülen bazı durumlar şunlardır:
- Zehirli guatr hastaları
- İri ve bası yapan nodülü olanlar
- Göğüs kafesine inen guatr olguları
- Ameliyat riski taşıyan bireyler
Zehirli guatr olarak da bilinen ve ilaçlarla kontrol altına alınamayan tiroidin aşırı çalışma durumlarında bu yöntem etkili bir dengeleyici olabilir. Boyun bölgesinde dışarıdan belli olacak kadar büyüyen, estetik rahatsızlık veren, soluk borusuna baskı yaparak nefes darlığı yaratan veya yutkunma zorluğuna neden olan büyük nodüller embolizasyonun sık uygulandığı alanlardır. Göğüs kafesinin içerisine doğru büyüyen ve cerrahi olarak çıkarılması için göğüs kemiğinin açılması gibi ağır operasyonlar gerektiren guatrlarda, damar yolundan içeriden müdahale etmek büyük bir konfor sağlar. Ayrıca ileri yaş, kalp veya akciğer hastalıkları gibi nedenlerle genel anestezi alması sakıncalı olan hastalar bu yöntemle tedavi şansı bulur. Tiroid kanseri gibi malign (kötü huylu) hastalıkların kesin tedavisinde ise genel yaklaşım tümörlü dokunun vücuttan cerrahi olarak tamamen temizlenmesi yönündedir; dolayısıyla kanser tanısı kesinleşmiş hastalar genellikle tiroid cerrahisine yönlendirilir.
Tiroid Embolizasyonu ve Tiroid Ameliyatı Arasındaki Temel Farklar Nelerdir?
Modern tıbbın geldiği bu noktada hastaların tedavi süreçleriyle ilgili bilmesi gereken pratik ve net ayrımlar bulunmaktadır. Hastalıklı dokunun cerrahi olarak kesilip çıkarılması ile anjiyografik olarak içeriden kurutulması arasında hasta deneyimi açısından belirgin farklar mevcuttur.
İki yöntem arasındaki farkların temel başlıkları şunlardır:
- Anestezi türü
- Boyunda kesi izi
- Hastanede yatış süresi
- Kalıcı hormon ilacı ihtiyacı
- Ses kısıklığı riski
En belirgin fark uygulanan anestezidir. Ameliyatlar büyük çoğunlukla hastanın tamamen uyutulduğu genel anestezi altında yapılırken, kapalı işlemler sadece bölgenin uyuşturulduğu lokal anestezi ile uyanıkken yapılır. Estetik açıdan cerrahi müdahale boynun ön kısmında kalıcı bir dikiş izi bırakırken, damardan girilen işlemlerde boyunda hiçbir iz kalmaz. İyileşme hızı da oldukça farklıdır; ameliyat sonrası hastalar genellikle birkaç gün hastanede, boyunlarında biriken sıvıyı atan dren borularıyla kalırken, embolizasyon olan hastalar çoğunlukla aynı gün taburcu olarak günlük hayatlarına dönerler. En hayati farklardan biri de organın durumudur; cerrahide tiroid bezi alındığı için genellikle ömür boyu sentetik hormon hapı kullanmak gerekirken, diğer yöntemde sağlıklı doku yerinde kaldığı için ilaç bağımlılığı ihtimali büyük ölçüde azalır.
Termal Ablasyon Yöntemleri Tiroid Embolizasyonu ile Nasıl Birleştirilir ve Tiroid Cerrahisi Öncesi Kullanılır mı?
Girişimsel işlemlerin sunduğu bir diğer gelişmiş yaklaşım ise dışarıdan cildin üzerinden ultrasonla bakılarak yapılan iğneli ablasyon yöntemleridir. Nodülün yapısı et parçası gibi katı bir formdaysa, radyofrekans veya mikrodalga adı verilen termal ablasyon teknolojileri kullanılır. Bu işlemlerde yine lokal anestezi altında ince bir iğne ile nodülün merkezine girilir ve iğne ucundan yayılan kontrollü ısı enerjisi ile hastalıklı doku içeriden kurutulur.
Bu işlemlerin güvenliğini artıran önemli bir detay, tiroid zarı ile çevredeki kritik organlar arasına işlem öncesi özel bir sıvı enjekte edilerek soğuk bir su yastığı oluşturulmasıdır. Bu sıvı kalkanı sayesinde ısının ses tellerine veya diğer dokulara ulaşması büyük oranda engellenir.
