Ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi, bacaklara giden kan akışını durduran engellerin herhangi bir cerrahi kesi açılmaksızın, sadece milimetrelik bir iğne deliğinden damar içine girilerek özel cihazlarla içeriden açılması işlemidir.
Bu yenilikçi radyolojik müdahale konsepti, doku bütünlüğünü en üst düzeyde koruyarak dolaşım sistemini hücresel düzeyde hızla onarmayı ve ekstremitelerdeki perfüzyon kaybını güvenli bir biçimde geri döndürmeyi merkezine alır.
İleri teknolojiye sahip görüntüleme sistemlerinin rehberliğinde kan damarlarının yol haritası anlık olarak izlenir, böylece doğrudan problemin merkezine son derece hassas ve nokta atışı bir onarım imkanı sağlanır.
Kan akışının bu hızlı ve etkin restorasyonu, bozulan damar fizyolojisini yeniden düzenleyerek kişinin hareket özgürlüğünü geri kazanmasına yardımcı olurken, uzun vadeli vasküler sağlığın sürdürülmesi adına kalıcı bir altyapı inşa eder.
Bacak damar tıkanıklığı nasıl gelişir ve vücutta ne gibi değişimler yaratır?
Bacak atardamarlarında görülen tıkanıklıkların temelinde çoğunlukla damar sertliği olarak adlandırılan ateroskleroz süreci yatar. İnsan vücudundaki sağlıklı bir damarın iç yüzeyi kusursuz denebilecek kadar pürüzsüz bir yapıya sahiptir. Bu pürüzsüz doku, kan hücrelerinin herhangi bir engele takılmadan, adeta kayarak dokulara ulaşmasına olanak tanır. Ancak yıllar geçtikçe yüksek kolesterol düzeyleri, tansiyon dengesizlikleri, şeker hastalığı ve en önemlisi tütün ürünlerinin tüketimi gibi faktörlerin etkisiyle bu iç tabaka yıpranmaya ve hasar görmeye başlar. Yıpranan bölgelerde yağ hücreleri, kolesterol kristalleri ve bazı iltihabi hücreler birikerek plak adı verilen tabakaları oluşturur. Süreç ilerledikçe bu plakların üzerine kalsiyum minerallerinin çökmesiyle damar duvarı doğal esnekliğini kaybeder, giderek kalınlaşır ve kanın geçebileceği iç boşluk daralır.
Damar sertliğinin yanı sıra daha farklı etkenler de dolaşım sorunlarına zemin hazırlayabilir. Özellikle genç yaşlarda ve yoğun şekilde sigara tüketen bireylerde, Buerger hastalığı adı verilen durum ortaya çıkabilir. Bu hastalık, uyluk veya kasıktaki büyük damarlardan ziyade, diz altındaki, ayak bileğindeki ve parmaklara giden daha küçük çaplı damarlarda yoğun iltihaplanma ile kendini gösterir. Diyabet hastalarında ise kan şekerinin uzun yıllar boyunca yüksek seyretmesi, hem büyük atardamarlarda damar sertliğini hızlandırır hem de dokuların içindeki mikroskobik kılcal damar ağını yıpratarak hücresel düzeyde beslenme sorunlarına kapı aralar. Hangi nedene bağlı olursa olsun, damar çapının daralması neticesinde bacak kaslarına ve cilt dokusuna ulaşan oksijen miktarında azalma görülür. İlgili dokunun ihtiyaç duyduğu oksijen miktarı ile damardan gönderilebilen kan miktarı arasındaki bu uyumsuzluk, dokularda hücresel bir açlık durumu başlatarak hastalığın belirti vermesine neden olur.
Bacak damar tıkanıklığı durumunda en sık karşılaşılan klinik belirtiler nelerdir?
Bacak atardamarı tıkanıklıkları genellikle bir anda ortaya çıkmak yerine yıllara yayılan sinsi bir ilerleme gösterir. Hastalığın en erken evrelerinde damarlarda plak oluşumu başlasa da istirahat halindeyken veya günlük sıradan hareketler sırasında dokulara yeterli kan ulaştığı için kişi hiçbir şikayet hissetmeyebilir. Bu dönemde hastalık genellikle check-up programları veya başka amaçlarla yapılan ultrason tetkikleri sırasında tesadüfen fark edilir.
