Kronik prostatitte embolizasyon tedavisi, iltihabın ve neovaskülarizasyonun neden olduğu ağrıyı azaltmak amacıyla uygulanan minimal invaziv bir yöntemdir. Prostatı besleyen damarlar embolize edilerek semptom döngüsü kırılır ve rahatlama sağlanır.
Kronik pelvik ağrı sendromunda embolizasyon tedavisi, mesane ve çevre sinirler arasındaki hassasiyeti azaltarak semptom şiddetini düşürür. Bu yöntem, geleneksel tedavilere yanıt vermeyen olgularda yeni bir alternatif sunar.
Prostatik arter embolizasyonu teknik olarak kontrollü kateterizasyon ve damarların hedeflenmiş tıkanması ile gerçekleştirilir. Bu sayede inflamasyon ve ağrı döngüsü kesilir, hastanın yaşam kalitesi iyileşir.
Minimal invaziv embolizasyon, hastaların hastanede kalış süresini kısaltır, anestezi ihtiyacını azaltır ve komplikasyon riskini düşürmesiyle öne çıkar. Deneyimli girişimsel radyoloji ekibi uyguladığında etkinlik artar.
Kronik Prostatit/CPPS Nedir, Belirtileri Nelerdir?
Kronik prostatit ya da literatürdeki adıyla “Kronik Prostatit/Kronik Pelvik Ağrı Sendromu (CP/CPPS)”, üç aydan uzun süredir devam eden ve net bir enfeksiyon bulgusuyla açıklanamayan prostat bezi iltihabı/tahrişi durumu olarak tanımlanır. Prostat, erkek üreme sisteminin önemli bir parçasıdır ve idrar yolunun hemen altında, mesanenin çıkışında yer alır. Bu nedenle prostatta oluşan herhangi bir sorun, yalnızca ağrı şikâyetleriyle değil aynı zamanda sık idrara çıkma, zor idrar yapma gibi belirtilerle de kendini gösterir.
- Belirtiler Nasıl Ortaya Çıkar?
Kronik prostatit/CPPS’li kişiler sıklıkla kasık bölgesinde, testislerde, alt karın bölgesinde ya da bel ile kuyruksokumu arasında yerleşen bir ağrıdan yakınırlar. Bu ağrıya zaman zaman yanma hissi eşlik edebilir. Ayrıca tuvalete çıkma sıklığında artış, idrar yaparken zorlanma, gece sık uyanma gibi işlevsel şikâyetler de tabloya eklenebilir.
- Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi
Ağrının süreğen hale gelmesi, o bölgedeki kasların istemsiz kasılmasına yol açabilir; bu da adeta kronik bir döngü yaratır. Kişi rahat uyuyamaz, işe ya da sosyal hayata odaklanmakta zorluk çekebilir. Psikolojik olarak da bir süre sonra huzursuzluk, depresif hisler gibi ek sorunlar ortaya çıkabilir.
- Nedenleri Neler Olabilir?
Kesin sebebi hala tam olarak aydınlatılamamıştır. Bazen geçirilen enfeksiyonlar, bazen de otoimmün ya da nöropsikolojik etmenler suçlanır. Yani vücudun kendi bağışıklık sistemi ile ilgili veya o bölgede meydana gelen mikrodamar düzeyinde değişikliklerle ilgili olabilir. Ayrıca pelvik kaslarda spazm, stres, kaygı bozuklukları gibi durumlar da tabloyu ağırlaştırabilir.
Neden Geleneksel Tedaviler Her Zaman Yeterli Olmayabilir?
Kronik prostatit/CPPS tedavisinde geleneksel olarak ilk akla gelenler antibiyotikler, alfa-bloker adı verilen ilaçlar, anti-enflamatuvar (iltihap giderici) ilaçlar ve bazı destekleyici tedavilerdir. Ne var ki araştırmalar, bu tedavilerin çoğu zaman beklendiği kadar etkin olmadığını veya her hastada başarı sağlamadığını göstermektedir. Örneğin:
- Antibiyotikler: Prostat bezinde bakteri bulunmadığı halde dahi antibiyotik denenir; çünkü bir grup hastada kısa dönemde fayda görülebilir. Fakat bakteri yoksa uzun vadede antibiyotik doğal olarak “cuk oturmayan” bir tedavi olarak kalabilir.
