İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Bölümü Uzmanlık Eğitimi

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Radyoloji Bölümü’nde aldığım uzmanlık eğitimi, mesleki kariyerimin temelini oluşturan en kritik ve yoğun gelişim dönemlerinden biri oldu. Bu süreçte yalnızca radyolojinin temel prensiplerini öğrenmekle kalmadım, aynı zamanda görüntüleme teknolojilerinin klinik karar süreçlerindeki yerini derinlemesine kavrama fırsatı elde ettim.

Uzmanlık eğitimim boyunca, geniş bir hasta popülasyonu ve çok çeşitli klinik vakalarla karşılaşarak teorik bilgilerimi pratiğe dökme imkânı buldum. Acil vakalardan kronik hastalıklara, basit görüntüleme ihtiyaçlarından kompleks tanısal süreçlere kadar pek çok farklı senaryoda aktif rol aldım. Bu yoğun klinik ortam, hızlı ve doğru karar verebilme yeteneğimi geliştirmemde önemli bir katkı sağladı.

Bu dönemde özellikle ileri görüntüleme tekniklerine olan ilgim giderek arttı. O dönemde hastanemizde ya da dış merkez rotasyonları yardımıyla Bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans (MR) ve anjiyografik görüntüleme yöntemleri üzerinde yoğunlaşarak, hastalıkların erken tanısı ve doğru tedavi planlamasında radyolojinin ne kadar kritik bir rol oynadığını yakından deneyimledim. Görüntüleme bulgularını klinik verilerle entegre etme becerim bu süreçte belirgin şekilde gelişti.

Aynı zamanda girişimsel radyolojiye olan ilgim de bu yıllarda şekillenmeye başladı. Görüntüleme eşliğinde yapılan minimal invazif işlemlerin, hastalar için cerrahiye alternatif oluşturabilmesi ve daha hızlı iyileşme sağlaması beni bu alana yönlendiren en önemli faktörlerden biri oldu. Bu doğrultuda, girişimsel uygulamaların teorik altyapısını öğrenmeye ve pratikte gözlemleyerek deneyim kazanmaya başladım.

Eğitim sürecim yalnızca klinik uygulamalarla sınırlı kalmadı; akademik gelişimime de büyük önem verdim. Güncel literatürü yakından takip ederek bilimsel bakış açımı güçlendirdim, araştırmalara katılarak akademik üretkenliğimi artırdım. Bu yaklaşım, ilerleyen yıllarda ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştireceğim bilimsel çalışmaların temelini oluşturdu.

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde geçirdiğim bu yoğun ve disiplinli eğitim süreci, beni yalnızca bir radyoloji uzmanı olarak değil; aynı zamanda analitik düşünebilen, hasta odaklı yaklaşımı benimseyen ve sürekli gelişimi hedefleyen bir hekim olarak şekillendirdi. Bugün uyguladığım modern girişimsel yaklaşımların ve multidisipliner bakış açısının temelleri, bu dönemde edindiğim bilgi ve deneyimlere dayanmaktadır.

İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde asistanlık eğitimim ilk dönemi oluşturan 5 yıllık bir süreç oldu. Ancak bu merkezden ayrılıp başka merkezlerde eğitimimi devam ettirip 2013 yılında, 10 yıl sonra eğitim sorumlusu olarak bu merkeze tekrar atandım. Bu dönemde Tanısal Radyoloji alanında çalışan uzmanların spesifik branşlarda daha efektif çalışmalarına olanak sağladım. Sonrasında anjiyo ünitesi bulunmayan bu merkezde c kollu skopi cihazı ile küçük bir ünite kurarak non vasküler, işlemlere yoğunluk vermek ve hızlıca asistan eğitimine başlamak oldu. Yaklaşık bir sene sonra monoplan bir anjiyo ünitesi kurulunca hızlı bir şekilde liyakatli çalışma arkadaşları ile kadroyu arttırıp, öncelikle damar tıkanıklıkları, diyaliz girişimleri, akut embolizasyonlar konusunda İstanbul’da en çok hasta refere edilen birkaç merkez arasına girdik. Başarısı takdir gören ve onlarca uzman yetiştiren bu ekip, 2020 yılında pandemi döneminde Şehir hastanesini kurmak için görevlendirildiğinde serebral anevrizma, avm, strok, gibi nörolojik işlemler dahil sürekli hasta kabul eden, başarıyla tedavi eden, girişimsel radyolojiye ilgi duyan hekim, hemşire ve teknikerlere eğitim verilen bir merkez haline gelmişti.

Bu dönem çok keyifle çalıştığım, meslektaşlarıma bilgilerimi aktarıp, hastalarımızla bütünleşip, ekip olma ruhunu tattığım unutulmaz bir dönem olarak hatıralarımda yerini korumaktadır.