Zamanla damardaki darlık belirginleştiğinde yol yürüme, yokuş veya merdiven çıkma, tempo gerektiren hareketler sırasında bacak kaslarının artan oksijen ihtiyacı karşılanamaz hale gelir. Daralmış damarlar bu ekstra kanı sağlayamadığında, belirli bir yürüme mesafesinden sonra baldırda, uylukta veya kalçada şiddetli bir kramp, yanma ve sıkışma hissi meydana gelir. Halk arasında “vitrin hastalığı” olarak da bilinen bu durumda kişi durup dinlenmek zorunda kalır. Dinlenmekle birkaç dakika içinde geçen ağrı, hastalık ilerledikçe çok daha kısa yürüyüş mesafelerinde dahi kendini göstermeye başlar.
Daha ileri aşamalarda ise kan akışı o kadar azalır ki istirahat halinde bile dokuların temel canlılık gereksinimleri karşılanamaz. Gece uykudan uyandıran, bacağı yataktan aşağı sarkıtma ihtiyacı hissettiren ağrılar başlar. Sürecin son noktalarında ise ayak parmaklarında renk değişiklikleri, morarmalar ve kendiliğinden açılan yaralar görülebilir.
Hastalığın ilerleyen evrelerinde görülebilen temel belirtiler şunlardır:
- Baldır kaslarında kramp
- Uyluk veya kalçada sıkışma hissi
- Ayaklarda sürekli üşüme durumu
- Cilt renginde solukluk
- Ayak parmaklarında morarma
- Tırnak yapısında kalınlaşma veya bozulma
- Bacak tüylerinde dökülme
- Gece başlayan istirahat ağrısı
- İyileşmeyen ayak yaraları
- Ayak bileğinde zayıf nabız
Ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi planlanmadan önce tanı nasıl konur?
Hastanın şikayetleri detaylı bir şekilde dinlenip genel bir damar muayenesi yapıldıktan sonra bacak ve ayak bileğindeki nabızların elle hissedilip hissedilemediği kontrol edilir. Nabızların alınamaması veya zayıf gelmesi durumunda öncelikle tamamen ağrısız ve yan etkisiz testlere başvurulur. İlk adım genellikle ayak bileği ile kol arasındaki kan basıncı farkını ölçen yöntemdir. Bacak damarlarında bir darlık varsa, ayak bileğindeki basınç değerinin koldakine oranla daha düşük çıkması beklenir ve bu durum dolaşım sorununu doğrulayan önemli bir ipucudur.
Daha detaylı bilgi edinmek ve problemin tam yerini saptamak için gelişmiş görüntüleme teknolojilerinden destek alınır. Ses dalgaları kullanılarak kan akış hızını, akımın yönünü ve damar içindeki plak yapılarını radyasyon olmaksızın gösteren ultrasonografi, oldukça değerli bir tarama aracıdır. Eğer hastalığın durumu gereği daha geniş çaplı, üç boyutlu bir haritalandırma gerekirse, damar içine renkli bir sıvı verilerek detaylı kesitlerin alındığı bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme devreye girer. Bu sistemler, tıkanıklığın ne kadar uzunlukta olduğunu, hangi seviyede başladığını ve damarın genel anatomisini net bir şekilde ortaya koyar. Tedavinin yapılacağı aşamada ise, doğrudan damar içinden ilaç verilerek anlık çekimlerin yapıldığı ve aynı anda müdahale imkanı sunan kateter anjiyografi yönteminden faydalanılır.
Tanı aşamasında kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
- Fiziksel nabız muayenesi
- Ayak bileği-kol tansiyon oranı ölçümü
- Renkli Doppler ultrasonografi
- Bilgisayarlı tomografi anjiyografi
- Manyetik rezonans anjiyografi
- Kateter bazlı dijital anjiyografi
Ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi anjiyografi ünitesinde nasıl gerçekleştirilir?