Bazı durumlarda nodül o kadar büyüktür veya o kadar fazla kanlanıyordur ki sadece iğne ile verilen ısı, hızlı kan akımı yüzünden yeterince etkili olamayabilir. Böyle çok büyük kitlelerde bu iki farklı ameliyatsız yöntem birleştirilir. Önce anjiyografi ile nodülün atardamar kanlanması kesilir. Ardından kanı kesilmiş bu kitleye iğne ile ısı tedavisi uygulanır. Bu kombine yaklaşım sayesinde ameliyat edilmesi çok zor olan devasa kitlelerde bile çok belirgin küçülmeler elde edilmesi amaçlanır. Ayrıca dev boyutlu bir kitlenin cerrahi olarak çıkarılması planlanıyorsa, ameliyat sırasında oluşabilecek tehlikeli kanamaları önlemek ve cerrahın işini kolaylaştırmak amacıyla ameliyattan birkaç gün önce hazırlık olarak embolizasyon işlemi uygulanabilmektedir.
Tiroid Embolizasyonu Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır ve Tiroid Ameliyatı Sonrasına Göre Ne Kadar Sürer?
Cerrahi operasyonlarda kitle ameliyat anında vücuttan bir anda uzaklaştırılırken, ameliyatsız yöntemlerde tedavi edilen dokunun küçülüp kaybolması biyolojik ve zamana yayılan bir süreçtir. Vücudun temizlik hücreleri, canlılığını yitiren bu dokuyu aylar içerisinde doğal yollarla yok eder. Sonuçlar işlem bittiği an değil haftalar ve aylar içerisinde kademe kademe ortaya çıkar.
İyileşme sürecindeki takip periyotları şunlardır:
- İlk bir hafta
- Birinci ay
- Üçüncü ay
- Altıncı ay
- Birinci yıl
İşlemi takip eden ilk günlerde boyun bölgesinde çok hafif bir ödem ve dışarıdan dokunulduğunda bir hassasiyet hissedilebilir. Doku parçalanmaya başladığı için nodülün içinde depolanmış olan bir miktar tiroid hormonu kana karışıp tahlillerde kısa süreli dalgalanmalar yaratabilir, ancak bu durum genellikle kendi kendine dengelenir. Birinci aya gelindiğinde hormon değerleri genellikle düzene girmiş olur ve ultrason kontrollerinde kitlenin içeriden sönmeye başladığı fark edilir.
Üçüncü ay itibarıyla biyolojik temizlik süreci hızlanır; dışarıdan bakıldığında boyundaki o şişliğin inmeye başladığı gözlenir. Daha da önemlisi, kitlenin nefes borusuna ve yemek borusuna yaptığı fiziksel baskı hafiflediği için hastanın rahat nefes alma ve kolay yutkunma gibi şikayetlerinde büyük bir rahatlama başlar. Altıncı aya ulaşıldığında nodül hacminde çok belirgin bir gerileme hedeflenir ve klinik belirtilerin çoğu ortadan kalkmış olur. Birinci yılın sonunda ise işlem öncesinde hastanın hayatını zorlaştıran kitle, büyük ölçüde hacmini kaybetmiş ve cihazlarla bile zorlukla seçilebilen inaktif, sessiz bir yara izine dönüşmüş olur. Bu durum iyileşmenin büyük oranda tamamlandığının göstergesidir.
Tiroid Embolizasyonu Yan Etkileri Nelerdir ve Tiroid Ameliyatı Risklerinden Ne Kadar Farklıdır?
Tıpta uygulanan hiçbir müdahale tamamen risksiz değildir ancak ameliyatsız yöntemlerin temel çıkış noktası, geleneksel cerrahinin taşıdığı ağır veya kalıcı riskleri olabildiğince aşağıya çekmektir. Bu işlemlerin güvenlik profili hastalar açısından genellikle oldukça yüz güldürücüdür. Yine de her tıbbi girişim gibi vücudun verdiği bazı doğal reaksiyonlar ve geçici yan etkiler bulunmaktadır. Bu yan etkiler, vücudun tedaviye ve dokudaki değişime verdiği fizyolojik yanıtın bir parçasıdır.
İşlem sonrasında görülebilecek bazı etkiler şunlardır:
- Boğaz ağrısı
- Yutkunma hassasiyeti
- Hafif vücut ateşi
- Geçici ses boğukluğu
- Çene veya diş ağrısı
- Boyun bölgesinde şişkinlik
En sık karşılaşılan durumlar genellikle hafif düzeyde boğaz ağrısı ve yutkunurken hissedilen batma hissidir. Bu durum sıradan bir üst solunum yolu enfeksiyonunda yaşanan boğaz hassasiyetine çok benzer. Bununla birlikte vücut, parçalanan dokulara tepki olarak hafif dereceli ateş üretebilir. İşlem sonrası boyun bölgesinde oluşan ödem, sinirlere hafifçe baskı yaparak seste geçici bir boğukluk yaratabilir ancak bu durum cerrahideki gibi kalıcı bir sinir kesilmesi olmadığından çoğunlukla kısa sürede düzelir. Bazen çene altı bölgesine ve dişlere vuran hafif yansıma ağrıları yaşanabilir. Bu belirtilerin neredeyse tamamı hastanede veya evde doktorunuzun önereceği standart ağrı kesici ve ödem dağıtıcı ilaçlarla birkaç gün içerisinde rahatlıkla kontrol altına alınabilen geçici durumlardır. Çok nadir damarsal problemler görülebilse de modern cihazlar ve tecrübeli ellerde bu büyük risklerin gerçekleşme ihtimali son derece düşüktür.