- Alfa-blokerlar: İdrar yolunu çevreleyen kasların gevşemesini sağlar. Bir miktar rahatlama sunsa da her zaman ağrı boyutunda yeterli iyileşme yaratmayabilir.
- Anti-enflamatuvar İlaçlar: Ağrı ve iltihaplanmayı azaltmayı hedefler. Ancak kronik prostatitte iltihabın nedeninin karmaşık olması, bu tedavinin de tek başına yetersiz kalmasına sebep olabilir.
Kısa bir benzetme yapacak olursak; kronik prostatit bazen elimize batan küçük bir kıymık gibi düşünülür. Kıymığı çıkarmadığımız sürece yüzeysel müdahaleler belki geçici rahatlama sağlayabilir ama altta yatan sorun devam eder. Peki “kıymık” nedir? Bazı hastalarda bu prostat içerisindeki anormal kan damarlarının (neovaskülarizasyon) ve kronik iltihabi dokunun yarattığı bir döngüdür. İşte bu noktada “embolizasyon” isimli yöntem devreye giriyor.
Embolizasyon Tam Olarak Nedir ve Nasıl Çalışır?
Embolizasyon, damarların içerisine kontrollü bir şekilde bir maddenin verilerek ilgili dokuyu besleyen kan akışının geçici veya kalıcı olarak azaltılması/engellenmesi anlamına gelir. Burada hedef, problemli dokunun (örn. iltihaplanmış veya aşırı kanlanan bölgenin) fazla kan alımını sınırlamak ve böylece ağrı veya iltihap kaynağını kurutmaktır. Tıpkı bahçede sürekli su alan ama zaten çürümüş bir bitki kökünü daha fazla sulamayı bırakmak gibi düşünülebilir.
- Kronik Prostatitte Ne Oluyor?
Kronik enflamasyon, ilgili bölgede vücutça yeni damarlar (neovaskülarizasyon) oluşturur. Bu damarlar çevre dokularda hassasiyeti artırır, ağrıyı tetikleyen sinir liflerinin uyarılmasına katkıda bulunur. Bu tablo bir kez yerleştikten sonra kendini besleyen bir döngü haline gelebilir.
- Embolizasyon Nasıl Yardımcı Oluyor?
İltihabın beslenmesini sağlayan bu yeni damarları geçici olarak tıkadığımızda, bölgeye gelen aşırı kan akışı ve dolayısıyla iltihap hücrelerinin göçü azalır. O bölgedeki yangı (enflamasyon) düzeyi düşebilir, sinirler üzerindeki baskı hafifleyebilir ve sonuç olarak ağrı kontrol altına alınabilir.
“Transkateter Arteriyel Embolizasyon” (TAE) Nasıl Uygulanır?
Kelime anlamından başlayacak olursak:
- Transkateter: İnce bir kateter yardımıyla, genellikle kasık bölgesinden (femoral arter) damar içine girilerek vücudun istenilen bölgesine ulaşılması demektir.
- Arteriyel: Arter yani atardamarlar yoluyla uygulama yapılır.
- Embolizasyon: Bir çeşit “tıkaç” veya “mühürleyici” madde ile damarların bloke edilmesidir.
Hazırlık Süreci
- İşlem öncesinde hastanın genel sağlık durumu kullandığı ilaçlar ve prostat dokusunun yapısı değerlendirilir.
- Bazı hastalarda çoklu parametreli manyetik rezonans görüntüleme (MRI) yapılır. Böylece prostat dokusunda kanser benzeri riskler elenmeye çalışılır, ayrıca prostatın büyüklüğü belirlenir.
İşlem Aşamaları
- Çoğunlukla lokal anestezi (bölgesel uyuşturma) yeterli olur.
- Kasık bölgesindeki atardamara ince bir kateter yerleştirilir. Giriş yeri ufak bir iğne deliği kadar olduğu için büyük bir ameliyat kesisi söz konusu değildir.