Özel donanımlı, hijyenik ve yüksek teknolojili anjiyografi ünitelerinde gerçekleştirilen bu müdahaleler, hastanın genel anestezi alarak tamamen uyutulmasını gerektirmez. Girişim yapılacak olan kasık, kol veya duruma göre ayak bileği bölgesine sadece lokal anestezi uygulanarak o küçük alanın uyuşması sağlanır. Hastanın işlem sırasındaki endişesini gidermek ve daha rahat hissetmesine yardımcı olmak için hafif dozlarda sakinleştirici ilaçlar da tercih edilebilir. İşlem süresince hasta uyanık kalır, etrafında olan biteni takip edebilir ve hekimle iletişime geçebilir.
Müdahale, cilt üzerinden yaklaşık bir iki milimetrelik çok ince bir iğne yardımıyla damar yoluna girilmesiyle başlar. Damarın içerisine saç teli inceliğinde, oldukça esnek kılavuz teller ve bu tellerin üzerinden kayarak ilerleyen incecik plastik borucuklar yerleştirilir. Damarlarımızın iç yüzeyinde dokunma veya ağrı hissini ileten sinir uçları bulunmadığı için, bu malzemeler vücudun derinliklerine doğru ilerlerken hasta içeride herhangi bir batma, kesilme veya ağrı hissi yaşamaz. Dışarıdaki ekrandan yansıyan yüksek çözünürlüklü milimetrik görüntüler takip edilerek, doğrudan tıkanmış olan damar bölgesine ulaşılır. Daralmış olan kısımlarda, mevcut kireçlenme durumuna ve damar yapısına en uygun cihazlar seçilerek içeriden bir açma süreci başlatılır. İşlem tamamlandığında içerideki malzemeler yavaşça geri çekilir. Cilt yüzeyinde dikiş atılmasını gerektirecek bir kesi olmadığı için sadece o bölgeye küçük bir baskı uygulanarak işlem sonlandırılır.
Ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi kapsamında uygulanan balon yöntemleri nelerdir?
Tıkalı bölgeye kılavuz teller aracılığıyla ulaşıldıktan sonra ilk başvurulan ve en temel yöntemlerden biri balonla genişletme işlemidir. Bu yöntemde başlangıçta tamamen sönük ve çok ince bir yapıda olan silindirik balon, dikkatlice daralmış damar bölümüne hizalanır. Daha sonra özel bir pompa mekanizmasıyla balona kontrollü şekilde sıvı basıncı verilerek şişirilir. Şişen balon, damar içindeki kireçli veya yağlı plakları duvarlara doğru itip ezerek, kanın rahatça geçebileceği geniş bir kanal oluşturur. Ancak standart balonların esnettiği damarların, yapılarındaki elastikiyet nedeniyle zamanla eski haline doğru büzülme veya iyileşme dokusunun gereğinden fazla büyümesine bağlı olarak aylar içinde yeniden daralma riski bulunur.
Bu yeniden daralma ihtimalini azaltmak amacıyla günümüzde yüzeyi özel hücre baskılayıcı ilaçlarla kaplanmış teknolojik balonlar yaygın olarak kullanılır. Bu balonlar damar içinde şişirildiği birkaç dakika boyunca, üzerlerindeki etken maddeyi doğrudan damar duvarının derinliklerine aktarır. Damarın mekanik olarak genişletilmesinin yanı sıra hücrelerin içine işleyen bu ilaç sayesinde, dokuların aşırı çoğalarak damarı tekrar tıkama eğilimi biyolojik olarak yavaşlatılmış olur.
Damar içi balon tedavilerinde kullanılan malzemeler şunlardır:
- Standart esnek anjiyoplasti balonları
- İlaç kaplamalı balonlar
- Yüksek basınç dirençli balonlar
- Üzerinde küçük bıçaklar bulunan kesici balonlar
- Sert plakları çatlatmaya yarayan skorlama balonları
Ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi sırasında hangi durumlarda stent takılır?
