Varikosel embolizasyonu, testislerdeki hastalıklı toplardamarların cerrahi bir kesi yapılmadan, anjiyografi eşliğinde damar içerisinden girilerek kalıcı olarak kapatılmasıdır. Girişimsel radyoloji uzmanları tarafından uygulanan bu ameliyat dışı prosedür, sadece bir iğne deliği aracılığıyla gerçekleştirilen, dikişsiz ve hastanede yatış gerektirmeyen en gelişmiş tedavi yöntemidir. Klasik cerrahinin aksine genel anestezi riski barındırmayan bu işlem ağrı şikayetlerini gidermede ve sperm parametrelerini iyileştirerek üreme sağlığını desteklemede son derece yüksek başarı oranlarına sahiptir. Modern teknolojinin sunduğu bu konforlu yaklaşım dokulara zarar vermeden doğrudan sorunlu damara müdahale ederek hastaların aynı gün sosyal yaşantılarına dönmesine olanak tanır.

Yazı İçeriği

Varikosel Embolizasyonu Tedavisine İhtiyaç Duyulan Varikosel Hastalığı Nedir?

Vücudumuzdaki toplardamarların en temel görevi, dokularda kullanılmış ve oksijeni azalmış olan kanı temizlenmesi için yerçekimine karşı koyarak kalbe geri taşımaktır. Bu zorlu yukarı doğru yolculuk sırasında kanın geriye kaçmasını engellemek için damarların iç yüzeylerinde tek yönlü çalışan küçük kapakçıklar bulunur. Varikosel hastalığı, testislerin etrafını saran ve tıbbi dilde pampiniform pleksus olarak adlandırılan damar ağındaki bu kapakçıkların zamanla bozulması veya doğuştan yetersiz olması durumudur.

Kapakçıklar görevini yerine getiremediğinde, normalde yukarı doğru pompalanması gereken kan, yerçekiminin de etkisiyle geriye doğru kaçar ve testislerin etrafındaki damarlarda göllenmeye başlar. Bu durumu bacaklarda sıkça karşılaştığımız varis probleminin testis torbasında ortaya çıkan bir versiyonu olarak düşünebilirsiniz. Kanın bu bölgede sürekli olarak birikmesi, damarların genişlemesine, boylarının uzamasına ve dışarıdan fark edilebilecek kadar kıvrımlı bir hal almasına neden olur. Erkek nüfusunun önemli bir bölümünü etkileyen bu durum genellikle ergenlik döneminde başlar ve yaş ilerledikçe yavaş yavaş ilerleyici bir karakter gösterebilir.

Neden Varikosel Vakalarının Çoğu Sol Tarafta Görülür ve Varikosel Embolizasyonu Gerektirir?

Klinik incelemelere ve istatistiklere bakıldığında varikosel probleminin büyük bir çoğunlukla sol testiste ortaya çıktığı açıkça görülmektedir. Bu durum tamamen insan vücudunun anatomik tasarımıyla ilgili fiziksel bir gerçektir. Sol taraftaki testiküler toplardamar, sağ taraftakine kıyasla gözle görülür derecede daha uzundur. Damarın uzunluğunun fazla olması, içerisindeki kan sütununun ağırlığını artırır ve kanın yukarı doğru itilmesini çok daha zor bir hale getirerek hidrostatik basıncı yükseltir.

Bunun yanı sıra sol damarın bağlandığı ana damarla yaptığı açı da büyük bir önem taşır. Sol testiküler damar, sol böbrek toplardamarına tam doksan derecelik dik bir açıyla dökülür. Bu dik açı, sürekli akan ana kan akımına karşı doğal ve mekanik bir direnç oluşturarak geriye kaçışı tetikler. Tıpta fındıkkıran olayı olarak bilinen bir başka durum da sol böbrek toplardamarının karın içindeki iki büyük ve sert atardamar arasında sıkışmasıdır. Bu sıkışma durumu arkasındaki sistemde devasa bir basınç birikimine yol açar ve en uç noktadaki testis damarlarının genişlemesine zemin hazırlayarak varikosel oluşumunu kaçınılmaz hale getirir.

Hastalığın Vücuttaki Etkileri ve Varikosel Embolizasyonu İhtiyacını Gösteren Belirtiler Nelerdir?