- Ardından, prostat bezini besleyen atardamara (prostatik arter) ve gerekli görülürse pelvik kaslarla ilişkili internal pudendal arter gibi damarlara kadar ilerlenir.
- İşlem sırasında kontrast madde verilerek veya “evoked pain” (ağrı uyarısı) testleriyle hangi damarların gerçekten ağrılı bölgeyle ilişkili olduğu anlaşılır.
- Embole edici madde olan imipenem/silastatin (IPM/CS) karışımı veya benzeri geçici tıkayıcı maddeler hedef damara verilir. Damar içerisinden kan akışı büyük oranda azaltılır veya kesilir.
- Embolizasyon tamamlanınca kateter geri çekilir, giriş yerine biraz baskı uygulanır ve genellikle aynı gün içinde hastaya taburcu olma imkânı doğar.
Geçici Embolizasyon Neden Önemli?
Kalıcı tıkanıklık sağlayan mikro küreler (örneğin prostat büyümesinde kullanılan bazı partiküller) yerine, bazen “geçici” tıkanıklık yapan maddeler kullanmak tercih edilir. Çünkü kronik prostatitteki hedef, bölgenin tamamen yok edilmesi değil anormal kan akışını durdurarak kronik iltihabı yatıştırmaktır. Dokuya oksijenin ve iltihap hücrelerinin aşırı taşınması engellenir, ancak bu durum geçicidir. Böylece sağlıklı dokuyu korumak ve ciddi komplikasyonlardan kaçınmak daha mümkündür.
Araştırma Ne Gösteriyor?
Bu hastaların tedavi öncesi ve sonrası verileri çeşitli ölçeklerle incelendi. Ana ölçütler:
- NIH-CPSI (National Institutes of Health Chronic Prostatitis Symptom Index):
- Skor aralığı 0-43 olup, ne kadar yüksekse semptomlar o kadar şiddetli kabul edilir.
- Araştırmaya katılanların ortalama başlangıç skoru 27 idi (bu orta-ileri düzeyde semptomları işaret eder).
- Ağrı Derecesi (Numeric Rating Scale NRS):
- Genellikle 0’dan 10’a kadar bir ağrı skalası kullanılır (0: Hiç ağrı yok, 10: Hayal edilebilecek en şiddetli ağrı).
- Başlangıçta ortalama 7.0 gibi ciddi bir ağrı seviyesi mevcuttu.
Bulgular
- NIH-CPSI Değişimleri:
Tedavi öncesi: 27
- ay: 21
- ay: 20
- ay: 17
12 aydan uzun takipte (ortalama 16-17. ay civarı): 18
Bu sayılar, istatistiksel olarak da anlamlı bir düşüş gösteriyor. Ağrı, üriner yakınmalar ve yaşam kalitesi bozukluğunu ifade eden bu toplam skor, 27 gibi yüksek bir değerden 17-18 düzeyine inmiş durumda. Bu hastaların önemli bir kısmında belirgin rahatlamayı ifade eder.
- Ağrı Skoru (NRS) Değişimleri:
Tedavi öncesi: 7.0 (oldukça ciddi)
- ay: 4.8
- ay: 4.1
- ay: 3.7
12 aydan uzun sürede: 3.4
Bu verilere göre ağrıların, dayanılabilir bir seviyeye gerilediğini gözlemliyoruz. 7’den 3.4’e düşüş, hastalar için gündelik yaşam faaliyetlerinde çok ciddi bir iyileşme anlamına gelebilir.
- Klinik Başarı Oranı:
“Klinik başarı” olarak NIH-CPSI skorunda en az 6 puanlık bir iyileşme esas alındığında, 6. ayda hastaların %70’inde, son izlemlerde ise %64’ünde anlamlı ve kalıcı bir düzelme görülmüş. Bu oranlar uzun süredir kronik prostatit nedeniyle sıkıntı yaşayan hastalar adına oldukça ümit verici.
- Tekrarlanan Seanslar ve Takip
Bazı hastalarda tek seferlik TAE yeterli olurken, bir kısmında 2 veya 3 seansa kadar tekrarlara ihtiyaç duyulmuş. Yine de prosedürün büyük çoğunlukla günübirlik olması, işlemin görece güvenli ve tekrarlanabilir olduğunu ortaya koyuyor.