Balonla damar genişletme işlemi yapıldıktan sonra damar duvarında beklenen esnemeden ziyade istenmeyen ufak yırtılmalar oluşmuşsa veya yoğun kalsiyum birikimi nedeniyle balon söner sönmez damar yeniden içe doğru çöküyorsa, iç bölgeyi destekleyecek sağlam bir mekanizmaya ihtiyaç duyulur. Bu destek ihtiyacını karşılamak için ince metal tellerden örülmüş kafes yapısındaki stentler kullanılır. Taşıyıcı bir sistemin üzerinde sönük haldeyken damara yerleştirilen stent, ilgili bölgede kendi kendine veya bir balon yardımıyla genişleyerek damar duvarına sıkıca tutunur. İçeriden bir iskele görevi görerek damarın açık kalmasına destek olur.
Kullanılacak stentin türü daralan damarın çapına, vücutta bulunduğu bölgeye ve eklemlere olan yakınlığına göre özenle belirlenir. Karnın alt kısmındaki geniş ve sabit damarlarda daha çok yapısal dayanıklılığı yüksek metal stentler tercih edilirken, diz üstü bölgesindeki uzun, daha dar ve esnemeye maruz kalan damarlarda yeniden daralmayı önleyici ilaçlarla kaplı stentler ön plana çıkar. Eğer damar yapısında yapısal bir zayıflama, balonlama durumu varsa veya damar başından sonuna kadar yoğun bir kireç kitlesi ile dolmuşsa, üzeri sentetik bir doku ile kaplanmış stentler kullanılarak kanın güvenle akabileceği tamamen yeni ve kapalı bir kanal oluşturulabilir.
Uygulanan başlıca stent türleri şunlardır:
- Çıplak metal yapılı stentler
- İlaç salınımlı stentler
- Sentetik kumaş kaplı stentler
- Kendiliğinden açılan esnek stentler
- Balon yardımıyla açılan stentler
Kireçlenmiş damarlarda ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi için tıraşlama (aterektomi) nasıl çalışır?
Hastalığın çok uzun süre devam ettiği ve ilerlediği durumlarda, damarı tıkayan yapılar zamanla yumuşaklığını kaybederek adeta kaya veya kemik sertliğinde bir kalsiyum zırhına dönüşür. Bu kadar sertleşmiş bir dokuyu sadece balon kullanarak ve yüksek basınç vererek açmaya çalışmak, esnemeyen kirecin kırılmamasına, tam aksine sağlıklı damar kısımlarında istenmeyen zedelenmelere yol açabilir. Bu tarz inatçı kireçlenmelerde damar içi plak tıraşlama veya temizleme olarak bilinen aterektomi sistemleri oldukça etkili sonuçlar verebilir.
Aterektomi cihazları, çok ince tasarımlarına rağmen uç kısımlarında oldukça karmaşık mekanizmalar barındıran aletlerdir. Bazı türlerinde çok yüksek devirlerle dönen elmas kaplı başlıklar bulunur. Bu başlıklar, damar duvarına zarar vermeden sadece sertleşmiş kireç tabakasına temas ederek kireci kan hücrelerinden bile küçük mikroskobik tozlar halinde zımparalar. Bir diğer tür cihaz ise damarın içindeki kireçli plağı yönlendirilebilir bir bıçak mekanizmasıyla peynir dilimler gibi kesip kendi iç haznesine hapsederek vücut dışına çıkarır. Tıkayıcı yapıyı damar duvarına doğru ezmek yerine ortamdan fiziksel olarak uzaklaştıran bu yaklaşım damara eski esnekliğini geri kazandırır. Zımparalanıp temizlenmiş olan pürüzsüz damar yüzeyine sonrasında ilaçlı balon uygulandığında, ilacın damar duvarına emilimi çok daha homojen ve verimli bir hale gelir.
Kullanılan temel aterektomi sistemleri şunlardır:
- Rotasyonel tıraşlama cihazları
- Yönlendirilebilir kesici cihazlar
- Orbital zımparalama cihazları
- Lazer enerjisiyle buharlaştıran cihazlar
Ses dalgaları ile ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi (litotripsi) nasıl yapılır?
Damar içi işlemlerde son yıllarda kullanılmaya başlanan teknolojilerden bir diğeri ise litotripsi yöntemidir. Uzun yıllardır böbrek taşlarını dışarıdan kırmak için kullanılan ses dalgası teknolojisinin, oldukça küçük boyutlara getirilerek damar içine uyarlanmış şeklidir. Özel bir balon sisteminin içerisine yerleştirilen minik yayıcı mekanizmalar, sorunlu damar bölgesine ilerletildiğinde belirli aralıklarla akustik şok dalgaları üretir.