Pek çok durumda varikosel sinsi bir şekilde ilerler ve hiçbir belirgin şikayete yol açmaz. İnsanlar genellikle başka bir amaçla yapılan rutin sağlık kontrolleri sırasında veya çocuk sahibi olamama araştırmalarında bu duruma sahip olduklarını tesadüfen öğrenirler. Ancak hastalık belirti vermeye başladığında yaşam kalitesini oldukça düşürebilir. En sık karşılaşılan şikayet, özellikle günün ilerleyen saatlerinde artan ve testis torbasında hissedilen rahatsız edici ağrılardır.

Bu ağrı türü keskin olmaktan ziyade künt, sızlayıcı ve daha çok bir çekilme hissi şeklinde tarif edilir. Uzun süre ayakta durmak, ağır fiziksel güç gerektiren işlerde çalışmak veya zorlayıcı sporlar yapmak bu ağrının şiddetini artırır. Sırtüstü uzanıp dinlenmek ise damarlardaki kanın boşalmasını sağladığı için genellikle hastayı rahatlatır.

Sık rastlanan belirtiler şunlardır:

  • Künt ağrı
  • Ağırlık hissi
  • Şişlik
  • Gözle görülür damarlanma
  • Testiste küçülme

Özellikle ergenlik döneminde başlayan şiddetli ve erken evre varikosellerde, sürekli olarak biriken kirli kanın yarattığı baskı ve yüksek ısı nedeniyle etkilenen testiste yaşıtlarına göre bir gelişme geriliği veya fark edilebilir bir küçülme meydana gelebilir.

Varikosel ve Kısırlık Arasındaki İlişki Nasıldır ve Varikosel Embolizasyonu Bu Durumu Nasıl Çözer?

Varikosel, erkek kısırlığının en çok karşılaşılan ve aynı zamanda tedavi edilerek geri döndürülebilen en temel nedenidir. İlk kez çocuk sahibi olmak isteyip başarılı olamayan erkeklerin büyük bir kısmında bu rahatsızlık saptanır. Daha önce çocuğu olup ikinci veya üçüncü çocukta sorun yaşayan erkeklerde ise varikosel görülme oranı çok daha yüksek seviyelere çıkar. Bu güçlü bağlantının arkasında yatan asıl mekanizma, vücudun hassas ısı dengesinin bozulmasıdır.

Testislerin insan vücudunun dışında, ayrı bir torbada yer almasının hayati bir amacı vardır. Sağlıklı bir sperm üretimi süreci için testislerin sıcaklığının normal vücut ısısından her zaman biraz daha düşük olması gereklidir. Varikosel geliştiğinde, genişlemiş damarlarda sürekli olarak bekleyen ve göllenen kan, testislerin etrafında adeta sıcak bir radyatör gibi çalışarak bölgenin genel ısısını artırır. Çok küçük bir ısı artışı bile sperm üretimiyle görevli hassas hücrelerin çalışma düzenini bozar.

Ayrıca sürekli aynı yerde bekleyen kirli kanda oksijen seviyesi giderek düşer. Bu durum hücresel düzeyde oksijensizliğe yol açar. Üstelik böbreklerden süzülmesi gereken bazı atık maddeler de bu ters akım nedeniyle testislere kadar inebilir. Tüm bu olumsuz koşullar birleştiğinde spermlerin toplam sayısı düşer, ileriye doğru hareket etme yetenekleri zayıflar ve yumurtayı döllemek için ihtiyaç duydukları normal fiziksel yapıları bozulur.

Varikosel Embolizasyonu Kararı Alınmadan Önce Kesin Tanı Süreci Nasıl İşler?

Başarılı bir tedavi sürecinin en önemli adımı, hastalığın doğru, eksiksiz ve kesin bir şekilde teşhis edilmesidir. Tanı süreci her zaman detaylı bir hekim değerlendirmesi ile başlar ve modern radyolojik cihazların yardımıyla doğrulanır. Hastanın anlattığı şikayetlerin dinlenmesi ve dikkatli bir inceleme yapılması tanı sürecinin temelini oluşturur.