İşlemin Riskleri ve Güvenilirliği Nasıldır?
Her invaziv işlemde olduğu gibi TAE’de de bazı riskler söz konusudur. Ancak bu riskler ciddi cerrahi müdahalelere kıyasla oldukça düşüktür. Bu çalışmada:
- Büyük komplikasyon yaşanmadığı raporlandı.
- Sık görülen ancak hafif düzeyde seyreden durumlar; kasık bölgesinde küçük bir morluk (hematom) veya hafif ağrı, nadiren alerjik döküntü (kurdeşen) gibi sorunlar olmuştur.
- Tüm bu yan etkiler 1 hafta içinde, çoğunlukla ek bir müdahaleye gerek kalmadan iyileşmiştir.
Damar tıkanıklığı ile ilgili endişeler ise kullanılan maddenin geçici özelliği nedeniyle uzun vadede ciddi doku ölümü veya fonksiyon kaybına yol açmama avantajını sunar. Bununla birlikte pelvik bölgedeki atardamarların bir kısmını “yanlışlıkla” tıkamak, erektil işlev veya bölgesel kanlanma üzerinde risk yaratabilir. Bu yüzden deneyimli girişimsel radyologların ince kateterlerle çalışarak damarı çok iyi tanımlaması ve “hedefe yönelik” işlem yapması kritiktir.
Tedaviden Kimler Yararlanabilir?
- Tanı: Üç aydan uzun süredir pelvik ağrı çeken, daha önce bakteriyel olmayan prostatit tanısı konmuş, NIH-CPSI skoruyla değerlendirildiğinde en az orta düzeyde belirtiye sahip (örneğin 15 ve üzeri) kişiler aday olabilir.
- Tedaviye Direnç: Klasik ilaç tedavilerinden (antibiyotik, alfa-bloker, ağrı kesiciler) yarar görmemiş veya bunların yan etkilerinden dolayı uzun süre kullanmak istemeyen hastalar için özellikle düşünülebilir.
- Prostat Kanseri Şüphesi: Öncelikle prostat kanseri gibi ciddi durumların dışlanması gerekir. MRI ya da biyopsi gibi tetkiklerle şüphe ortadan kalkmışsa TAE’ye başvurmak mantıklı bir seçenek olabilir.
İşlem Sonrasında Nelere Dikkat Edilmeli?
İşlem genellikle günübirlik yapıldığı için hastalar aynı gün veya ertesi gün taburcu olabilir. Yine de birkaç gün boyunca istirahat önerilir. Doktorunuz size şunları tavsiye edebilir:
- Hafif Aktivite Kısıtlaması: İlk hafta ağır egzersizlerden kaçınılması önerilir. Özellikle kasık bölgesini aşırı zorlayacak hareketler veya ağır kaldırma ertelenmelidir.
- İlaçlar: Ağrı kesici veya gerek duyuluyorsa hafif anti-enflamatuvar ilaçlar kısa süreli kullanılabilir.
- Hidrasyon: Yeterli su içmek kan dolaşımını düzenlemede ve olası yan etki riskini azaltmada yardımcıdır.
- Kontroller: Birkaç hafta sonra ağrı ve diğer semptomların seyri değerlendirilebilir. İlk aylarda NIH-CPSI skorunun gidişatını izlemek, gerektiğinde ikinci veya üçüncü seansa karar vermek adına önemlidir.
Uzun Dönem Etkileri Nelerdir?
Araştırmada, 1 ay gibi kısa dönemde başlayan iyileşme eğiliminin 6. ay ve 12. aydan sonra dahi devam ettiği gösterilmiştir. Elbette hastadan hastaya farklılık olabilir, ancak toplam ortalama 16-17 aylık izlem süresince semptomların belirgin düzeyde kontrol altına alınabildiği dikkat çekicidir. Örneğin “klinik başarı” elde edenlerin %90’ı, 6. ayda elde ettikleri kazanımları 1 yıldan daha uzun süre boyunca korumuştur.