Üretilen bu ses dalgaları, damarın esnekliğini sağlayan yumuşak dokularına herhangi bir zarar vermeden doğrudan sert kalsiyum birikintilerine çarpar. Bu çarpma etkisi, taşlaşmış kireç tabakalarında gözle görülmeyen ince çatlaklar oluşturur. Kireç zırhının bütünlüğü bozulduğunda ve damarın direnci kırıldığında, oldukça düşük basınçlı standart bir balon uygulamasıyla bile damar hiçbir zedelenme olmadan esnetilip genişletilebilir. Özellikle geleneksel yöntemlerin açmakta çok zorlandığı, damarı çepeçevre bir yüzük gibi saran sert kireçlenmelerde damar iç yapısını koruyarak çok daha güvenli bir müdahale ortamı yaratmaya yardımcı olur.
Pıhtı atması durumunda ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi hangi cihazlarla sağlanır?
Dolaşım sorunları her zaman uzun yıllara yayılan bir süreçte gelişmez. Bazen kalp ritim bozuklukları nedeniyle kalpte oluşan bir pıhtının kan akımıyla sürüklenerek bacak damarına oturması ya da damardaki mevcut bir plağın aniden çatlayarak üzerine kanın pıhtılaşması sonucu ani (akut) tıkanıklıklar görülebilir. Dokuların aniden besinsiz kalmasına yol açan bu durum müdahale edilmediğinde çok hızlı doku kayıplarına neden olabilir. Taze ve jöle kıvamında kan pıhtısının olduğu bölgeye doğrudan balon veya stent uygulamak, pıhtının dağılıp parçalanarak ayak parmaklarındaki çok küçük kılcal damarlara kaçmasına ve durumu daha da zorlaştırmasına zemin hazırlayabilir.
Bu tür ani gelişen pıhtı tıkanıklıklarında pıhtıyı içeriden dışarıya tahliye etmeye yarayan temizleme cihazları tercih edilir. Emiş gücü çok yüksek olan özel vakumlu tüpler veya pıhtıyı bir taraftan sıvı basıncıyla parçalayıp diğer taraftan emerek dışarı çeken sistemler sayesinde damar içi temizlenir. Pıhtı miktarının fazla ve uzun olduğu durumlarda ise üzerinde pek çok delik bulunan ince cihazlar pıhtının içine yerleştirilir ve yavaş yavaş pıhtı eritici ilaçlar verilir. Bu süreçler kan akımını en kısa sürede normale döndürerek dokuların hasar görmesini engellemeye odaklanır.
Bu durumlarda kullanılan yöntemler şunlardır:
- Mekanik emici kateterler
- Su basıncıyla çalışan parçalayıcı cihazlar
- İlaç verilerek yapılan pıhtı eritme işlemi
- Pıhtının aşağı kaçmasını önleyen filtreler
Ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi geleneksel açık cerrahiye göre hangi farkları barındırır?
Önceki dönemlerde sadece kısa darlıklar için içeriden müdahaleler düşünülürken, boydan boya tıkanmış uzun damarlar için açık cerrahi bypass operasyonları genellikle ilk tercih olarak değerlendirilirdi. Ancak günümüzde kullanılan esnek cihazlar ve yüksek kaliteli görüntüleme sistemlerindeki ilerlemeler sayesinde, karmaşık ve çok uzun tıkanıklıklarda dahi öncelikli olarak ameliyatsız yöntemler uygulanabilmektedir.
İki yaklaşım arasındaki en temel fark, genel anestezi yani hastanın tamamen uyutulması zorunluluğunun ortadan kalkmasıdır. Bacak damarlarında sorun yaşayan hastalar genellikle ilerleyen yaşta olan uzun süre sigara kullanmış, kalp, tansiyon veya solunum yolları rahatsızlıkları bulunan bireylerdir. Genel anestezinin bu durumdaki hastalarda yaratabileceği sistemsel zorluklar, sadece o bölgenin uyuşturulmasıyla yapılan damar içi işlemlerde büyük ölçüde bertaraf edilir.