Muayene sırasında hastanın ayakta durması istenir ve karın içi basıncını artıracak ıkınma hareketleri yaptırılır. Bu sayede damarlardaki kanın geriye doğru ne şiddette kaçtığı elle hissedilerek hastalığın derecesi belirlenir. Daha sonra ise görüntüleme aşamasına geçilerek gözle veya elle tespit edilemeyen en derinlerdeki anatomik detaylar incelenir. Üreme sağlığı ile ilgili endişeler varsa, hücrelerin durumu laboratuvar ortamında mikroskobik düzeyde araştırılır.

Kullanılan başlıca tanı araçları şunlardır:

  • Fiziksel muayene
  • Ultrasonografi
  • Sperm testi
  • Kan tahlilleri

Ultrasonografi cihazları, ses dalgaları yardımıyla damarların çapını milimetrik olarak ölçer ve kanın akış yönünü renkli haritalar halinde ekrana yansıtır. Akımın ne kadar süreyle geriye kaçtığının saniye cinsinden hesaplanması kesin tanıyı koydurur.

Her Teşhis Edilen Vakada Cerrahi ya da Varikosel Embolizasyonu Yapılması Şart mıdır?

Toplumdaki genel yanılgılardan biri, vücutta tespit edilen her varikoselin mutlak surette bir müdahale gerektirdiği inancıdır. Bu son derece yanlış bir düşüncedir. Sadece tesadüfen saptanan ve kişiye hiçbir rahatsızlık vermeyen, üreme fonksiyonlarını bozmayan hafif dereceli varikoseller genellikle tedavi edilmez; sadece düzenli aralıklarla izlenmesi önerilir.

Ancak kişi uzun süredir çocuk sahibi olamıyorsa ve yapılan testlerde sperm parametreleri bozuk çıkmışsa tedavi güçlü bir şekilde tavsiye edilir. Aynı şekilde kişinin günlük hayatını zindana çeviren, çalışmasını veya sosyal hayata katılmasını engelleyen kronik testis ağrıları mevcutsa müdahale kaçınılmazdır. Özellikle büyüme çağındaki gençlerde testislerden birinin diğerine göre belirgin oranda geride kalması, organın gelecekteki fonksiyonlarını korumak adına acil bir tedavi kararı alınmasını gerektirir.

Geleneksel Ameliyatlara Kıyasla Varikosel Embolizasyonu ve Avantaji Nedir?

Modern tıp teknolojilerinin zirve noktalarından biri olan girişimsel radyoloji, insan vücudundaki uçsuz bucaksız damar ağını bir otoyol ağı gibi kullanır. Bu ağ üzerinden ilerleyerek, hedef bölgeye dışarıdan hiçbir kesi yapmadan ulaşmayı sağlayan tedavi şekline embolizasyon adı verilir. Açık cerrahi işlemlerde, kasık bölgesine neşterle bir kesi yapılır, deri altı dokular ve kaslar aralanır, içinden geçen damar paketi bulunarak hastalıklı olduğu düşünülenler tek tek dışarıdan bağlanır.

Varikosel embolizasyonu ise tamamen içeriden çalışan zarif bir yöntemdir. Boyun veya kasık bölgesindeki ana toplardamarlardan birine çok ince bir iğne ile girilir. Ekranda damarların içi canlı olarak izlenerek, vücudun derinliklerinden ilerlenir ve doğrudan testis torbasına inen sorunlu damarın tam merkezine ulaşılır. Dışarıdan kesmek veya bağlamak yerine, damarın içi çeşitli tıbbi materyallerle doldurularak kalıcı bir şekilde tıkanır. Hastalıklı damar devreden çıkınca, kan doğal bir savunma mekanizması olarak hemen yakındaki sağlıklı damarlara yönelir ve sorun kökünden çözülmüş olur. En büyük avantajı, ameliyatsız bir yöntem olmasının yanısıra iç damar ağını tamamıyla gösterip yan yolların da mükemmel kapatılmasına olanak sağlamasıdır.

Varikosel Embolizasyonu Gününde Hastaları Hastanede Hangi Hazırlık Süreçleri Beklemektedir?

Bu yenilikçi tedavi, hastanın günlerce hastanede yatmasını gerektirmeyen, aynı gün içinde tamamlanıp evine dönebileceği bir prosedürdür. İşlem günü hastaneye gelindiğinde hazırlık süreçleri oldukça sakin ve konforlu geçer. İşlemin sorunsuz ilerleyebilmesi için hastanın midenin boş olması istenir, bu nedenle genellikle müdahaleden önceki gece yarısından itibaren hiçbir şey yenilip içilmemesi tavsiye edilir.