Kronik prostatit de tıpkı kronik bel ağrısı gibi zaman zaman nüks ve iyileşme dönemleri içerebilir. TAE sayesinde, bu nüksler büyük oranda hafifleyebilir veya kontrol edilebilir seviyeye indirilebilir. Ayrıca işlem sonrası ilaç kullanımına duyulan ihtiyaç azalmış gibi görünmektedir. Araştırmada, TAE sonrası geleneksel ilaçlara bağımlılığın yarı yarıya düştüğü belirtilmiştir. Bu da uzun vadede ilaç yan etkileri ve maliyetler açısından avantaj sunar.
Pelvik Ağrının Kas/Kemik Kaynaklı Olması Durumunda Ne Olur?
Kronik prostatit/CPPS’de bazen pelvik taban kaslarındaki spazm ya da başka yumuşak doku sorunları da ağrının bir parçasıdır. Bu nedenle araştırmada, yalnızca prostatik arterlere değil pelvik taban kaslarını besleyen internal pudendal arter (IPA) gibi damarlara da işlem uygulandığı bildirilmektedir. Özellikle “evoked pain” testinde kasık bölgesinde tipik ağrı hissedilirse IPA embolizasyonu da yapılmıştır. Sonuçlar, bu yaklaşımın ağrı yönetiminde önemli katkı sağladığını ortaya koymuştur. Tabii ki bu durum her hasta için geçerli olmayabilir; hekimin, hangi damarın hedeflenmesi gerektiğini doğru saptaması önemlidir.
“Ya Tekrar Etmesi Gerekirse?” Sorusuna Nasıl Bakılmalı?
Embolizasyon, kalp-damar cerrahisi ya da büyük bir ameliyat değildir; dolayısıyla daha az invaziv bir yoldur. Buna rağmen, bazı hastalarda semptomlar bir süre sonra geri gelebilir ya da ilk seansta istenilen düzeyde iyileşme sağlanamayabilir. Bu durumda ikinci hatta üçüncü bir seans uygulanabilmektedir. Bahsi geçen çalışmada 76 işlem seansından söz ediliyor; 44 hastanın bir kısmı (22 hasta) iki kez, 5 hasta ise üç kez TAE almıştır. Yine de çoğu hastada ilk veya ikinci seansta elde edilen sonuçlar tatmin edici gözükmektedir.
Bu Tedavi Kimler İçin Uygun Değildir?
- Prostat Kanseri Olanlar: Prostat kanseri tanısı almış birinde kanser tedavisi ön plandadır.
- Ağır Kalp-Damar Sorunları: Damar yoluyla yapılan her işlemde olduğu gibi, eğer hasta önemli kalp-damar problemlerine sahipse ekstra önlemler gerekebilir.
- Aktif Enfeksiyon Varlığı: Ateşli bir enfeksiyon veya bakteri üremesi tespit edildiyse önce enfeksiyon tedavi edilmelidir.
- Anatomik Engeller: Damar yapısında ciddi bozukluklar veya kateterle ulaşılması mümkün olmayan durumlar varsa teknik olarak uygulanması zorlaşabilir.
Gelecekteki Araştırmalar ve Son Sözler Neler?
Bu ilk bulgular ümit verici olsa da transkateter arteriyel embolizasyonun kronik prostatit/CPPS için “standart” tedavi olması adına elbette daha geniş kapsamlı, farklı ülkelerde ve daha fazla sayıda hastayla yürütülecek çalışmalarla desteklenmesi beklenir. Bununla birlikte mevcut sonuçlar bu yöntemin etkili ve güvenli olduğunu düşündürüyor. Özellikle:
- %70’lere varan 6 aylık başarı oranı
- Ortalama 16-17 aylık takipte %64 civarında kalıcılık
- Hastaların yarısında ek ilaç gereksiniminin ortadan kalkması veya önemli ölçüde azalması
Bunlar uzun yıllardır kronik ağrıyla boğuşan birçok erkek hastada yaşam kalitesini artırabilecek sevindirici gelişmelerdir.