Açık ameliyatlarda kasık, uyluk veya diz bölgesinde derin ve büyük kesiler yapılması gerekir. Damar hastalığına bağlı olarak o bölgelerin zaten kanlanması zayıf olduğundan, atılan kesilerin iyileşmesi zaman alabilir ve enfeksiyon ihtimali doğabilir. Damar içi uygulamalarda ise kesi bulunmadığı için dikiş iyileşmesi ya da yara yeri enfeksiyonu riski oldukça düşüktür. Zorlu vakalarda klasik kasık girişiyle tıkanıklık aşılamadığında, diz arkasındaki damarlardan veya ayak bileğindeki çok küçük atardamarlardan giriş yapılarak darlık aşağıdan yukarıya doğru geçilebilir. Bu çok yönlü esneklik, standart yöntemlerle açılamayacağı düşünülen damarlar için bile büyük bir alternatif oluşturur.
İki yöntem arasındaki belirgin farklılıklar şunlardır:
- Anestezi uygulama şekli
- Vücuda yapılan kesi miktarı
- Hastanede yatış süresinin uzunluğu
- Günlük hayata adaptasyon hızı
- Yara yeri enfeksiyonu riski
- Vücutta kalıcı iz durumu
Ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi sonrasında hastaneden taburculuk ve iyileşme süreci nasıldır?
İşlemin hedeflendiği gibi tamamlanmasının ardından, kasık veya kol bölgesinden damar içine girmek için kullanılan koruyucu kılıfın çıkarılması ve o küçük giriş noktasının güvenle kapatılması süreci başlar. Eski zamanlarda bu kılıf çekildikten sonra uzun dakikalar boyunca elle kuvvetli baskı uygulanır ve hastaların kanama olmaması için ağır kum torbalarıyla saatlerce hareketsiz yatması gerekirdi.
Modern uygulamalarda ise bu süreci çok daha rahat bir hale getiren özel damar kapatma sistemleri kullanılmaktadır. Bu cihazlar, kılıf çıkarılır çıkarılmaz damardaki milimetrik deliği vücutta kendiliğinden eriyen kolajen içerikli bir tıkaçla ya da ince bir mekanizmayla anında mühürler. Kanama veya o bölgede şişlik oluşma ihtimalini büyük oranda azaltan bu cihazlar sayesinde hastalar yatakta hareketsiz kalmak zorunda hissetmezler. Genellikle işlemden yalnızca birkaç saat sonra kalkıp yürüyebilir ve yemek yiyebilir duruma gelirler. Büyük çoğunluğu aynı günün akşamında veya en geç bir sonraki sabah hastaneden yürüyerek ayrılabilir ve olağan yaşantılarına rahatlıkla dönüş yapabilirler.
Ameliyatsız bacak damar tıkanıklığı tedavisi sonrası damarların tekrar tıkanmaması için nelere dikkat edilmelidir?
Daralmış damarların içeriden başarılı bir şekilde açılması, dolaşım sağlığını koruma sürecinin sadece başlangıç noktasıdır. Damar sertliği tüm vücudu etkileyen bir durum olduğu için işlemin ardından hastanın kendi yaşam tarzında yapacağı değişiklikler ve ilaçlarını özenle kullanması çok büyük bir önem taşır.
Bu sürecin en kritik koşulu tütün ürünlerinden tamamen uzak durulmasıdır. Sigara kullanımı kandaki pıhtılaşma hücrelerini daha yapışkan hale getirir ve içeriden onarılmış damar yüzeyinde tahribat yaratarak çok kısa sürede yeniden tıkanıklığa zemin hazırlayan en belirgin sebeptir. Sigara içilmeye devam edildiği müddetçe yapılan hiçbir damar açma işleminin kalıcılığından söz edilemez.