Hastaneye yatış işlemleri yapıldıktan sonra, genel sağlık durumunu kontrol etmek ve işlemin güvenliğini sağlamak adına kan numuneleri alınarak laboratuvara gönderilir. Kanın normal bir şekilde pıhtılaşıp pıhtılaşmadığı ve işlem sırasında kullanılacak ilaçları süzmekle görevli böbreklerin ne kadar sağlıklı çalıştığı bu testlerle net bir şekilde anlaşılır.

İşlem öncesi istenen rutin testler şunlardır:

  • Tam kan sayımı
  • Pıhtılaşma profili
  • Böbrek fonksiyon testleri
  • Viral taramalar

Test sonuçları uygun çıktığında, hasta özel bir önlük giyerek işlem odasına alınır. Genel anestezi kullanılmadığı için hastanın bir refakatçiyle uzun süreli uyanma süreçleri yaşamasına gerek kalmaz.

Adım Adım İlerlersek Varikosel Embolizasyonu İşleminde Vücuda Nereden ve Nasıl Girilir?

İşlem ileri teknolojiyle donatılmış, yüksek çözünürlüklü ekranların ve özel röntgen cihazlarının bulunduğu anjiyografi ünitelerinde gerçekleştirilir. Hasta konforlu bir işlem masasına sırtüstü yatırılır. Vücuda giriş noktası olarak genellikle boyun bölgesindeki sağ şah damarının hemen yanından geçen büyük toplardamar veya kasık bölgesindeki toplardamar tercih edilir. Boyundan giriş yapılması, damar yollarının anatomik olarak çok daha düz olması ve hastanın işlem biter bitmez ayağa kalkabilmesi gibi eşsiz avantajlar sunar.

Giriş yapılacak olan küçük alan, ince bir iğne yardımıyla lokal anestezi ilaçlarıyla tamamen uyuşturulur. Bu sayede hasta işlem boyunca sadece hafif bir dokunma hissi algılar, kesinlikle keskin bir acı hissetmez. Uyuşma sağlandıktan sonra damarın içine incecik bir plastik kılıf yerleştirilir. Tüm işlem bu küçük kılıfın içinden geçirilen, oldukça yumuşak, yönlendirilebilir ve içi boş tıbbi tüplerle yönetilir.

Varikosel Embolizasyonu İşleminde Kullanılan Venografi (Damar Haritalaması) Neden Çok Kritiktir?

Kateter adı verilen ince tüplerle hedef damarın ana girişine ulaşıldığında, tedavinin başarısını belirleyen en hayati aşama başlar. Bu ince borunun içinden, röntgen cihazlarında damarların görünür olmasını sağlayan özel tıbbi bir boya verilir. Bu boya damar ağına yayıldığında, bilgisayar ekranlarında o bölgedeki tüm damar ağının son derece detaylı ve hareketli bir haritası belirir.

Bu haritalama süreci sırasında hastadan kuvvetli bir şekilde ıkınması istenir. Ikınma ile yaratılan yüksek basınç, normal şartlarda gizli kalan ve kanı sızdıran tüm kaçak yollarını, köprü damarları ve incecik yan dalları tek tek ortaya çıkarır. Geleneksel açık cerrahi ameliyatlarda sadece kasık bölgesindeki kesiden görülebilen damarlar bağlanabildiği için bu derin ve gizli yan dallar genellikle gözden kaçar. Venografi haritalaması, sorunun kaynağını mikroskobik boyutlara kadar tespit etme imkanı verdiği için benzersizdir.

Varikosel Embolizasyonu İşleminde Arızalı Damarları Kapatmak İçin Hangi Malzemeler Kullanılır?

Sorunlu ve kaçak yapan damarlar haritalanıp yerleri kesin olarak tespit edildikten sonra kapatma işlemine geçilir. Bu aşamada, hastanın anatomisine ve damarların genişliğine göre seçilen son derece güvenli ve vücutla tam uyumlu malzemeler kullanılır. Modern tıp dünyasında en yüksek kalıcılık başarısı, farklı özelliklere sahip tıkayıcıların bir arada kullanıldığı tekniklerle elde edilmektedir.