Unutmayın ki insan bedeni kompleks bir sistemdir. Pelvik ağrılar sadece prostat kaynaklı olmayabilir; bu nedenle tanı aşamasında ayrıntılı muayene, görüntüleme ve tetkik şarttır. Embolizasyon, doğru seçilmiş hastada başarılı sonuçlar verebilir; ancak herkes için uygun olmayabilir. Bir hastanın nitelikli bir ürolog, girişimsel radyolog ve gerekirse ağrı uzmanından oluşan multidisipliner bir ekiple değerlendirilmesi, en sağlıklı yaklaşım olacaktır.
Toparlayacak Olursak
Kronik prostatit/CPPS, erkeklerde yıllar süren kasık ve pelvik bölge ağrılarına yol açabilen, yaşam kalitesini ciddi biçimde düşüren bir hastalıktır.
- Geleneksel ilaç tedavileri her zaman etkili olmaz; çünkü altta yatan mekanizma çok etmenlidir ve tam olarak anlaşılamamıştır.
- Transkateter Arteriyel Embolizasyon, problemi yaratan bölgedeki aşırı kanlanmayı ve iltihabı besleyen damarlanmayı geçici olarak kısıtlar.
- Araştırma verilerine göre, 6. ayda hastaların %70’ine yakını “klinik başarı” elde etmiş, bu da semptomlarda en az 6 puanlık (NIH-CPSI bazlı) azalmaya işaret eder. Yaklaşık 1,5 yıllık izlemde bu oran %64 civarında seyretmiştir.
- İşlem günübirlik veya kısa süreli yatışla yapılabilir, büyük cerrahi girişimlere kıyasla daha az travmatiktir ve ciddi komplikasyon oranı çok düşüktür.
- Uzun dönem sonuçları cesaret verici olmakla birlikte daha geniş ölçekli klinik çalışmalarla verilerin desteklenmesi önemlidir.
Kronik prostatit/CPPS bir “kader” değildir. Her hastanın hikâyesi farklı olsa da güncel tıbbi yaklaşımlar bizlere eskisine göre çok daha fazla çözüm yolu sunuyor. Eğer siz ya da yakınlarınız bu tür uzun süreli pelvik ağrılardan mustaripseniz, uzman hekimlere danışarak hangi tedavi seçeneklerinin uygun olduğunu öğrenmeniz ilk adımdır. TAE gibi yenilikçi yöntemler doğru hastada uygulandığında, ağrıda ve yaşam kalitesinde gözle görülür bir iyileşme sağlayabilir. Bir başka deyişle, yıllardır kesilmeyen o “zemin ağrısı” nihayet uykuya dalabilir ve hastaların hayatlarına daha konforlu şekilde devam etmelerine kapı açabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kronik prostatitte embolizasyon tedavisi hangi hastalarda uygulanır?
İlaç tedavisi ve diğer yöntemlerle sonuç alınamayan, şiddetli ağrı ve idrar sorunları yaşayan kronik prostatit hastalarında embolizasyon tedavisi tercih edilir.
Kronik prostatitte embolizasyon işlemi nasıl yapılır?
Kasık damarından girilerek prostatı besleyen damarlara ulaşılıp özel mikropartiküller enjekte edilir. Böylece prostatın kan akışı azaltılarak iltihap ve şikayetler kontrol altına alınır.
Embolizasyon tedavisinin prostat ameliyatına göre avantajları nelerdir?
Genel anestezi gerektirmez, daha az invazivdir ve iyileşme süreci kısadır. Ayrıca ameliyat riskleri yüksek olan hastalar için güvenli bir seçenek sunar.
Kronik prostatitte embolizasyon sonrası ağrılar ne kadar sürede azalır?
Hastaların çoğunda işlemden sonraki birkaç hafta içinde pelvik ağrı, idrar sıkışması ve yanma şikayetlerinde belirgin azalma görülür.
Kronik prostatitte embolizasyonun yan etkileri nelerdir?
Geçici idrar yanması, kasık bölgesinde ağrı ve hafif ateş görülebilir. Nadir durumlarda damar tıkanıklığı veya enfeksiyon gelişebilir, ancak genellikle hafif ve kontrol edilebilir seyreder.
Kronik prostatitte embolizasyon sonrası iyileşme süreci nasıldır?