Neden Tiroid Ameliyatı Kararı Almadan Önce Tiroid Embolizasyonu Seçeneği Değerlendirilmelidir?
Tıp bilimindeki gelişmeler, tedavi anlayışını “hastalıklı organı tamamen feda etme” mantığından “organın sağlıklı kısımlarını koruyarak sadece sorunu çözme” felsefesine doğru taşımıştır. Tiroid embolizasyonu ve benzeri kapalı yöntemler; boyunda dikiş izi bırakmayan estetik sonuçları, hastanın kendi doğal hormonlarını üretmeye devam etmesine imkan tanıyan yapısı, uzun hastane yatışları gerektirmeyen konforu ve ses kısıklığı gibi cerrahi riskleri azaltan tekniği ile tiroid hastalıklarının tedavisinde oldukça güncel bir bakış açısı sunmaktadır.
Özellikle kronik hastalıkları bulunan, ileri yaşta olan veya boynunda ciddi boyutlara ulaşmış kitlesi nedeniyle ağır bir ameliyat süreciyle yüzleşmek zorunda kalan hastalar için bu tür organ koruyucu yöntemlerin varlığı büyük bir şanstır. Tiroid ameliyatı olup organın tamamından vazgeçmeden, ömür boyu her gün hap kullanma zorunluluğuna girmeden önce, durumunuzun ameliyatsız yöntemlere uygun olup olmadığını araştırmak sağlık kaliteniz açısından atacağınız çok doğru bir adımdır. Karar vermeden önce tiroid hastalıkları konusunda tecrübeli uzman hekimlerden oluşan farklı branşların da görüşünü almak, özellikle kapalı damar içi tedaviler konusunda deneyimli hekimlere danışmak, kendi bedeninize ve gelecekteki yaşam konforunuza yapacağınız en değerli yatırımdır. Hastalığınızla başa çıkarken hangi yolun sizin yaşantınıza daha uygun olduğunu belirlemek, tedavi başarısını artıracak en temel unsurdur.
Sıkça sorulan sorular
Tiroid embolizasyonu ve tiroid ameliyatı arasındaki temel farklar nelerdir?
Tiroid embolizasyonunda nodülü besleyen damarlar kapatılarak küçülmesi hedeflenirken, tiroid ameliyatında nodül veya tiroid bezinin bir kısmı ya da tamamı cerrahi olarak çıkarılır. Tedavi seçimi hastanın klinik durumuna göre belirlenir.
Tiroid embolizasyonu hangi hastalar için tiroid ameliyatına alternatif olabilir?
İyi huylu, belirti veren tiroid nodülleri bulunan ve cerrahi riski yüksek olan veya ameliyat istemeyen uygun hastalarda tiroid embolizasyonu alternatif bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Uygunluk ayrıntılı inceleme ile belirlenir.
Tiroid embolizasyonu ile tiroid ameliyatının iyileşme süresi arasında fark var mıdır?
Tiroid embolizasyonu genellikle daha kısa hastanede kalış ve daha hızlı günlük yaşama dönüş sağlayabilir. Tiroid ameliyatında iyileşme süresi cerrahinin kapsamına ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişebilir.
Tiroid embolizasyonu sonrasında tiroid bezi tamamen korunabilir mi?
Tiroid embolizasyonu, hedeflenen nodülün kanlanmasını azaltmayı amaçladığı için tiroid dokusunun büyük kısmı korunabilir. Ancak sonuçlar nodülün yapısına, büyüklüğüne ve uygulanan tekniğe göre farklılık gösterebilir.
Tiroid ameliyatı mı yoksa tiroid embolizasyonu mu daha etkilidir?
Her iki yöntemin etkinliği tedavi edilen hastalığa göre değişir. Kanser şüphesi bulunan olgularda cerrahi ön planda olurken, seçilmiş iyi huylu nodüllerde embolizasyon başarılı sonuçlar sağlayabilir.
Tiroid embolizasyonu ve tiroid ameliyatının olası riskleri nelerdir?