Kateterin içinden damara bırakılan ve tel şeklinde olup dışarı çıktığında kendi üzerine katlanarak yumak şeklini alan metalik yaylar, kanın akışını mekanik bir duvar gibi keser. Bununla birlikte damarın iç yüzeyine temas ettiğinde büzüşme yaratan ve kalıcı olarak kapanmasını sağlayan ilaçlar da sürece dahil edilir. Bu iki yöntemin birleşimi, sızdırmaz ve ömür boyu kalıcı bir tıkanma yaratır.

Kullanılan temel tıkayıcı malzemeler şunlardır:

  • Metalik koiller
  • Sklerozan ajanlar
  • Sıvı yapıştırıcılar
  • Tıkayıcı tıkaçlar

Bu materyaller ömür boyu vücutta kalmak üzere dizayn edilmiştir ve dışarıdan asla hissedilmezler.

Hasta Konforu Açısından Varikosel Embolizasyonu Neden Klasik Ameliyatlardan Daha Avantajlıdır?

Cerrahi müdahaleler, ne kadar mikro düzeyde yapılırsa yapılsın doğası gereği dokuların kesilmesini, ayrılmasını ve sonrasında dikilmesini gerektirir. Bu durum hem işlem sırasındaki genel anestezi risklerini beraberinde getirir hem de iyileşme süresini haftalara yayar. Cerrahi sonrasında dikiş yerlerinde gerginlik, ağrı ve enfeksiyon riski hastanın yaşam konforunu bir süre için oldukça sınırlar.

Buna karşın ameliyatsız embolizasyon yönteminde hasta baştan sona uyanıktır. Bilinci yerindedir, işlemi yapan hekimle sohbet edebilir ve müzik dinleyebilir. Vücutta neşter izi, yara veya dikiş bulunmadığı için yara bakımı veya pansuman gibi uğraşlar yoktur. Dahası, açık cerrahide kazara çevredeki testis atardamarına veya lenf kanallarına zarar verme riski varken, embolizasyon damarın tamamen içinden yapıldığı için çevre dokular yüzde yüz oranında güvendedir.

Klasik Ameliyat Sonrası Hastalığı Tekrarlayanlarda Neden Varikosel Embolizasyonu Tercih Edilir?

Açık varikosel ameliyatı geçiren hastaların belirli bir yüzdesinde, gözden kaçan ince damarlar nedeniyle aylar veya yıllar sonra hastalık aynı şekilde tekrarlayabilir. Bu duruma nüks adı verilir. Hastalık tekrarladığında ikinci bir açık cerrahi ameliyat yapmak son derece riskli ve zor bir karardır. İlk ameliyat bölgesinde oluşan iyileşme dokuları, damarları ve sinirleri birbirine karmaşık bir şekilde yapıştırır.

Bu yapışık dokular içinde ikinci kez neşterle ilerlemek, sağlıklı organlara zarar verme riskini astronomik ölçüde artırır. Ancak embolizasyon yöntemi, bu sorunlu kasık bölgesinin yakınına bile uğramaz. Tedavi tamamen farklı bir yoldan, çok uzaktaki bir damarın içinden girilerek gerçekleştirildiği için, kasıktaki önceki ameliyat izleri ve skar dokuları süreci hiçbir şekilde olumsuz etkilemez. Bu nedenle tüm dünyada nüks vakalar için bir numaralı kurtarıcı tedavi embolizasyondur.

İşlem Bittiğinde Varikosel Embolizasyonu Sonrası İyileşme Dönemi Nasıl Geçer?

Damar tamamen kapatılıp tüm kaçaklar engellendikten sonra işlem sonlandırılır. Damar içindeki ince tüp nazikçe dışarı çekilir ve iğnenin girdiği noktaya sadece birkaç dakika parmakla hafif bir baskı uygulanır. Kesi olmadığı için dikiş atmaya gerek yoktur, sadece o noktaya ufak bir bant yapıştırılır. Hasta kendi ayakları üzerinde yürüyerek dinlenme odasına geçer ve genellikle bir iki saatlik kısa bir gözlem sürecinin ardından hastaneden taburcu edilerek evine yollanır.