Hastalar genellikle birkaç gün içinde günlük yaşamına döner. Tam iyileşme ve şikayetlerin kaybolması birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişebilir.
Embolizasyon tedavisi cinsel fonksiyonları etkiler mi?
Çoğu hastada cinsel fonksiyonlar korunur. Bazı çalışmalarda ereksiyon ve boşalma üzerine olumsuz bir etki bildirilmemiştir, hatta yaşam kalitesinin arttığı gözlemlenmiştir.
Kronik prostatitte embolizasyon kalıcı bir çözüm sağlar mı?
Tedavi çoğu hastada uzun süreli rahatlama sağlar. Ancak bazı durumlarda prostat yeniden büyüyebilir veya şikayetler tekrarlayabilir, bu nedenle düzenli takip gerekir.
Kronik prostatitte embolizasyon ile antibiyotik tedavisi birlikte kullanılabilir mi?
Evet, bazı hastalarda embolizasyon öncesinde veya sonrasında antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Bu yaklaşım enfeksiyon kontrolünü güçlendirebilir.
Kronik prostatitte embolizasyon sonrası hasta takibi neden önemlidir?
Tedavi sonrası prostat boyutu, idrar fonksiyonları ve semptomların takibi gerekir. Düzenli kontroller olası tekrar veya komplikasyonları erkenden tespit etmeyi sağlar.

Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez, minimal invaziv damar içi tedavilere odaklanan, Türkiye’nin önde gelen girişimsel radyoloji ve nöroradyoloji uzmanlarından biridir. Anevrizma ve inme tedavileri, embolizasyon işlemleri, tiroid ve paratiroid hastalıklarının ameliyatsız tedavileri, girişimsel onkoloji ve periferik damar girişimleri başlıca uzmanlık alanları arasındadır. Halen İstanbul Memorial Göztepe Hastanesi Girişimsel Radyoloji ve Nöroradyoloji Bölümü Sorumlusu olarak görev yapmaktadır.
1997 yılında İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Kılıçkesmez, 2012–2013 yıllarında Londra Guy’s & St Thomas’ ve King’s College Hospital’da “Clinical Fellow” olarak girişimsel radyoloji ve onkoloji alanında ileri eğitim almıştır. 2020 yılında profesör unvanını almış, aynı yıl SBÜ Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Girişimsel Radyoloji Kurucu Hekimi olmuştur. Ayrıca EBIR (European Board of Interventional Radiology) sertifikasına sahiptir.
Prof. Dr. Kılıçkesmez’in 94 uluslararası, 40 ulusal makalesi ve 2500’ün üzerinde atıfı bulunmaktadır. American Journal of Roentgenology (AJR) ve Diagnostic & Interventional Radiology gibi prestijli dergilerde hakemlik yapmaktadır. Klinik ve akademik deneyimiyle inme tedavisi, beyin anevrizması, embolizasyon, tümör ablasyonu ve tiroid/paratiroid hastalıklarının minimal invaziv tedavileri konularında ulusal ve uluslararası alanda referans gösterilen bir isimdir.

Vaka Örnekleri
Bel fıtığı disk içi radyofrekans tedavisi sonucu
Fıtık Tedavisi
Boyun Fıtığı Tedavisinde Lazer Teknolojisi ve Anjiyografi
Fıtık Tedavisi
Basedow-Graves hastalığı ameliyatsız tedavi sonucu
Tiroid Hastalıkları
TAKE işlemi ile yok edilen karaciğer tümörü
Kanser Tedavisi
Ameliyatsız Paratiroid Adenomu Tedavisi Sonucu
Paratiroid Adenomu
Sol akciğer komşuğuna gizlenmiş paratiroid adenomu
Paratiroid Adenomu
Bağırsak dalak anevrizması embolizasyonu
Embolizasyon
Dev dalak damar anevrizması kaplı stent ile tedavisi
Stent
Böbrek damarı anevrizmasının akım yönlendirici stent ile tedavisi
Stent
Dev Karaciğer Hemanjiom Mikrodalga Ablasyon
Ablasyon
Santral ven oklüzyonu: Balon tedavisi
Vakalar
Y stent eşlikli kapalı anevrizma tedavisi
Vakalar