Embolizasyonda ağrı, geçici ateş veya damarla ilişkili komplikasyonlar görülebilir. Cerrahide ise kanama, enfeksiyon, ses teli siniri yaralanması ve paratiroid bezlerinin etkilenmesi gibi riskler değerlendirilir.
Tiroid embolizasyonu sonrasında nodüller tamamen kaybolur mu?
Tiroid embolizasyonundan sonra nodüller çoğunlukla zaman içinde küçülür ve basıya bağlı şikâyetler azalabilir. Ancak nodülün tamamen kaybolması her hastada beklenmez ve düzenli takip önem taşır.
Tiroid embolizasyonu ve tiroid ameliyatı öncesinde hangi tetkikler yapılmalıdır?
Tiroid ultrasonografisi, kan testleri, gerektiğinde ince iğne aspirasyon biyopsisi ve diğer görüntüleme yöntemleri uygulanabilir. Bu değerlendirmeler en uygun tedavi seçeneğinin belirlenmesine yardımcı olur.
Tiroid embolizasyonu sonrasında tiroid hormonu kullanmak gerekir mi?
Çoğu hastada tiroid fonksiyonları korunabilir ancak bu durum her hasta için aynı değildir. Tedavi sonrasında hormon düzeyleri takip edilir ve yalnızca gerekli görüldüğünde tiroid hormonu tedavisi başlanabilir.
Tiroid embolizasyonu ve tiroid ameliyatı arasında seçim nasıl yapılır?
Tedavi kararı; nodülün iyi veya kötü huylu olma durumu, boyutu, oluşturduğu şikâyetler, tiroid fonksiyonları, hastanın genel sağlık durumu ve beklentileri birlikte değerlendirilerek uzman ekip tarafından verilir.

Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, minimal invaziv damar içi tedavilere odaklanan, Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji ve nöroradyoloji uzmanlarından biridir. Anevrizma ve inme tedavileri, embolizasyon işlemleri, tiroid ve paratiroid hastalıklarının ameliyatsız tedavileri, girişimsel onkoloji ve periferik damar girişimleri başlıca uzmanlık alanları arasındadır. Halen İstanbul Memorial Göztepe Hastanesi Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji Bölümü Sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Kılıçkesmez, 2012–2013 yıllarında Londra Guy’s & St Thomas’ ve King’s College Hospital’da “Clinical Fellow” olarak girişimsel radyoloji ve onkoloji alanında ileri eğitim almıştır. 2020 yılında profesör unvanını almış, aynı yıl SBÜ Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kurucu Hekimi olmuştur. Ayrıca EBIR (European Board of Interventional Radiology) sertifikasına sahiptir.
Prof. Dr. Kılıçkesmez’in 94 uluslararası, 40 ulusal makalesi ve 2500’ün üzerinde atıfı bulunmaktadır. American Journal of Roentgenology (AJR) ve Diagnostic & Interventional Radiology gibi prestijli dergilerde hakemlik yapmaktadır. Klinik ve akademik deneyimiyle inme tedavisi, beyin anevrizması, embolizasyon, tümör ablasyonu ve tiroid/paratiroid hastalıklarının minimal invaziv tedavileri konularında ulusal ve uluslararası alanda referans gösterilen bir isimdir.

Vaka Örnekleri
Santral ven oklüzyonu: Balon tedavisi
Vakalar
Y stent eşlikli kapalı anevrizma tedavisi
Vakalar
Bel fıtığı disk içi radyofrekans tedavisi sonucu
Fıtık Tedavisi
Boyun Fıtığı Tedavisinde Lazer Teknolojisi ve Anjiyografi
Fıtık Tedavisi
Basedow-Graves hastalığı ameliyatsız tedavi sonucu
Tiroid Hastalıkları
TAKE işlemi ile yok edilen karaciğer tümörü
Kanser Tedavisi
Ameliyatsız Paratiroid Adenomu Tedavisi Sonucu
Paratiroid Adenomu
Sol akciğer komşuğuna gizlenmiş paratiroid adenomu
Paratiroid Adenomu
Bağırsak dalak anevrizması embolizasyonu
Embolizasyon
Dev dalak damar anevrizması kaplı stent ile tedavisi
Stent
Böbrek damarı anevrizmasının akım yönlendirici stent ile tedavisi
Stent
Dev Karaciğer Hemanjiom Mikrodalga Ablasyon
Ablasyon
Nefrostomi
Vakalar
Kanamış Beyin Anevrizmasının Koil ile Tedavisi
Embolizasyon
Kanamış Beyin Damar Yumağı (AVM) Embolizasyon Tedavisi
Embolizasyon
Beyin Toplar Damar Stentleme