Açılan damarın uzun yıllar işlevini yerine getirmesi için kan sulandırıcı ilaçların düzenli kullanımı genellikle zorunludur. İşlem esnasında stent konulduysa veya yoğun kireç temizleme yapıldıysa ilk aylarda pıhtı riskini en aza indirmek için birden fazla kan sulandırıcı ilacın birlikte kullanılması istenebilir. Daha sonrasında ise hekim kararıyla tek ilaca geçilir. Kolesterol dengesini sağlamak için kolesterol düşürücü ilaçların kullanılması, damar duvarlarında yeniden plak oluşumunu yavaşlatmaya destek olur. Tansiyonun normal değerlerde tutulması, diyabet hastalarında kan şekeri düzeylerinin sıkı bir takiple kontrol altına alınması damar bütünlüğü için son derece gereklidir. Ayrıca doktor tarafından önerilen periyodik ultrason kontrollerinin aksatılmaması, henüz bir şikayet başlamadan damar içindeki olası ufak sorunların erken dönemde tespit edilmesine yardımcı olur.
Tedavi sonrasında hastaların uyması tavsiye edilen başlıca noktalar şunlardır:
- Tüm tütün ürünlerini hayatından çıkarmak
- Kan sulandırıcı ilaçları aksatmadan kullanmak
- Kolesterol seviyelerini istenen aralıkta tutmak
- Tansiyon dalgalanmalarını önlemek
- Kan şekeri seviyelerini sürekli dengelemek
- Gündelik kısa tempolu yürüyüşler yapmak
- Doktor kontrol randevularını aksatmamak
- Sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı edinmek

Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, minimal invaziv damar içi tedavilere odaklanan, Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji ve nöroradyoloji uzmanlarından biridir. Anevrizma ve inme tedavileri, embolizasyon işlemleri, tiroid ve paratiroid hastalıklarının ameliyatsız tedavileri, girişimsel onkoloji ve periferik damar girişimleri başlıca uzmanlık alanları arasındadır. Halen İstanbul Memorial Göztepe Hastanesi Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji Bölümü Sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Kılıçkesmez, 2012–2013 yıllarında Londra Guy’s & St Thomas’ ve King’s College Hospital’da “Clinical Fellow” olarak girişimsel radyoloji ve onkoloji alanında ileri eğitim almıştır. 2020 yılında profesör unvanını almış, aynı yıl SBÜ Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kurucu Hekimi olmuştur. Ayrıca EBIR (European Board of Interventional Radiology) sertifikasına sahiptir.
Prof. Dr. Kılıçkesmez’in 94 uluslararası, 40 ulusal makalesi ve 2500’ün üzerinde atıfı bulunmaktadır. American Journal of Roentgenology (AJR) ve Diagnostic & Interventional Radiology gibi prestijli dergilerde hakemlik yapmaktadır. Klinik ve akademik deneyimiyle inme tedavisi, beyin anevrizması, embolizasyon, tümör ablasyonu ve tiroid/paratiroid hastalıklarının minimal invaziv tedavileri konularında ulusal ve uluslararası alanda referans gösterilen bir isimdir.

Vaka Örnekleri
Santral ven oklüzyonu: Balon tedavisi
Vakalar
Y stent eşlikli kapalı anevrizma tedavisi
Vakalar
Bel fıtığı disk içi radyofrekans tedavisi sonucu
Fıtık Tedavisi
Boyun Fıtığı Tedavisinde Lazer Teknolojisi ve Anjiyografi
Fıtık Tedavisi
Basedow-Graves hastalığı ameliyatsız tedavi sonucu
Tiroid Hastalıkları
TAKE işlemi ile yok edilen karaciğer tümörü
Kanser Tedavisi
Ameliyatsız Paratiroid Adenomu Tedavisi Sonucu
Paratiroid Adenomu
Sol akciğer komşuğuna gizlenmiş paratiroid adenomu
Paratiroid Adenomu
Bağırsak dalak anevrizması embolizasyonu
Embolizasyon
Dev dalak damar anevrizması kaplı stent ile tedavisi
Stent
Böbrek damarı anevrizmasının akım yönlendirici stent ile tedavisi
Stent
Dev Karaciğer Hemanjiom Mikrodalga Ablasyon
Ablasyon
Nefrostomi
Vakalar
Kanamış Beyin Anevrizmasının Koil ile Tedavisi
Embolizasyon
Kanamış Beyin Damar Yumağı (AVM) Embolizasyon Tedavisi
Embolizasyon
Beyin Toplar Damar Stentleme