Evdeki iyileşme süreci oldukça rahat geçer. İlk gün hastanın evde istirahat etmesi ve kendisini zorlamaması yeterlidir. Masa başı çalışan veya çok ağır fiziksel aktivite gerektirmeyen işleri olan bireyler genellikle hemen ertesi gün normal günlük yaşantılarına dönebilirler. Ciddi güç gerektiren sporlara ve ağır kaldırmaya ise sadece kısa bir süre ara verilmesi önerilir.

Taburcu olduktan sonra dikkat edilecekler şunlardır:

  • İstirahat
  • Bol sıvı tüketimi
  • Hafif yürüyüşler
  • Sağlıklı beslenme

Çok hafif sızılar hissetmek doğal kabul edilir ve basit eczane ilaçlarıyla kolaylıkla geçer.

Çocuk Sahibi Olmak İsteyenlerde Varikosel Embolizasyonu Sonrası Değerler Ne Zaman Düzelir?

Başarılı bir tedavinin ardından hastalar genellikle test sonuçlarında anında bir iyileşme görmeyi beklerler, ancak insan vücudunun biyolojik saati farklı işler. Testislerde yeni ve sağlıklı spermlerin üretilmeye başlanması, olgunlaşması ve dışarı atılmaya hazır hale gelmesi oldukça karmaşık ve zaman alan bir süreçtir. Bu döngü ortalama olarak yetmiş iki ile doksan gün arasında bir süre gerektirir.

Bu nedenle tedavinin üreme hücreleri üzerindeki olumlu etkisini görmek için ilk kontrol testleri üçüncü ayın sonunda yapılır. Hastaların büyük bir çoğunluğunda bu dönemde sperm sayısında, hareketliliğinde ve yapısında çok ciddi düzelmeler tespit edilir. Altıncı aya gelindiğinde ise iyileşme maksimum seviyeye ulaşır ve dengelenir. Üreme sağlığı bozulan pek çok çift, bu tedaviden sonraki ilk bir yıl içerisinde doğal yollarla çocuk sahibi olma şansını yakalar.

Varikosel Embolizasyonu İşlemi Sırasında Hastalar Herhangi Bir Ağrı veya Acı Hisseder mi?

Birçok hastanın aklındaki en büyük korku, işlemin ağrılı olup olmayacağıdır. Vücudumuzdaki kan damarlarının iç yüzeylerinde ağrıyı algılayacak sinir uçları bulunmaz. Bu nedenle kateter adı verilen ince borular damar içinde ilerlerken veya materyaller yerleştirilirken hastalar içeride kesinlikle hiçbir şey hissetmezler. Hissedilen tek şey, tıpkı standart bir kan alma işleminde veya damar yolu açılmasında olduğu gibi, iğnenin cildi geçtiği o ilk saniyedeki sinek ısırığı benzeri temastır.

Zaten bu giriş noktası da öncesinde özel ilaçlarla güçlü bir şekilde uyuşturulduğu için acı hissi tamamen sıfırlanır. Damarlar haritalanırken kullanılan boyanın vücuda verilmesi sırasında ise sadece o bölgede birkaç saniye süren hafif bir sıcaklık veya ılık bir dalgalanma hissi oluşabilir, bu da son derece normaldir ve hızla kaybolur.

Görüntüleme Cihazları Kullanılan Varikosel Embolizasyonu Sırasında Alınan Radyasyon Tehlikeli midir?

Damarların içini görebilmek için modern anjiyografi cihazları kullanılır ve bu cihazlar elbette bir miktar x-ışını üretir. Ancak girişimsel radyoloji ünitelerindeki teknoloji son derece gelişmiştir ve bu cihazlar olabilecek en düşük radyasyon dozuyla maksimum görüntü kalitesi sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. Cihazlar sadece işlemin yapıldığı ve kateterin ilerlediği spesifik bölgelere odaklanır, gereksiz yere tüm vücuda ışın verilmez.

Ayrıca işlemin doğası gereği, radyasyon yayan odak noktası testis bölgesinin oldukça uzağında kalır. Dolayısıyla testislerin veya üreme hücrelerinin radyasyondan zarar görmesi söz konusu değildir. İşlem boyunca alınan toplam dozaj, rutin bir akciğer röntgeninden veya basit bir tomografi çekiminden daha fazla risk oluşturmaz.

Estetik Açıdan Bakıldığında Varikosel Embolizasyonu Sonrası Testislerin Görünümü Düzelir mi?

Gözle görülür derecede genişlemiş ve kıvrımlı hale gelmiş damarlar, özellikle şiddetli varikosel vakalarında estetik açıdan da hastaları rahatsız edebilir. İşlem sırasında bu sorunlu damarlar içeriden kapatıldığında, damarların içine olan kan akışı anında kesilir. Ancak o güne kadar lastik gibi esnemiş ve genişlemiş olan bu damar duvarlarının eski haline dönmesi ve tamamen sönmesi biraz zaman alır.

Haftalar ve aylar geçtikçe, içi boşalan bu yapılar vücut tarafından yavaş yavaş küçültülür ve adeta kurumuş bir nehir yatağı gibi söner. Torba dolusu solucan görünümü zaman içerisinde büyük oranda kaybolur veya dışarıdan fark edilmeyecek kadar belirsiz bir hale gelir. Dokuların kendini toparlaması kişiden kişiye değişse de estetik sonuçlar son derece tatmin edicidir.

Her İki Testiste Sorun Varsa Varikosel Embolizasyonu Tek Seferde İki Tarafa da Uygulanabilir mi?

Vakaların çoğunluğu sol tarafta görülse de bazı durumlarda her iki testiste de varikosel gelişimi saptanabilir. Açık cerrahi yöntemlerde her iki tarafın tedavisi için kasığın hem sağına hem de soluna ayrı ayrı kesiler yapılması, ayrı ayrı dokuların açılması ve iki kat daha fazla yara izi oluşması gerekir.

Embolizasyon yönteminin en güzel yanlarından biri, vücuda açılan tek bir iğne deliğinin her iki tarafı tedavi etmek için yeterli olmasıdır. Boyundan veya kasıktan girilen o tek noktadan yönlendirilen kateter, vücudun içindeki ana kavşakları kullanarak önce sol damara girer, oradaki işlemi bitirdikten sonra geri çıkar ve bu kez sağ taraftaki damara yönelir. Tek seans, tek giriş ve aynı iyileşme süresi ile her iki taraftaki problem de tamamen çözülmüş olur.

Tıbbi Bir İşlem Olarak Varikosel Embolizasyonu Uygulamasının Olası Yan Etkileri Nelerdir?

Her tıbbi uygulamanın kendi içinde taşıdığı minimal riskler olsa da bu tedavi, tıp dünyasındaki en güvenli vasküler işlemlerden biri olarak kabul edilir. Cerrahiye kıyasla ciddi organ hasarı veya anestezi komplikasyonları riski barındırmaz. İşlem sonrasında yaşanabilecek durumlar genellikle çok hafif düzeydedir ve geçicidir.

Olası hafif yan etkiler şunlardır:

  • Morarma
  • Hassasiyet
  • Bel ağrısı
  • Hafif bulantı

İğne giriş yerinde küçük bir morluk oluşması en sık karşılaşılan ve birkaç gün içinde kendiliğinden geçen bir durumdur. Kullanılan boyaya veya tıkayıcı ajanlara karşı vücudun gösterebileceği anlık alerjik reaksiyonlar veya bel bölgesinde hissedilen geçici sızılar da kolaylıkla ve hızla kontrol altına alınır.

Varikosel Embolizasyonu Kararı Veren Bir Hasta Hastaneye Gelirken Yanında Neler Getirmelidir?

Tedavi günü hastaların rahat hissetmeleri sürecin stresi azaltması açısından çok önemlidir. Hastaneye gelirken pamuklu, bol ve sıkı lastikleri olmayan eşofman tarzı rahat kıyafetler tercih edilmelidir. Hastane süreçlerini hızlandırmak için daha önceden çekilmiş olan tüm ultrason görüntüleri, sperm analizi raporları ve yapılmışsa kan tahlili sonuçları mutlaka dosya halinde getirilmelidir.

İşlem sonrasında hasta kendi başına yürüyebilecek durumda olsa da hafif bir yorgunluk hissi olabileceğinden veya olası tedbir amaçlı, araba kullanmamaları tavsiye edilir. Bu nedenle hastaneden ayrılırken hastaya eşlik edecek ve onu güvenle eve götürecek bir yakınının bulunması her zaman en doğru yaklaşımdır.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Call Now Button